Şekilleri öğrendi, beşe kadar Türkçe ve İngilizce saymayı öğrendi. Bir ara en sevdiği yer yemek masasının altıydı. Ne zaman orada oynamak istese beni de yanında istedi, birlikte yemek masasının altında oynadık.
Geçen hafta, video’daki oyuncak en çok sevdiği oyuncaktı. Masanın altına girip onunla oynadığım bir gün farkettim ki Arel alfabeyi öğrenmiş!
Hem de bütün alfabeyi, nasıl oldu bilmiyorum.
Ernie (oyuncak) harfi söylüyor bizimki gidip o harfe basıyor. İlk farkettiğimde tesadüf sandım ama üst üste on harf bilince çok şaşırdım. Bir kaç gün oyuncakla oynarken izledik gerçekten de bütün harfleri biliyor. Kameraya çekerken dikkati dağıldığı için fazla oynamadı.
Ayın sekizinde preschool’a götüreceğim. Özellikle erken dönem hızlı öğrenen çocuklar üzerine uzmanlaşmış biriyle görüşeceğiz. Bakalım ne diyecek.
Bunun dışında son haftalarda çok sıcak kanlı olmaya başladı. Gelip sarılıyor öpüyor. Bir yeri acırsa mutlaka öptürüyor.
Hatta öpmezsek öpmeye zorluyor :)
Geçenlerde tozun toprağın içinde oynarken ayak parmağı acıdı. İlle de ayağını öpmemi istiyor, ayağı her ne kadar dünyanın en şirin şeyi olsa da kapkara. Uzaktan öptüm kabul etmedi. Öptüm ama durumun asfaltı yalamaktan farksız oluşu karşısında da kendimle dalga geçtim.
Herşey iyi güzel olsa da daha oturak eğitimine başlamadım. Bir ay önce koydum oturağı salonun ortasına gözü alışsın diye. Arada bir üzerine oyurup çiiiiişşşş diye sesler de çıkartıyoruz ama henüz hiç denemedim.
Ne zaman başlayacağımı da bir türlü bilemiyorum iki buçuğu beklesem çok beklemiş sayılmam herhalde ?
Ama hayat sarpa sarmasın bir şey kötüye gitti mi herşey kötüye gider.
Sonra dünyada yaşamakla seni sırtından silkelemeye çalışan bir devin sırtında yaşıyor olmak arasında fark kalmaz.
İkiside aynı şiddette sarsıntı yaratır.
Ben okul dönemi bitimlerinde yaşarım bu sarsıntıyı, sabrım inatla zorlandığında , kıyıya dönemeyecek kadar açıldığımda ve yakınlarda çıkacak bir kıyı bulamayacak kadar çaresiz kaldığımda yaşarım.
Ama şimdi bir şey iyi gitti mi herşey iyi gider zamanının sultanıyım.
Yukarıdaki çizimi ajansımın yönlendirdiği bir müşteri için yaptım beğendiler ve iyi bir anlaşma imzaladık.
Bir babanın doğmamış oğluna yazdığı bu şarkıyı, Arel’in babası çok seviyor.
Arelciğim bu şarkı babandan sana hediye.
“With Arms Wide Open” by Creed
Well I just heard the news today
It seems my life is going to change
I closed my eyes, begin to pray
Then tears of joy stream down my face
With arms wide open
Under the sunlight
Welcome to this place
I’ll show you everything
With arms wide open
With arms wide open
Well I don’t know if I’m ready
To be the man I have to be
I’ll take a breath, I’ll take her by my side
We stand in awe, we’ve created life
With arms wide open
Under the sunlight
Welcome to this place
I’ll show you everything
With arms wide open
Now everything has changed
I’ll show you love
I’ll show you everything
With arms wide open
With arms wide open
I’ll show you everything …oh yeah
With arms wide open..wide open
[Guitar Break]
If I had just one wish
Only one demand
I hope he’s not like me
I hope he understands
That he can take this life
And hold it by the hand
And he can greet the world
With arms wide open…
With arms wide open
Under the sunlight
Welcome to this place
I’ll show you everything
With arms wide open
Now everything has changed
I’ll show you love
I’ll show you everything
With arms wide open
With arms wide open
I’ll show you everything..oh yeah
With arms wide open….wide open
Daha önce yazdığım gibi Arel’in ikinci yaş sorunlarıyla ilgili çocuk psikoloğu arkadaşımdan yardım aldım.
Bir kaç günü birlikte geçirdiğimiz için bir çok farklı konuda, yazamayacağım kadar fazla bilgi edindim.
Her çocuk farklı, bu nedenle yazdıklarım herkes için uygun olmayabilir. Ama denemek isteyenlere birkaç tavsiye.
Arel’in ikinci yaş sorunlarıyla ilgili kendimi en çaresiz hissettiğim durum, istediği birşeyi yapmadığımızda ya da istemediği birşey olduğunda kendini yere atıp ağlamaya, bağırmaya ve tepinmeye başlaması oldu. Bu öyle bir hal almıştı ki günde ortalama elli defa yapıyordu (abartmıyorum)
Ve artık bir kere bile yapmıyor.
Önce iki yaş dönemi zorluklarının normal bir gelişim süreci olduğunu kabul edelim. Bazı şeyleri yaşaması gerekiyor. Duygularını nasıl kontrol edeceğini bilmiyor. Bütün iyi ve kötü şeyleri kocaman kocaman yaşıyor. Bizim için çok önemsiz birşey, onun için dünyanın sonu. Ağlama ve tepinme krizlerini yaşamayı da hiç istemiyorlar.
Sıkça böyle krizler yaşıyorsanız krizin öncesi çok önemli. Eğer önceden kızacağını bildiğiniz birşey olacaksa önlem olarak dikkatini başka birşeye çekmeniz gerekiyor. Arel’in sevdiği bir yerden ayrılırken onun buna çok ağlayacağını bildiğim için önlem olarak şunları yapıyorum.
- Yanıma sevdiği yiyeceklerden alıyorum, sevdiği bir kaç küçük oyuncak alıyorum. Birlikte oynadığımız, yürürken oynayabileceğimiz bir oyun oynamaya başlıyorum ya da sevdiği bir şarkıyı söylüyoruz… Bunun gibi bir çok örnek yaratılabilir önemli olan sevdiği birşeyle dikkatini dağıtmak.
Ama oldu ya sinirlendi birşeye yerde tepiniyor. Benim yaptığım hatayı yapmayın :)
Ben o ne zaman kendini yere atıp bağırıp ağlamaya başlasa yanına gidip sevdiği oyuncaklar, şarkılar, oyunlar vs… dikkatini dağıtıp sakinleştirmeye çalışıyordum. Ve sonunda günde elli defa sinirlenmeye başladı :)
O böyle davrandığında kesinlikle tepki vermemek gerekiyor. Ne sakinleştirmeye çalışın, ne kızın ne de konuşun. Hatta o tarafa bakmayın bile ayrıca sakin olun. Hiç bir tepki görmeyince yaptığı şey işe yaramadığı için yapmıyor. Ben sadece iki defa görmezden geldim. Ve bir daha hiç tekrarlamadı.
Ama bazen kendilerini durduramayıp yardım istercesine bakıyorlarmış. O zaman gidip sakinleşmesine yardımcı olmak gerekiyormuş. Bir de bu sinirlilik durumu beş dakikayı geçiyorsa mutlaka uzman yardımı almanız gerekiyor. Bizim bir, birbuçuk dakika kadar sürüyordu. İnsan bir dakikanın bu kadar uzun olduğuna inanamıyor.
Son olarak da eğer insanların arasında, çarşıda, gezmede, aile toplantılarında vb… insanın ve tanıdıkların çok olduğu yerde onun kendini yere atıp ağlamaması için her istediğini yapıyorsanız acınacak durumdasınız demektir. Çünkü bunu özellikle kriz geçirmemesi için yaptığınızı biliyormuş ve çok kötü kullanıyormuş. Ben de elimden geldiğince kalabalıkta krizlerini kontrol etmeye çalışıyordum. Ama her istediğini yapmak zaten olanaksız. Bir gün alışveriş merkezinde para atıp binilen büyük arabaların oradan bir türlü ayrılamadık. Neredeyse bir saatten fazla oynadı, bekledim hevesinin geçmesini ama yok ayrılmıyor arabanın başından. Ne zaman gidelim desem kendini yere atacak gibi yapıyor :)
Oyuncak yemek şarkı hiçbir şey fayda etmeyince ben de arkadaşımın ne kadar haklı olduğunu farkettim. Ben ne kadar engellemeye çalışırsam o da o kadar kullanıyordu. Sonunda kararlı bir anne olup ‘hadi gidiyoruz’ dedim.
Attı kendini yere bağırdı ağladı çırpındı tekmeler savurdu kalabalığın içinde, sonra farketti ki ben bakmıyorum bile. Kalktı yerden elimi tuttu eve döndük.
Şimdi eve gideken elele tutuşup birlikte şarkılar söylüyoruz.