Çam Ağacının En Uzak Dalları

26 Şubat 2006

Ykar

Yeşil Kar

Arka bahçede büyüklükleriyle neredeyse bütün bahçeyi kaplayan çam ağaçlarının en yüksek dallarına takılıyor her gün gözüm. Bazen parmak uçlarım gözlerimi takip edip en ucuna değiyor dalların. Seninle yıllar önce gittiğimiz çam ormanındaki hamağın içinden ellerimi yükseltip dalların arasından gökyüzüne değen parmaklarım yine aynı parmaklar. Hisler yine aynı hisler.
Zaman sadece bazı belirsizlikleri çözüp yerine yeni belirsizlikler koymuş. Bir de galiba iyi ve kötü arasındaki değerlendirmem mi değişmiş? Savaşmıyorum artık dünyayla, anlamaya çalışıyorum olanları ve nedenlerini. O kadar çabuk ikna olmuyorum kötü diye anılanın kötü olduğuna. İlk zamanlar bana bile umursamazlık ve sanki yenilmişlikten kaynaklanan bir kabullenme gibi görünen bu tavrımı olaylar karşısında test edince aslında öyle olmadığını görüyorum.
Daha az yaşıyorum olaylara bağımlı mutluluk ve mutsuzlukları. Çoğunlukla kendi mutluluk seviyemde dolanıyorum, dünyanın olaylarıyla bunu etkilemesine izin vermeden. Ama bu dünyaya gözlerimi kapadığım anlamına gelmiyor. Yaşanan her olayın bu dünyada yaşayan herkes kadar benim de sorumluluğum olduğu bilinci ve yüküyle yapabildiklerimin hep en iyisini yapmaya çalışıyorum. Ben parmaklarımı gökyüzüne değip büyümeyi istediğimden beri küçük adımlarla büyüyor olmanın tadını çıkarıyorum.