Senin Ellerin Çocuk Elleri

31 Temmuz 2006

Kaygi

Bir arkadaşımız şehirden ayrılacağı için toplanıp yemeğe çıkmaya karar verdik. Restorant seçimini gidecek olan arkadaşımızın kararına bıraktık. O da Hint’li olduğu için Hint yemeği yemek istedi. Onu kırmamak için, Hintlilerin kullandıkları bazi baharatları sevmediğimi söylemedim.
Geceyi aç geçireceğimi bildiğim için çıkmadan salata yedim, saçlarımı topuz yapıp yazlık beyaz bir elbise giydim, son olarak dudağıma kırmızı bir dudak parlatıcısı sürdüm ve çıktık.

Restorandan içeri girdiğimizde baharat kokusu tarafından sıkı bir tokat yedim. Sonra sarılıp boğazımı sıktı bütün soluk yoluma doldu ve temkinli nefes almaya çalışmalarım işe yaramayınca savaşı o kazandı. Masaya doğru yürümeye başlayınca içeride ne kadar çok kumaş kullanıldığını farkettim. Hint kırmızılarının, turuncuların ve safran sarılarının, işlemeli boncuklu yastıkların, tüllerin, halıların içinde renklerin tadını çıkramaya başladım.

Neyse oturduk sohbet etmeye başladık. Çoğunun bekar olması nedeniyle konu evliliğe geldi. Hintli olan arkadışım, bize daha önce anlattığı evlendirme geleneğini masadakilere de anlattı.
Olay şöyle,  ailesi bir kız beğeniyor ve kızın fotoğrafını postayla Amerika’da yaşayan oğullarına gönderiyorlar. Eğer oğulları kızı istemezse fotoğrafı geri postalıyor. Peki fotoğraf postada kaybolursa ne olacak diyoruz yüzünü buruşturuyor. Kızla evlenmek zorunda bile kalabilirim korkunç diyor.
Neyse ki ailesi bıkmış, yollamıyorlarmış fotoğraf ama çok baskı yapıyorlarmış evlenmesi için. Bizimki aşık olmak istiyor, ailesi torun istiyor. Çok zengin bir ailenin çocuğu olduğu için tek erkek çocuktan olacak çocuk onlar için önemli. Bu durumda onun aşık olma isteği lüks gibi düşünülüyor. Hep birlikte üzülüyoruz. Merak etme diyorum ona, aşk hiç inanmadığın bir zamanda gelir. Umarım canını yakmasın…

Nesillerdir kendi ailesinde babadan oğula geçen fal bakma yeteneği olduğunu biliyordum. O fala gerçekten inanıyor. Ben de gerçekten hiç inanmıyorum.
Yine inanmadığımı söyleyince ver ellerini diyor, kadınlarda sol el geçmiş, sağ el gelecektir diye başlıyor konuşmaya. Ama her zaman için kaderini değiştirebilirsin. Senin kaderin senin ellerinde.
Eh söylediklerini doğru buluyorum. O anlatıyor, ben bu renklerin, kumaşların, loş ortamın ve onun değişik aksanının etkisiyle inanmak istiyorum. Hem böylesi daha eğlenceli geliyor.

Avuç içlerime bakıp senin ellerin çocuk elleri bu kadar temiz çizgileri ben sadece çocuklarda gördüm diyerek başladı.
Çoook ünlü olacakmışım. Heeep yükselecekmiş yıldızım. Hayatım boyunca hiççç para sıkıntısı çekmeyecekmişim. Çoook parlak bir hayatım olacakmış. Derken bombayı patlatıyor; hayatın boyunca hiiiç kötü bir sağlık sorunu yaşamayacaksın amaaa hayat çizgin kısa.

Hah hadi bakalım birden gazetelerde ölüm ilanımı görmüş gibi oldum. Çekiyorum elimi nazikçe ben yaşamaktan çok zevk alıyorum ve  bu konuları konuşmayı hiiiiç sevmiyorum. Hayat senin, belki de değiştirirsin diyor.

Gıcığım ya sol elimi uzatıyorum. Yeter gelecek okuduğun, geçmiş oku bakalım.

Öyle şeyler söylüyor ki çoook kişisel benden başka kimse yaşamış olamaz. Genel bir konu değil atış yapıp tutturulamaz!!!

Öyle allak bullak suratına bakıyorum. Yüzünde öyle bir zafer ifadesi var ki, benim kimseyle konuşmadığım bir konudan vuruyor beni. Böylece doktora yapmış bir mühendis tarafından, inanmam beklenen geleceğim okunmuş oldu. Neyse ki ne nedenle öleceğimi söyleme nezaketini gösterdi! Ben de önlem alayım bari?!!

Ertesi gün bu karışık ruh haliyle gidip yukarıdaki seramik çalışmasını yaptım. Adı kaygı. Kendisi Hintli ve geleceği kulaklarınıza fısıldayabilecek kadar kalın dudakları var.

Yorumlar (13):


  • afife, 31 Temmuz 2006:

    slm ya eğer fimo ile yapılabilecek sitenizdekilerden farklı bişiler biliyosanız bana yollayın olurmu email adresim ceku_94@hotmail.com.ya siz çok yeteneklisiniz ya bende başlicam inşallah sizinkiler gibi olur çooook öptüm meltem abla.her daim yüzün gülsün!

    afife

  • Meltem Sozer, 31 Temmuz 2006:

    Afifeciğim teşekkürler. İlk fırsatta mail atacağım :)

  • Efe Öztürk, 31 Temmuz 2006:

    Sevgili Meltem,

    Umarim hayat cizgin cok daha uzar ve uzun yillar calismalarina devam edersin.

    Ben fala inanmam ama hintli arkadasinin unlu olman ve yukselmen konusundaki tespiti cok yerinde geldi bana. Daha once senin eserlerinden birkacini gormus olmali.

    Farkli sanat dallarinda sergiledin calismalarin cok etkileyici. Buyuk sanatcilarin bir cogu zaten farkli materyallerle calismislardir.

  • pinooooooooo, 1 Ağustos 2006:

    yaaa meltemcim ne o fallar falan..bir de inanıp kaygı duymuşsun..gerçi iyi ki duymuşsun da bu güzel eser çıkmış ortaya:) daha yapacak çok iş var..kendine gel:))
    öpüyorumm..pino:)

  • afife, 1 Ağustos 2006:

    mutlu olurum meltem abla

  • binnur, 1 Ağustos 2006:

    BEn de yaşamayı çok seviyorum. VE daha dün eşime sonunda ölüm olduğu için hayatı bir yalan mı, yoksa başında doğum olduğu için hayatı bir mucize mi saymalıyız diye sordum.
    Geliyorsun ve gidiyorsun, bu kadar basit dedi bana.
    Eğer o kadar basitse ve öleceksek neden sürekli yeni yabancı diller öğrenmeye çalışıyoruz dedim ben de…
    O da yoksa öğrendiğin dilleri öteki dünyada kullanmak mı niyetin dedi…
    Gülüştük.
    Duygu Asena’nın ölümü üzerine yapılan belgeseli seyretmekteydik.
    HEm içimde tuhaf bir hüzün vardı hem de gülebiliyordum.
    Hayat bu galiba…
    Kısa ya da uzun…Anlamak mümkün değil.

  • Siyahinci, 1 Ağustos 2006:

    Sevgili Meltem, bize hayat denen mucizeyi sunan Allah’tan başka insan ömrünü kimse
    bilemez.Her ne kadar etki altında kalsan da
    bu gerçeği aklından çıkarmamanı tavsiye ederim.Seramik çalışman harika olmuş.uzun ömürler ve başarılar dilerim.

  • afife, 1 Ağustos 2006:

    meltem abla sitelere baktım çok güzel şeyler var teşekkür ederim.tek sorun ingilizce bilmemem ama olsun resimlerden anlıyorum azbiraz.çok öptüm.

  • Hande, 1 Ağustos 2006:

    :) Korkma sen. En bastan soylemis “kaderin ellerinde”

  • özlem, 2 Ağustos 2006:

    Ben bu siteyi yeni keşfettim ve çok sevdim internette fimo araştırması yaptım ve sonunda aradığımı buldum.Fal olyına gelince ne demişler fala inanmayalım falsız da kalmayakım:)

  • Meltem Sozer, 2 Ağustos 2006:

    Efe, Teşekkürler şımartıyorsun :)

    Pino, Ara sıra tamamen başka biri olmayı seviyorum çok ilginç bir deneyimdi. Doğru söylüyorsun daha yapacak çok şey var. Öpüyorum pinocuğum.

    Binnur, sevgilim de hayatın basit olduğunu düşünüyor. Erkeklerin bu kadar sade olmalarını seviyorum aslında. Duygu Asena’nın ölüm haberi beni de çok üzdü. Hayatı anlamak zor gerçekten.

    Sihah İnci, teşekkür ederim.

    Afife, bakarız bir çaresine :)

    Hande, evet böyle olmasını tercih ederim…

    Özlem, teşekkürler hoşgeldin Crebro’ya …

  • Nurdan, 3 Ağustos 2006:

    Yazın beni hüzünlendirdi, kısa ya da uzun olması önemli değil, umarım dolu dolu güzel yıllar geçirirsin. Bu olay da “Kaygı” isimli güzel bir eser yapmana neden olmuş.

  • Meltem Sozer, 4 Ağustos 2006:

    Nurdan, iyi dileklerin için teşekkürler.