Beklenmeyen Kadife Saç

7 Ağustos 2006

Maske

Cuma günü izinli olduğum için hafta sonuna erken bir başlangıç yaptım. Evde yapılacak işlerin birikmesinin etkisiyle kendimi temizlik, ev toplama düzenleme ve yerleştirme faliyetleri içerisinde buldum. Öğleye doğru bir Türk kahvesi yapıp içtim. Bu kimilerine çok sıradan gelebilir ama benim için değildir, önemi büyüktür. Sonra kahvenin etkisiyle midir bilinmez kalkıp turşu kurdum.

Bir seremoni havasında huzur içinde malzemeleri hazırladım. İçeri güneş girmesin diye mutfağın beyaz, ucundan kırmızı küçük pon ponları sarkan perdesini çektim. İçerisi sarı turuncu arası bir renge bürünürken burnumda limon, sarımsak ve sirke kokuları vardı ve ben anlamsız bir biçimde huzurluydum. Turşuları hazırladıktan sonra hızımı alamayıp üç çeşit yemek yaptım. Masaya beyaz bir örtü serip özenerek güzel bir sofra hazırladım ve sevgilimi aradım, ne zaman çıkacağını sordum. Yaptığım yemekleri öğrenince hemen dedi  ben de onu almaya gittim. Dönüş yolu boyunca onu şımarttım şımarttım.

Cumartesi günü aldık hediyelerimizi, yeni bebekleri olan  yan komşumuza gittik. Ben içeri girer girmez söylenmeye başladım yalnız bıraktınız bizi diye. Çocuk yaptıkları için benden bin kez özür dilediler.
Arkadaşım, iki aylık oluncaya kadar anlamadım bile dedi. "Her sabah yediklerimi çıkartıyordum, en sonunda eşime git bu kahvaltı gevreklerini değiştir dedim. Değiştirdiği halde geçmedi üstelik gün geçtikçe kilo almaya başlayınca test yaptırıp anladım. Gerçekten beklenmedik bir bebeğe bakıyorsun." dedi.

Neyse böylece biz yüz evin olduğu bir sitede çocuğu olmayan tek çift olarak kaldık. Bunun nasıl bir şey olduğunu anlatmam mümkün olmadığı için denemeyeceğim.
Bir yan komşumuz vardı. Onlarda gitti kadife saçlı dünya talısı bir bebek yaptı.

Pazar günü yağlı boya almak için yakındaki başka bir şehre gittik. Daha önce sanat malzemelerinin siparişini internetten yapıyorduk. Ama bu hafta sonu hem o şehri görmek amacıyla hem de o şehirdeki Arap restoranlarının ününe dayanamayıp kendimiz almaya karar verdik. İyi de yapmışız. Sadece yağlı boya almadık, malzemeleri seçerken güzel zaman geçirdik. Sonra oturduk restoranlardan birine sevgilim kebab yerken ben kimyonlu mercimek çorbası ve tabbuleyle yetindim. Hayat bazen böyle işte salata çorba…

Yukarıda görüldüğü gibi maskeler hala yapılıyor maskelere devam.

Yorumlar (11):


  • Siyahinci, 7 Ağustos 2006:

    İnsan çevresine bakarken bakarken bir gün bakıyor ki kendi kucağında da bir kadife saçlı bebe… Yağlıboyan da masken de harika , başarılarının devamını dilerim.

  • Pinar, 7 Ağustos 2006:

    Hamarat arkadasim benim :) Neler yapmissin oyle. Bebek zamani gelince olmali zaten, hazir olunca. Arkadaslarina kolay gelsin. Optum.

  • Hande, 7 Ağustos 2006:

    :)) Sevgili Meltem kahveden tursuya gecis yaparken zihnini izlemek isterdim.Bazan bana da oluyor, keyifli birsey.

    Dearborn`a gitmissiiiiiiiin :)) Eski Al Amer`e gittigini umarim.Cok fancy degil amayemekleri bu kadar guzel bir ortadogu restorani daha yok civarda.Plymouth Road`daki Ayse`s Cafe`ye gittin mi hic? O da koskoca eyaletteki tek Turk restorani. Downtown`daki Zola`nin ortagi ise Hediye adli bir Turk hanim.Ama menu bizim Bagdat Caddesindekilerinki gibi ordan burdan.

    Sevgiler

  • selene, 8 Ağustos 2006:

    Slm
    gun icinde maillerime kontrol ettikten sonra ilk baktigim sayfasin nette inanilmaz keyif aliyorum senin paylasimlarindan. birazda benimde silkelenmemin zamani geldi is ve okul disinda hicbirsey yok hayatimda..bir suru incik boncuk beni bekliyor sira sira dizilmesi icin :)

  • Meltem Sozer, 8 Ağustos 2006:

    Siyahinci, Teşekkürler :)

    Pınar Sende az hamarat değilsin teşekkürler.

    Hande, evet Dearborn’a gittik. Galiba gittiğimiz yer orasıydı ama emin değilim. Ayşe’s kafe ve zola’ya arasıra uğruyoruz. Güzel oluyor doğrusu.

    Selene, Çok teşekkür ederim düşündüklerini bu şekilde dile getirmenden. Evet iş okul ikilisine sıkışmamak gerek sonra keyfi kaçıyor hayatın.

  • pinooooooooo, 9 Ağustos 2006:

    meltemcimmmm:)
    madem yalnız kaldınız bence biran önce sende bu furyaya katıl ..hem biliyo musun bir süre sonra bebeli ailelerle bebesiz aileler ayrışıyor..ortak nokta pek kalmıyor..bebeliler bebelilere daha rahat gidip gelebiliyo vs. vs.
    bu arada illo friday çalışman çok güzel..
    öppptümmm kocaman

  • aqua, 9 Ağustos 2006:

    biz de bebege hazır degılız henüz zamanı gelınce istedıgımız de sızın de bızım de olur umarım :)

  • Mert Ulas, 10 Ağustos 2006:

    Bizim oralarda pek düzgün türk restoranı yok o yüzden hep eksikliğini çekiyorum, dönmeden iyice dolduruyorum midemi türk yemekleriyle burada :)

  • Meltem Sozer, 11 Ağustos 2006:

    Pino, aslında yanlız kalmak pek önemli değil ama biz bu aralar çocuk konusunu çok konuşmaya başladık. İkimizde çok istiyoruz. Sanırım en doğru zaman iki kişinide artık beklemek istemediği zaman. Yani senin bebelere arkadaş gelebilir !

    Aqua, Umarım herkesin hazır olduğu ve istediği zaman olsun :)

    Mert, kötüymüş Türk restoranı olmaması. En iyisini yapıyorsun bu konuda kesinlikle her günü iyi değerlendir.

  • Anonim, 12 Ağustos 2006:

    Meltem’cim, kadınlar anne olmaya ruhen hazır oldukları zaman ve hamilelik dönemlerinde ”dişi kuş sendromu” denen davranış biçimleri gösterirler. (Evine ve ailesine düşkünlük, çalışma şevki, eve yeni eşyalar alma, tamirat yapma vs…) Senin son yazdığın postlarda ben bunu hissetmeye başladım. (evin için yaptığın çalışmalar ve boya-badana işleri, polimer kilden yaptığın minik ev, sonra bu yazı…) Hakkında hayırlısını temenni ederim.

  • Meltem Sozer, 12 Ağustos 2006:

    Adınızı bırakmamışsınız böyle hitap etmek zor oluyor biraz.
    Çok yerinde bir saptama yapmışsınız. Bu kadar belli ettiğimin farkında değildim.
    Ama eklemek isterim ki bu evin erkek kuşuda aynı sendromu yaşıyor. Evi düzenledi. Her şeyin yeri belli artık uğraşsakta dağılmıyor.
    Yani anne baba olmak istiyoruz. Ama ortada hamile yok :)