Aynı Yaprağa mı Bakıyoruz?
15 Ekim 2006
Geçen gün kar yağdı.
Heyecanla zamansız yağan iri taneleri seyrederken, kartopu büyüklüğündeki mahalle çocukları dışarıda sevinç çığlıkları atıyorlardı.
Hayat gerçek mi?
Zaten bir süredir ayaklarımı yere değdirmeden dolaşıyor olmanın da etkisiyle iyice kayboldum.
Yağan kar o gün eridi ve arkasında soğuk ve karanlığı bırakıp gitti. Bir kaç gün tatilleri niye kışın yapmıyoruz diye sorgulayıp durdum. Bir yıl Florida’da yaşamış olmanın kış günlerinde insan ruhuna zarar veriyor olduğunu düşündüm. Eğer karanlık kışları olan yerlerde yaşamaya devam edeceksek ben yaz tatillerini kışın kullanmaktan yanayım…
Aldığım diğer derslerden biri de kara kalem dersi. (Aslında adı bu değil ama Türkçe’ye çevrilemeyecek kadar karmaşık buldum). Derse girdim, öğretmen önümüze birer kuru yaprak koydu, çizin dedi.
Ben karanlık günlerin de etkisiyle okyanusu özledim. Yaprakla birbirimize yabancı yabancı baktık. Ben onun deniz kabuğu olmasını istedim, o deniz kabuğu oldu. Beni tropikal fırtınalardan birinin uzaktan geçtiği okyanuslu güne götürdü. Dalgasız koyda, suda zaman geçirirken uzaklardan kıyıya paralel geçen fırtınanın bıraktığı yağmuru, şimşekleri seyrediyorduk. Açıklardaki fırtınanın yarattığı karanlığı tepemizdeki güneşle seyrederken hayatın yükü fırtanın içindeydi.
Hayat gerçek miydi?
Bir süre sonra can kurtaranlar düdük çalarak kıyıda koşmaya başladılar. Bunu sudan çıkmanız için yapıyorlar. Biz önce gelen fırtına nedeniyle olduğunu düşündük. Kıyıya çıktık ama gitmek gibi bir niyetimiz yoktu. Kim doğanın yaptığı bu muhteşem şovu kaçırmak isterdi ki?
Kıyıda oturmuş okyanusu seyrediyorken köpek balıklarının yüzgeçlerini gördüm. Kıyıya yüz metre yakın yüzen bu insan sevdalısı hayvanlar nedeniyle sudan çıkarıldığımızı anladık. Açıklardaki fırtınadan kaçıp kıyıya gelmişlerdi. Onlar geldikten beş on dakika sonra sahile parçalanmış balıklar ve deniz ahalisi vurmaya başladı. Vahşi şeyler :)
Yarım saat sonra tehlike geçti, suya girebilirsiniz dediklerinde sevgilim çaresizce beni okyanustan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Ben yüzeceğim diye tepinip elinden kurtulmaya çalışırken mantıklı bir insan olarak o, beni Dali Müzesine planladığımızdan erken gitmeye ikna etti. Zaten o gün St. Petersburg’a müze gece geç saatlere kadar açık kalacak diye gitmiştik.
Ben o günü tekrar yaşarken yaprağın çizimi bitti. Öğretmen yanıma gelip çizimime baktı. Önümde duran kuru, küt, sert ve hiçbir kıvrımı olmayan yaprağa baktı. Sonra eğilip oturduğum pozisyondan yaprağa ve çizimime tekrar baktı.
Ö- Aynı yaprağa mı bakıyoruz?
M- Hayır. Ben yaprağa bakıyorum. Siz hayallerime.
Ö- Harikaaaa!!!














cok guzel resimler ve yazilar…tebrikler
Hülya, çok teşekkür ederim.
Harika bir söz gerçekten :)) sanatçı sözü.
bence de “harika”!
:O)
Asotik krep ve Burcu ikinize de teşekkür ederim. Öğretmen yönünden şanslıyım sanırım beynimi özgür bırakmamı destekliyorlar.
Süper!
Süper!
Süper!
Baaa-yıl-dımmmmmm:)))