Beklemek

8 Ağustos 2007

beklemek.jpg

Akşam üstü pencerenin önüne oturup beklemek çocukluğuma ait hatırladığım en net sahnedir. Felaket yanlız bir çocuktum ben. Annem çalıştığı için bana başka bir bayan bakardı. Hatırladığım kadarıyla iyi bir kadındı, beni severdi. Bütün günü bana bakan bayanla geçirirdik. Onun benden yaklaşık yedi yaş büyük bir kızı vardı annesini benimle paylaştığını düşündüğü için benden nefret eden.

Eğer ağabeyim olmasaydı berbat bir hayatım olurdu . Kendisinden sekiz yaş küçük kardeşiyle oyunlar oynamasaydı benim ağabeyim, ben mutsuz bir çocuk olurdum herhalde.

Akşam üstü pencerenin önünde özlemekten yorulduğum ailemi beklerdim. Sonraki yıllarda özlem alışkanlığa dönüştü. İnsan herşeye alışabiliyor. Hatta şimdi bile aynı alışkanlıkların izinden gidiyoruz.

Ekonomik olarak eski rahatımızı kaybedeceğimizi bildiğim halde Arel doğmadan önce işi bırakıp evden çalışmaya başladım. Karar verdim, Ocak ayına kadar bir dönem de okula ara vereceğim. Mümkün olduğu kadar uzun zamanlar geçirmek istiyorum sütçül bebeğimle. Ne kadar hızlı büyüdüğüne inanamıyorum. Zaman bu kadar hızlı geçerken ondan uzak kalmakla kaçıracaklarımın büyük kayıplar olduğunu düşünüyorum.

Ve aslında hayatımda sevdiğim birini daha özlemeye alışmak istemiyorum. İnsan pek değişmiyor duygusal bir çocuktum şimdi de duygusal bir anne oldum :)

Yorumlar (21):


  • Kadriye, 8 Ağustos 2007:

    Kadınlar bebişleri olduktan sonra çalışmak ve çalışmamak ikilemini hep yaşıyorlar sanırım,anlaşılan sen bunu yaşamadan kararını vermişsin, ne güzel. Bebeğinin tüm anlarını onunla yaşamayı tercih etmişsin. Bende bebeğim olursa onun büyümesini kaçırmak istemiyorum çünkü özlemekten nefret ediyorum :(

  • Cadı, 8 Ağustos 2007:

    Bence çok doğru bir karar vermişsin, duygusal ama güçlü bir anne olduğunu düşünüyorum. Madem evden çalışman mümkün, bu ikiniz içinde çok güzel olacak:))

  • ASYA, 8 Ağustos 2007:

    Meltemcim,seni anlayabiliyorum…
    Benimde annem çalışıyordu..Ve ben de yalnızdım..Annemide babamıda özlerdim ama hiç çaktırmazdım hep güçlü olmaya çalışırdım….sabah hep beraber çıkar okula, işe dağılır akşam evde yemekte buluşur sonra herkes yorgunluktan bi yerlerde sızar,odalara dağılırdı…Hafta sonlarını iple çekerdim biraz onlarla vakit geçirebilmek için ama o zamanda onlar kendi arkadaşlarını özlemiş,işten evden bunalmış biraz hava almak için kendilerini sokağa atmış olurdu…
    Kardeşimle bana babannem ananem bakardı…Çok küçüklük dönemlerimde bakıcımız da vardı ama net hatırlamıyorum o dönemleri..

    Tek bildiğim hatıramda kalan anıların annemle babamla diil sağdan soldan akrabalarımla arkadaşlarımla dolu olduğu….Keşke tersi olsaydı diye düşünüyorum…En azından okula başlamadan anne-babanın çocuklarına daha çok zaman ayrıması lazım diye düşünüyorum tabi eğer mümkünse…ben bunu yaşayarak öğrendim..Ama imkansızlıklar bizi nereye sürükleyerecek göreceğiz…

    Eski günlerime döndüm içimi döktüm sayende..Tüm çalışan annelerin çocukları böyledir sanırım…bi yerlerde bi şeyler eksiktir..

  • AYCA M., 8 Ağustos 2007:

    Merhaba,

    Dün aksam uflaya puflaya, kendi etrafimdaki sinek viziltilarini unutmaya calistigim bir anda sans eseri sitenizle karsilastim. Bastan sona cok cok detayli olmasa da bir solukda yol aldim icerisinde. Ama bundan sonra saniyorum bolca tiklayacagim, bir cok noktada düsüncelerimin hislerimin hatta yasadioklarimin tercümani olmus yazilanlar ve üretilenler.

    Ben de benzer seyleri yasadim yasiyorum. Ankarada baslayan hayat serüvenim tipki sizinki gibi epey Avrupa yollarinda gecti. Hatta gecen sene cok cok sevdigim “Schatzie”mle evlenerek de yasamimin uzun süreli duragi oldu. Daha fazlasini baska zamanlarda, baska konularla zaten zevkle anlatirim.

    Ama ilk defa yazmak istedigim, ve cok önemli buldugum, hatta hatta sizi cok da sevindirecegini düsündügüm cizimlerinizin cok basarili bir “gelisim” gösterdigidir. Arsivlerden bugüne baktigimda bu minik yorum ile gelisim basarinizi dile getirmek istedim. Cok daha kimlikli görünüyor cizimler. Daha bir dengelenmis kompozisyonlar. Cok daha geliseceginden eminim :)

    Ben de bekledim hep pencere önünde calisan anneyi babayi. Bir farkla; ben erkek kardesimi oyaliyordum :) Zordu ama alisildi, tipki bahsi gectigi gibi. Bizim de penceremizde demir parmakliklar vardi, hatta bir oyun esnasinda kafam sikisip kalmisdi da annem isyerinden eve gelmek zorunda kalmisti. Cok zevkli oldu benim icin bu illustration’a bakmak… Hafif duygulanmadim da degil…

    Tekrar yazacagim. Tanistigimiza cok sevindim!!!

  • Asuman, 8 Ağustos 2007:

    Ben de çalışan anne kurbanlarındanım. Bu nedenle anneanne yanında büyüyen gruptan. 18 yaşına kadar pek kızdım anneye sen niye bakmadın bana, yüzünü gören cennetlik diye.. Ama yine de son derece sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Haftasonları arkadaşları ile buluştuklarında, arkadaşlarının çocukları da benim yaşlarımda olduğu için, dışarıya da gitseler, evde de toplansalar pek bir eğlence olurdu benim için. Bugün ise evden çalışma imkanı olmasa bile, çalışma taraftarıyım. Yani şu anda annemi takdir ediyorum. Maddi olarak ihtiyacım olmasa bile, o kadar eğitimden sonra evde oturamam diye dusunuyorum(henüz anne değilim).. Tabii bunda çalışma saatlerimin esnek olmasının etkisi de var.. Bu husus bir tercih meselesi, kimi öyle mutlu olur, kimi böyle, bence kim nasıl mutlu oluyorsa onu yapmalı.. Sevgiler..

  • Minik meleğin annesi, 8 Ağustos 2007:

    “Sevdiğim birini daha özlemeye alışmak istemiyorum..” demişsin ya, ne kadar doğru ve güzel.. Tam içimden geçen cümleydi belki bu, başkasının kaleminden okumak daha da etkiledi beni..

  • derya, 9 Ağustos 2007:

    Merhaba,
    Zaman öyle hızlı geçiyor ve insanı bazen o kadar beklenmedik şeylerle karşılaştırıyor ki, sevdiklerimizle ne kadar beraber olabileceğimizi kestirebilmek imkansız. Arel’inizle mutluluklar dilerim size.Keyifle ve huzurla kalın…

  • Ebru, 9 Ağustos 2007:

    Sevgili Meltem çok isabetli bir karar vermişsin ve çok çok haklısın. Minik Arel’in bu tatlı aylarının tadını çıkarmalısın. Onun sana çok ihtiyacı var. Yazdıkların beni çok duygulandırdı. Annelik öyle birşey ki seni aşırı duygusal bir insan yapıyor. Ben anne olmadan önce de duygusal bir insandım ama anne olduktan sonra iyice abarttım olayı :) Arel’i öpüyorum. Sevgiler…

  • muzi, 9 Ağustos 2007:

    Merhaba Meltem,

    haklisin, cocukken yasadiklarimiz bir omur boyu bizi takip ediyor. secimlerimizi, hayatta kovaladiklarimizi belirliyor. Hani bir geyik vardir ya, psikologa gidersin de sana ilk soyledigi, “uzan ve cocuklugunu anlat”. bir nevi dogru bir geyik. farkinda olmadigimiz pek cok sey cocuklukta yasadiklarimiza dayaniyor.

    bence verdigin karar her zaman dogrudur. sonucta hayatta onemli olan bizim onceliklerimizdir. ve senin onceligin de artik Arel. bu demek degil ki calisan anne olmak kotu bir sey. ama sen zaten hissedersin, normal calisma duzenine girme vakti gelince. ne de olsa annelik icgudusu. ve ne de olsa senin hayatin. sonucta hayatta tek bir dogru yol yok. ve hepimizin dogrulari dogrudur.

  • Açalya, 9 Ağustos 2007:

    Canim ya, son paragrafin beni cok huzunlendirdi. Benim annem ev kadinidir ve ben oyle bir ana kuzusuydum ki, ilkokulun ilk yilinda bilerek kafami kanatmistim, eve yollanmak ve anneme kavusmak icin. Senin durumunda olmayi tahmin bile edemiyorum o halimle, yani annesi evde olan ve annesini ozleyen bir cocuk olarak.
    Arel’cige kendin bakmakla en dogru karari verdin, en iyisini yapiyorsun.

  • Hande, 9 Ağustos 2007:

    Sevgili Meltem öncelikle bebeğin hayırlı olsun. Ben de 8 aylık anneyim. Derin adında bir kızım var. BLogunu çok beğendim ve izninle seni de arkadaşlarıma eklemek istiyorum. Bence de çok doğru bir karar vermişsin. Arel in bu yaşları bir daha geri gelmeyecek. Ben de işe ara verdim aynı nedenlerle. O kadar zevkli ki…Kendine ve Arel e iyi bak. Ben de beklerim :)) Sevgiler…

  • mt*angel, 9 Ağustos 2007:

    Ben de cocuguyla vakit gecirmek, onu baskasina emanet etmemek ugruna meslegini birakanlardanim. Ustelik mimarlik gibi bir meslegi. Sikayetim yok… Kizimin bir tek dakikasini kacirmadim bugune kadar. O da benim tek bir animi kacirmadi…
    Sevgiler
    Esra

  • elvan, 10 Ağustos 2007:

    Meltem’ciğim,
    Seni okurken güzel prensesimi düşündüm hep. Sanki yazdıkların onun duygularını anlatıyor. Bana hep evcilik oynayalım diye yalvardı. Ben evcilik oynamadım ki küçükken:(( Onunla da kendimi zorladığım zamanlarda bile oynayamadım. İşten yorgun argın gelip hep yemektir temizliktir herşey mükemmel olsun diye uğraştım. Yanlış olduğunu bile bile fiziksel ihtiyaçlarını tam olarak yerine getirdimse de ruhsal ihtiyaçlarına tam cevap veremedim. Neyse ki babamız çok oynardı onunla. Şimdi miniğim evcilik yaşında ama onun oynayalım talebi yok. Daha doğrusu ablası oynuyor onunla belki ondan bana oynayalım talebi gelmiyor. Güzel prensesim de balkonda beklerdi bizi:(( Zaten seni ne zaman okusam sanki Merve büyümüş de o yazıyormuş gibi hissediyorum. O da senin gibi çok yaratıcı ve tasarım yapmaya bayılıyor. Belki ondan. Zevkle okuyorum ben seni. Sütçül oğluşunu çok öp yerime:))
    Sevgilerimle…

  • Anne ve Bebisi, 10 Ağustos 2007:

    Çok doğru bir karar. İş her zaman bulunur, kariyer bir kaç yıl geriden de olsa yine yakalanır, para yine kazanılır. Kim ne derse desin. Ancak kaçıp giden bir çocukluk bir daha asla ama asla yakalanamaz.

    Annem, bebekken bana bakan genç ablayı çok sevdiğimi, akşam işten gelip de abla gitmeye hazırlandığında, onun gideceğini anlayıp ağlamaya başladığımı, sabahları da onu gördüğümde mutlu olduğumu söyledi. Anneme söylemedim ama sanırım ben bebekken anne olarak o ablayı biiyordum, annem ise akşamdan akşama, hafta sonundan hafta sonuna emanet edildiğim herhangi bir insandı sanki benim için. Yoksa bir bebek, neden annesini arkasından değil de, ona bakan bakıcısının arkasından ağlayıp çırpınsın ayrılıyor diye?

  • köşenin delisi, 13 Ağustos 2007:

    Merhaba Meltem. Ben de şartlar elverdiğince Toprak’ın yanında kalmak istiyorum. Avrupa’da bir yıl ücretli, bir yıl da ücretsiz doğum sonrası izni oluyormuş, ne güzel…keşke burada da böyle olsa… insanın kuzucuğu hiç ama hiç kimselere bırakıp da gidesi gelmiyor di mi :(( Keşke anaokulu zamanına kadar kalabilse anneler bebekleriyle…ama para denen bi şey var ki işte, olmadan ne bebeğe bakabiliyoruz ne de kendimize :(( Bende Toprak doğduğundan beri çok çılgın düşünceler oluştu :) Evden çeviri yapıp işe hiç dönmemek gibi…ama maalesef Türkiye’de çeviriyle ev geçindirmek çok ama ço zor… artık ne gerekiyorsa onu yapıcaz bakalım… Arel’e de sana da sevgiler.

  • elif savaş felsen, 13 Ağustos 2007:

    Ben butun gun birlikteyim oglumla da, aksamusteri ozledim deyip opuyorum.

    http://www.elifsavas.com/blog

  • k.i.s.d., 14 Ağustos 2007:

    Ben ufacıkken annem bir müddet çalışmış, hekim kendisi, neyse ki işyerinde beni de götürebileceği bir kreş varmış. Sonra kardeşime hamile kalmış ve işi bırakmış.

    Kardeşim biraz büyüdükten sonra tekrar çalışma adına kolları sıvamış. Bir gün asistanlık için girdiği sınavdan çıktığında beni mahzun,babamı da küçük kardeşimle hüzünlü hüzünlü otururken buluyor ve çalışmamaya karar veriyor.

    Şunu diyebilirim ki, kariyer adına istediği yerde değil evet, ama kardeşlerim de ben de hep annemizle büyüdük. Bu mükemmel bi his. Ben de çocuğumu okuldan döndüğünde evde annesinin olduğunu bilerek, o rahatlıkla büyütmek isterim. Bu yüzden evden yapılacak bir iş bakıyorum.

    Bence çok iyi bir karar vermişsin.

  • Meltem Sozer, 14 Ağustos 2007:

    Kadriye, giden günler geri gelmiyor malesef.

    Cadı, Teşekkür ederim.

    Asya, bana anne olunca daha da üzücü geldi o günleri hatırlamak. Bizim çevremizde pek akrabalarda yoktu.

    AYCA M., merhaba ve teşekkürler. Ben de bir kere sıkışmıştım o demir parmaklıklara :)

    Ebru, çok teşekkürler. Anne olmak gerçekten çok değiştiriyor insanı.

    muzi, iki ikibuçuk yaşlarında sosyal olmaya daha çok ihtiyaçları oluyor. O zaman yarım gün çalışmaya başlarım diye düşünüyorum. O ne zaman halinden memnun olursa o zaman anne tam gün çalışır :)

    Açalya, destek bulmak çok güzel tabi. Teşekkürler.

    Hande, merhaba ilk fırsatta ben de senin siteni linklerime ekleyeceğim.

    mt*angel, en iyisini yapmışsınız. Biraz cesur olmak gerekiyor.

    elvan, anne olarak bunları yaşıyor olmakta üzücü. Ben bu üzüntüyü göze almak istemedim. Övgülerin için çok teşekkürler.

    Anne ve Bebisi, kesinlikle senin gibi düşünüyorum. Kariyer de para da kaçmıyor. Bana olan ihtiyacı azaldıkça bende yavaş yavaş çalışmaya başlarım.

    Asuman, anneanne de iyidir. Malesef benim anneannem yoktu Areli’in de yok.

    Minik meleğin annesi, gerçekten de insan özlemek istemiyor bebeğini.

    derya, evet tamamen dediniz gib.

    köşenin delisi, Türkiye’de şartlar biraz daha zor. Eğer zorunluluk varsa mecburiyet doğuyor tabi.

    elif savaş felsen , bebeklere ve çocuklara doylumuyor ki.

    k.i.s.d. annenizi kutlamak gerekiyor. Türkiye’de cesur davranıp kariyerini çocukları için erteleyen ya da vazgeçen anneler çok az.

  • cocuklacocuk, 18 Ağustos 2007:

    of ya çalışan anne olup da bu yazıdan etkilenmeyen olmaz herhalde. ben 2 aylıkken işe dönmek zorunda kaldım. Annem bakıyordu o zamanlar, hep iş gelişinde pencerede buluyordum ben de onları, biraz geciksem anlıyordu, annem söyler geliş saatinde ağladığını.
    sonra iş değişikliği yapıp kızımla bir süreyi birlikte geçirdim, yenisine başlamadan. kızım 2,5 yaşındaykende uğruna bence çok büyük fedekarlıklar yaptığım, aslında çok sevdiğim işimden istifa ettim. bu hafta 1 yıl olacak çalışmayalı, ve kızımla hep beraber olalı.
    Hayat bu işte, çocuk için kariyerden vazgeçemem diyorsun, sonra öyle bir an canına tak ediyor kendiliğinden hepsini siliyorsun. Ee o zaman bunu çocuğum için neden yapmadım deyip aklına geldikçe kendine kızıyorsun.
    çok doğru bir seçim yapmışsın.

  • yummymummy, 24 Ağustos 2007:

    Merhaba Meltem…
    Yazını tam da bebeklerimi evde birakip calismaya basladigim ve calisan anne sendromunun kanimda yogunca dolasmaya basladigi bir zaman okudum… Sen dogru bir karar vermissin, cok ozendim dogurusu:)

  • nilemec, 4 Ekim 2007:

    Offfffffffff nasıl da içimi hüzün kapladı. Ben şanslıydım. Okuldan yada işten eve geldiğimde mutfak mis gibi yemek kokar, kış ise ev sıcacık olurdu. Bilirdim beş dakika geç kalsam annem pencerede beklerdi beni.
    Şimdi iki evladımda pencerede yolumu gözlüyor :( Kızım 14 aylıktı işe başladığımda. Oğlum ise çok daha şanssız. 9 ay karnımda oda mesai yaptı benle. Doğuma 1 gün kalaya kadar çalıştık. Doğumdan sadece üç hafta sonra yine beraber işbaşı yaptık ve 3 aylık olana kadar işe geldik-gittik. Stresten ona verecek sütüm bile kalmadı halbuki kızım doya doya 1 sene emmişti. Şimdi ikiside kocaman oldu. Biri 8.5 diğeri 2.5 yaşında.
    Çalışmam konusunda kızımla hep sorun yaşıyorum. Hep mutsuz hep doyumsuz. Ufaklık ise aklına geldiği an sık sık sarılıyor bana yanağımı okşayıp gözlerimin içine bakıyor. Henüz konuşmuyor ama gözlerinden anlıyorum beni nasıl özlediğini. İşi bıraksam bir türlü bırakmasam bir türlü. Sonuçmu ? Yaşamak için, çocuklarım için ÇALIŞMAK zorundayım.