30 Eylül 2007

Mürekkeple boyamanın zevkli olduğunu düşündüğümden çizmlerime yeni bir kullanım alanı buldum: El yapımı kartlar.
Geçen hafta alışveriş yaparken doktorumla karşılaştım. Yaz başında çok ciddi bir ameliyat geçirdiğini biliyordum ama bütün yazı yatakta yürüyemeden geçirdiğini söyleyince moral olsun diye ona kendi çizdiğim yukarıdaki kartı yolladım. Hamile bayanların ona ihtiyacı olduğunu unutmasın diye :)
Karar verdim bundan sonra insanlara attığım kartları kendim çizeceğim.
25 Eylül 2007

Geçen ayın en büyük olayı bitişik yataklarda (co-sleeping) yattığımız bebeğimizin artık kendi yatağında yatıyor olması. Ben altı aylık olana kadar birlikte uyumaktan yanaydım. Babası artık hazır olduğunu söyleyince yatağını ayırıp denemeye karar verdik ve artık kendi başına mışıl mışıl uyuyabildiğini gördük. Biz yine de onu çok özlüyoruz. Sabah beş gibi uyandığında yanımıza alıp birlikte uyumaya devam ediyoruz.
İkinci büyük olay Eylül ayının gelmesiyle insanların şehre dönmesi ve sosyal hayatın hız kazanmasıydı. Arel insanları çok seven, kalabalıklarda bulunmak isteyen bir bebek olsa da yatma saatine denk gelen yemek davetlerinden hoşlanacak mıydı?
İlk davet sevgilimin hocasının otantik çin yemekleri yapan bir restoranda verdiği yirmi kişilik bir akşam yemeğiydi. Çok zor bir gece geçirdik. Otantik çorbanın içinde solucana benzeyen pörtlek gözlü balıkları soya filizi sanıp çorbadan bir yudum aldığımdaki hislerimden mi bahsetsem, yoksa Arel’in orada bulunmaktan ne kadar hoşnutsuz olduğundan mı? Gece bittiğinde yorgunluktan ölecektim. Ama pes etmedim.
Ertesi gece başka bir davet vardı, bir kez daha denemek istedik yine gittik. Bu sefer biz lezzetli yemekler yiyip sohbetler ederken (bir gece önce yediğimiz çorbanın içindeki yaratıkların bize nasıl göz kırptığını anlatırken) sütçül mest olmuş etrafı seyrediyordu. Bu durum bize nasıl bir güç verdiyse bebeksiz zamanlarımızdakinden daha fazla gezdik tozduk.
Pikniklere, barbekü ve yemek davetlerine gittik. Bundan sonraki hedefimiz, birlikte sinemaya gitmek. Amerika’da özellikle bebeklerin uyku saatine denk gelen zamanlarda bebeğinizi alıp sinemaya gidebiliyorsunuz. Anne babalara özel gece seansları var. Bebekler karanlıkta ve sinema gürültüsünde rahatlıkla uyuyormuş. Gidelim görelim bakalım bizim bebeğimiz de o bebeklerden mi?
Bu ay için eklemek istediğim en son şey ilk üç ayın ne kadar zor olduğunu anlamamız oldu.
Tabi her çocuk aynı değil. Eğer ilk üç ayda bebeğinizi bir dakika kucağınızdan bırakıp çay kahve içebilen anne babalardansanız, ayaklarınızı uzatıp içtiğiniz kahvenin tadını çıkartın. Ama değilseniz üzülmeyin, üçüncü ayın sonlarında bu durum bitecek.
Eğer bebeğinizle yakın ilişki kurup onunla birlikte olduğunuz zamanı keyifli geçirmek isterseniz, çiçeği burnunda bir anne olarak size aşağıdaki listeyi verebilirim.
Bebeğimizi taşımak için; Ultimate Baby Wrap kullandık. Bebeği beş farklı şekilde taşıyabiliyorsunuz. Sadece taşıma amaçlı bakmayın bebeğin huzursuz olduğu her durumda işe yarıyor.
Okuduğum kitaplar arasında önerebileceklerim: The Baby Book , Happiest Baby On The Block ve No-cry sleep solution . İlk iki kitabın Türkçe’ye çevrilmiş olduğunu duymuştum. Ama emin değilim.
Çocuk büyütme şekli olarak kendimize en yakın bulduğumuz yöntem çocukla yakın ilişki içinde olmak diye bilinen (Attachment Parenting) yöntemi oldu. Bu yöntemi seçme nedenimiz, çok insancıl olması ve Asya’lıların çocuk büyütme şekillerine kendimizi daha yakın hissetmemiz. Avrupalı’ların soğuk aile ilişkilerinin (genellemiyorum) pek bizim ailemize uygun olmadığına karar verdik.
19 Eylül 2007

Güzel kağıtlar dayanılmazdır, ruhum peşlerinden sürüklenir gider…

Güzel bir kağıt için aklımda olmayan projeler üretirim. Bu kağıt da onlardan biriydi. Onu sanat malzemeleri satan bir mağazada buldum. Onlarca kağıdın arasında kumaşa benzeyen dokusu ve yarı şefaf çiçekleriyle dayanılmazdı.
Almak zorundaydım, aldım. Sonra düşünmeye başladım bu kağıtla neler yapabilirim diye. Çalışma odamda yeni bir abajur fena olmaz diye düşünüp abajur yapmaya karar verdim.

Elimde eski bir abajurun bir parçası vardı. Buna ek olarak, fotoğrafta görünen malzemeleri aldım. Belki siz de abajur yapmak ya da eskisini yenilemek istersiniz diye yaparken fotoğrafladım.

Eski abajur parçasını kalın tele ince telle bağladım.

Abajurun iskeletini oturttum.

İnce teli yukarıdan aşağıya doğru kalın telin aralıklarından geçirdim ve kalın telin fazlalığını kestim. Eğer kalın teli ince telle sabitlemezseniz, keserken ya da gelecekte kullanırken esnemesini önleyemezsiniz.

(Bu fotoğraf bilmediğim işe araştırmadan girişmemem için kendime uyarı niteliğindedir. Gelecekte bir şey yapmaya kalkarsam önce nasıl yapılırmış araştıracağım. )
Burada kağıdı yapıştırıcı, zımba türünde şeylerle tuturmaya çalıştım ama işe yaramadı :) Ben bu sırada kendimi çalışma odamın penceresinden atmayı düşünüyordum. Sonra kapıdan girip merdivenleri tırmanıp tekrar atmayı.

Sonunda kumaş dokulu kağıdı sevgilimin önerisiyle dikmeye karar verdim. Özellikle de çok özenmeden yaptım dikişlerini. Bütün tuturulması gereken yerler çarpı oldu. Ve çok güzel tuttu.
15 Eylül 2007

Elif dışarı çıkarken yanına neler alırsın diye sormuş.
Yanlız çıkıyorsam cüzdan, anahtar, cep telefonu, ruj, rimel, pudra alırım.
Arel’le çıkıyorsak yukarıdakiler ve Arel için hırka, bir kaç oyuncak, alt değiştirme kiti, yedek giysiler, fotoğraf makinası alırım.
12 Eylül 2007

Her gece yatmadan önce Arel’in başucunda buluyoruz kendimizi. Sanki bütün günü olunla geçiren biz değilmişiz gibi onu seyrediyoruz hayranlıkla. Onun hakkında fısıldaşıp uyandırmamaya çalışarak öpüp mıncıklıyoruz. Bebeğimizin hayatımıza kattığı mutluluk tarif bile edilemez.
Arel doğduğundan beri birlikte bakıyoruz bebeğimize. İkinci aydan sonra program yapıp saatleri de belirledik. Bir buçuk aydır,
Sabah 7-11 arası babası bakıyor,
sonra 11-15 arası ben,
akşam 15-19 saatleri arası babası,
19 - 21 arası ben. (gece saat iki gibi acıkıp uyanınca yine ben bakıyorum.)
Böylece ikimiz de tatlı Arel’in bebekliğini kaçırmamış oluyoruz. Hem de yapmamız gereken işlere yetişebiliyoruz.
Ben hergün ortalama altı saat çizim yapıyorum. Ev temiz toplu, mutfağımda sağlıklı ve lezzetli yemekler pişiyor. Çamaşırlar zamanında yıkanıyor yerlerine yerleşiyor. Haftada üç gün spor salonuna gidiyorum. Her gün bir film seyredecek, biraz kitap okuyacak zamanım var. Arel’in yanında olamadığım zaman sadece üç adım ötesindeyim. Babası da benim gibi Arel’le vakit geçirmekten büyük keyif alıyor. Biz anne baba olmayı çok sevdik. Şimdiden başladık ikinci çocuktan konuşmaya.