Et Döner Dünya Döner
4 Ekim 2007
Televizyon seyretmiyorum ama her gün bir film izlemeye çalışıyorum. Bu nedenle hayatımdaki en değerli şeylerden biri blockbuster aboneliğimiz. İnternetten seçtimiz filmler hergün postayla geliyor. Ben her akşam saçlarımı toplayıp, pijamalarımı giyip, ışıkları kısıp kendimi kanepeye atıyor ve seyredeceğim filmin iyi olmasını diliyorum. O gün dışarı mı çıkmışız, döndüğümüzde gecenin dibi mi olmuş? Farketmez.
Eğer bir gün film gelmezse ya da bir nedenden ben film seyredemezsem huysuzun önde gideni oluyorum.
Bu gece ve bir kaç gecedir olduğu gibi.
İki yıl önce sigarayı bıraktığımda da yaşamıştım böyle bir dönem.
Tam kuruluyordum televizyonun karşısına, film başlayalı bir dakika olmuş çat oyunculardan biri sigara yakıyor. Şansım varsa bir iki sigarayla bitiyor film yoksa kapatmak zorunda kalıyordum. Bu durum altı aydan fazla sürmüştü.
Sigara içtiğim dönemde filmde sigara içilen sahnelerde ben de yakardım bunu net hatırlıyorum.
Sigarayı bıraktığımda gördüğüm her sigara sahnesi beni içmemem için kendimi iknaya zorluyordu.
Şimdilerde sigara içilen bir sahne beni etkilemiyor. Hatta farketmiyorum bile.
Atlatmışım.
Bu sefer seyredememe nedenim sağlıklı beslenmeye çalışıyor olmam.
Düzgün besleniyorum, haftada üç gün spor yapıyorum, sonra gece süper ses düzeni olan televizyonun karşısına geçip günün yorgunluğunu kanepeye gömecekken film başlıyor ve herkes yemek yiyor.
Filmlerde hep yemek yiyor insanlar.
Yiyor da yiyor.
Flimden vazgeçip dizi seyretmeye karar verdim. Sex and the City ve Avrupa Yakası benim en sevdiğim dizilerdi. Sadece bir iki bölüm katlanabildim ikisine de.
Özellikle Sex and the City yordu beni. İncecik dört hatun sürekli yemek yiyor. Bir yandan eski günlerdeki gibi diziyi mutlulukla seyretmek istiyorum. Bir yandan sürekli yemekte oldukları süper kalorili yiyeceklerin diziyle ilgisini anlamaya çalışıyorum. Olmadı, yürümedi tabi dizi açlığımı körüklediği için seyredemedim.
Ama ben bu filmlerden dizilerden bir şey anladıysam o da yapmaktan ve görmekten hoşlandığımız şeyleri (güzel yemekler gibi) çok başarılı bir şekilde bilinç altımıza aktarıyor oldukları. Çok tehlikeliler yani.
Neyse ben bu gece de film seyredemedim.
Geçen yıl sevgilimin Ankara’da çektiği döner fotoğrafını biraz süsleyip yukarıdaki şekline getirdim. Sonra et döner dünya döner başlıklı bir yazı yazıp, yemeğe karşı istek enerjimi yazıya döktüm.














işe yaradı mı bari:) sabah sabah canım döner çekti,sanırım iftarım döner ekmek ve ayran ile olacak:P
meltemcim sendemi !!ben bir ara cumaları olan yabancı damat dizisindeki yemeklerden kafayı yiyip eve sipariş getirtiyordum.hatta bazen diziden önce hazır bulunduruyordum sonra sonra geçti istekler ,ama şimdi şu döneri gördüm ya mahvettin beni, giderken alırım 1,5 dürüm.
Yarama tuz bastın:) İftar yemeği belli oldu. dönerrrr. Cidden de çok fazla etkileniyoruz filmlerden reklamlardan. Hele ki oruçluyken tv’ye yaklaşmamak lazım. Çünkü büyük ihtimal herhangi bir program reklamlara çossssssss şeklinde cocacola reklamı ile başlıyorlar. Tabi ekran karşısında benim de beynim çoooosssss luyor:)
Yoksa burasi Sakarya mi? Ben ilk kez donerlerin buyuk yapilabilecegini Ankara’da gormustum. Olsa da yesek :)
Sobelendiniz! :o)
http://www.elifsavas.com/blog
Çok haklısın canım,
özellikle gecenin bir vaktinde seyredilen filmlerde insanların sürekli birşeyler yiyor olması insanın iştahını açıyor. Gecenin o saatinde, yediğin yemeğin üstünden kaç saat geçmiş, şeytan dürtüyor, git dolaptaki dondurmayı ye, ya da kendini tutup da bitirmediğin çikolayanın kalanı ye, diye di mi? :) Ben de aynı şeyleri hissediyorum….
O yüzden duygularımı yazmadan geçemedim :)
Sevgiler, ayrıca tebrikler!
Papatya
Şimdi nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama bir yazıda filmlerde sürekli yemek sahnelerinin ve kalabalık sofra çekimlerinin olduğunu çünkü karşılıklı oturup konuşan üç beş kişidense bir masa başında muhabbet eden üç beş kişinin çok daha dekoratif ve anlamlı olduğunu söylemişti bir film yapımcısı. Belki de o yüzden bu kadar çok yemek sahnesi vardır.
Üniversiteyi tek başına İstanbul’da okudum. Yurtta kalıyordum. Sinemada bir filmin bir sahnesinde (filmin adını bile hatırlamıyorum) kadının biri salçalı patates kızartması gibi bir şey yiyordu. O sahne beynime kazındı. Hala gözümün önünde. Hatta o anda hayal ettiğim tadı bile damağımda:) Film çıkışı doğru patates kızartması yemeye. Çünkü yurtta patates kızartması yok, yemek dahi yok. Sahi televizyon izlerken falan onun için mi devamlı bir şeyler atıştırma ihtiyacı duyuyoruz. Bizi bu konuda uyardığın için sağol. Kendi adıma farkındalığım arttı diyebilirim.
Kadriye, Ramazanda böyle bir yazı yazmasam iyi olurmuş.
figen, benim yerimede ye. Benim canım bir yıldan fazladır o döneri istiyor ama yok işte buralarda.
Cere Güler, inanamıyorum ramazanda bu yazıyı yazdığıma.
ycurly, evet sakarya. Daha iyi döner yapabilen bir yer daha yok.
Elif, ilk fırsatta.
Papatya, aynen öyle. Tv seyrederken aklım buzdolabında kalıyor.
Burcu, dekoratif olduğu doğru. Belki de gerçek hayata daha yakın hissettiriyordur. Ama bu kadar masum olduğunu düşünmüyorum. Birazda içgüdüleri sömürme durumu var sanki.
meltem, Acayip birşey bu. Ben de TV nin karşısında atıştırmadan duramıyorum. En iyisi uzak durmak.
Sigarayı bırakalı 4 ay oldu ben de ilk ay çok zorlandım karşımda fosur fosur sigara içen birini gördüğümde feci bi istek uyanıyordu içimde şimdi de var ya yine de eskisi kadar değil. Sanırım çevre çok önemli sigara hususunda bir de yemek.. Mesela biz sigara içmeyen ve açlıktan ölen bi aileyiz =)) Karnımdan ses gelene kadar yemeğe oturmak aklıma gelmiyor =P
-Benden nefret etme-
=p