Aşk Flört Evlilik

9 Kasım 2007

ask.jpg

Geçen gün bir yemek davetindeydik. Eğer davetler bizim yaşımızdaki insanlar arasındaysa gürültülü ve eğlenceli olur. Ama profesörler ve eşlerinin verdiği bir davetse steril sosyalliğimizi yaşar dilimiz şişene kadar konuşmayız :)

Yani en azından ben anne oluncaya kadar öyleydi. Şimdi birden bire değişti herşey. Ne zaman bir davete gitsem profesörlerden birinin eşi ya da bayan bir profesör Arel’i sevmek için yanıma geliyor. Sonra kendimi onun özel hayatını dinlerken buluyorum. Bu ilk başıma geldiğinde çok şaşırdım. O kadar içten ve itiraf dolu bir konuşmaydı ki bunun o güne ve o kişiye özel olduğunu düşündüm. Ama değilmiş.

Daha sonraki davetlerde de bu durum tekrarlanınca anladım artık beni bir kadın ve bir anne olarak görüyorlar. Bazen bu itiraflara nasihatler eşlik ediyor.

İşte özetle bir tanesi;

İlk eşiyle ilişkileri yürümeyince boşanmışlar. Bir tane çocukları varmış boşandıklarında. Bana “Sadece doğru kişi değildi en iyisi ayrılmaktı” dedi. Çok kırılgan bir şekilde söyledi bunu. Suçluluk gördüm gözlerinde. Hemen arkasından çocuğunun bu boşanmadan kötü etkilendiğinden bahsedince suçluluğunun sebebini anladım.

Şimdi evli olduğu eşinin de başından bir boşanma geçtiğini ve onun da önceki evliliğinden bir çocuğu olduğunu söyledi. Eşinin evliliğinin de onun doktora yaptığı sırada yıpranıp bittiğinden bahsetti.

Neyse evlenip iki çocukta kendileri yapınca olmuş dört çocuklu büyük ve sıcak bir aile. Çocuklar birbirleriyle iyi anlaşmışlar ve mutlu mesut yaşayıp gitmişler. Hepsi şu anda en iyi ünivesitelerde okuyormuş.

“Artık eşimle başbaşa kaldık ve asıl şimdi birbirimize daha çok ihtiyacımız var. İnsan gençlikte bir çok arkadaş buluyor da olgunluk yaşlarında onu anlayacak ve destek olacak birine ihtiyaç duyuyor.” dedi.

Mutlaka birbirimiz için zaman yaratmamız gerektiğini bunu nasıl yapabileceğimizi anlattı.

Sonra üstü kapalı bir şekilde benim eşiminde doktora yaptığını ve doktorayla evliliğin çok kolay olmadığını, bir iki sonu kötü biten hikayeyle örneklendirdi.

Bu arada ben sohbet ettiğim kişinin benim yaşadıklarımı anlayacak yaşamışlık düzeyinde olmasından dolayı mutlu mutlu onu dinliyordum.

***

Sevgilimle yıllardır resmi olarak evli olduğumuz halde hala evde, telefonda facebookta ve her durumda flört etmemiz boşa değil.

Karşılaştık mı heyecanlanıp flört ediyoruz.

Zor bizim işimiz zor, ancak yaşayan bilir.

Yorumlar (12):


  • köşenin delisi, 9 Kasım 2007:

    Bence de sürekli “muhabbet” halinde olmak çok önemli. Elbette çocuk olunca gelen yeni ve çok önemli sorumluluklar biraz daha kısıtlı zaman demek olabilir, ama dediğin gibi, flört etmek isteyen bir yolunu bulup ediyor, ki bence öyle de olmalı. Nazar değmesin size :)Arelciği öperim.

  • k.i.s.d., 9 Kasım 2007:

    Ahhh ah… Yeni evlenmiştik ve eşim master tezi yazıyordu, tez ortağı oldukça tembel biriydi ve bütün tez eşimin omuzlarına binmişti. Çok kavga ederdik… Neyse ki aştık o günleri derken şimdi de eşim muhtemelen ülkenin en kazık akademik ortamında… Bazen ödevlerini paylaşıyorum, haftalardır doğru düzgün vakit geçiremedik beraber, ders arasında verdiği 15 dakikalık molalarda sarılıyoruz birbirimize… o kadar…
    Düşündüm de, hayat zormuş gerçekten. Birbirimize nasıl zaman ayıracağımız konusu ise belirsiz.
    Ağlamak istiyorum.

  • elvan, 9 Kasım 2007:

    Zorluklar hep böyle olsun Meltem’ciğim:))
    Sevgilerimle…

  • Ebru, 9 Kasım 2007:

    Evliliğinize, mutluluğunuza ve oğluşunuz Arel’e nazar değmesin. Ömür boyu sağlık ve mutluluklar dilerim.

  • Meltem Sozer, 9 Kasım 2007:

    köşenin delisi, Zaten koşuşturmaca içinde bir hayatımız vardı şimdi karşılaşmakta güçlük çekiyoruz.

    k.i.s.d. biz de çok benzer şeyler yaşıyoruz. Ama pek kavga edecek vakit bulamıyoruz. Bakalım tez yazmaya başlayınca ne olacak ?

    elvan, işin zor kısmı flört etmek değil. Normal bir ilişki yaşamak için zaman bulamamamız. Bazen evde karşılaşınca şaşırıyoruz.

    Ebru, teşekkür ederim.

  • burcu, 9 Kasım 2007:

    Merhaba Meltem,
    Siteni uzun zamandir takip ediyorum. Ayni dertten sikayetci olunca belirteyim istedim. Bu durumun bi baska boyutu da iki kisinin birden doktora yapiyor olmasi…Bos zamanlarimizi cakistirmak icin o kadar caba harciyoruz ki…bir de eger birseyleri ayni gune yetistirme derdi var ki, bu durumda kimse kimseyi sakinlestirecek durumda olmuyor malesef :(

  • Açalya, 10 Kasım 2007:

    Azimle iseyen duvari deler Meltem’cigim :) Kolay gelsin.

  • zeynep, 10 Kasım 2007:

    meltemcim blogunu uzun süredir takip ediyorum. doktora konusuna kesinlike katılmıyorum. biz eşimle ben yüksek lisans yaparken evlendik ve ben tez yazarken o da doktora derslerine çalışıyodu. şimdi ben doktoradayım ve ders dönemindeyim o da doktora tezini yazıyor. hiç bir şey eşini ihmal etmek için sebep değildir bence. üstelik şimdi afacan da bi oğlumuz var. ben ve eşim hayatta kariyerden daha çok aşkın ön planda olduğuna inananlardanız. o yüzden şu yazı yetişcek bu ödev yapılcak diye fazla kasmayız. ve ayrıca açalyaya katılıyorum azimle isteyen duvarı deler.

    sevgiler meltemcim. seni ve areli çok öpüyorum. gerçekten çok yakışıklı ve çok tatlı bir oğlun var.

  • Armağan, 11 Kasım 2007:

    Çok cici bir ailesiniz. Mutluluğunuzun hep katlanarak büyümesini dilerim :)

  • Ayca M., 13 Kasım 2007:

    Sevgili Meltem,

    Benim esim yine ülke disinda. Son yillarda en cok ziyaret ettigi mekanlar havaalanlari!! Ben ise üniversite ve ev arasinda tren yollarindayim. Yani sira toplanti, konferans, sergi vb. icin seyahatler. Esim bizim “modern cingene” oldugumuzu düsünüyor. Ama birbirini cok seven iki cingene…

    Zamansizlik 21. yüzyilin en büyük sorunsali. Ama sizin adiniza cok seviniyorum, en azindan bir de yollarla, ucaklarla, trenlerle bogusmuyorsunuz…

    Hep mutlu olmanizi diliyorum…

  • Archi*Sugar, 14 Kasım 2007:

    O atesi sondurmemek cok onemli. Aslinda bazen uzak kalmak atesi korukluyor, diye dusunuyorum.

  • Ceren Güler, 14 Kasım 2007:

    Ne güzel flört halinde olabilmek. Ben çalışırken aynen anlattığın gibiydik, ne zaman işleri evden yapmaya başladım olaylar değişti :) Kötüleşmedi de farklılaştı. Her durumun ayrı keyfi var. İşe göndermeden önce hazırlanan mumlarla donatılmış bir sofra gibi ;)

    Başarılar dilerim, zor işler bunlar:) Zorluk olsun da böylesi olsun:)