Doğum Günü Pastası

27 Mayıs 2008

blok_pasta_1.jpg

Herşey Arel’in doğum günü için güzel bir pasta istememle başladı.

Şehirdeki bütün pastacıları ve çeşitlerini araştırarak başladım. Sonra inanılmaz güzel pastalar yapan ödüllü bir pastacı buldum.

Sevgilimle gittik bir ay önceden pastanın siparişini verdik.Bebeğimizin doğum gününe bir hafta kala pastanın yapılamayacağını öğrendik. Çünkü pastacı o güne nikah pastası siparişi almıştı. Özür olarak sizin kesin spariş verdiğinizi anlamamıştık gibi üstün körü açıklamalar yaptılar.

Aslında ısrar etsem yapacaklardı çünkü hem sipariş alıp hem de yapmayarak kötü duruma düşeceklerdi. Ama istemeyen birine zorla birşey yaptırmak kötü sonuç almaya neden olurdu.

Bütün iyi pastacılar siparişlerini en geç iki hafta önceden aldıkları için başka bir yere yaptırma şansımız da kalmadı.

Sevgilim güzel bir pastaneden güzel bir pasta alırız ne olacak dedi. İşte malesef ben öyle biri değilim, olmadım ve sanırım hayatım boyunca da olamayacağım.

Olmazz!!! dedim

Arel’in doğum gün pastası özel olacak. Ben yapacağım.

Sevgilim beni her vazgeçirmeye çalıştığında gözlerimi kısıp yapamayacağımı mı düşünüyorsun da böyle konuşuyorsun deyip duruyordum.

TAKINTI;

Bende var, çok kötü birşey.

Aklıma birşey mi koydum. Yapacağım. Yapmazsam olmaz ölürüm. Önümde durup yapmama engel olmaya çalışana da Allah sabır versin.

Bu inat değil, kararlılık değil, AŞK aşk.

blok_pasta_4.jpg

Sonra sevgilimin aklını çeldim. Birlikte mutfağa girelim dedim çikolatalardan, sıvı vanilyadan, fırında pişen kekin eve yayılan kokusundan bahsettim ona, krema da olacak diye fısıldadım kulağına.

Hadi birlikte yapalım. Arel’e biraz sen bakarsın biraz ben, kekle biraz sen ilgilenirsin biraz ben ve yaparız birlikte dedim.

Kabul etti.

blok_pasta_3.jpg

Önce gidip confetti cakes kitabını aldım. Sonra malzemeleri satın alabileceğimiz pasta malzemeleri satan bir yer buldum. İçlerinden oyuncak küp şeklinde olan bu pastayı yapmaya karar verdim.

blok_pasta_5.jpg

Ertesi gün girdik mutfağa altı tane muzlu kare kek pişirdik. Kes, çikolatalı kremalarını sür, buzlukta beklet, kapla, süsle derken on iki saat mutfakta geçti.

blok_pasta_6.jpg

Gece saat birde mutfaktan çıkarken sevgilime bir daha böyle şeyler yapmaya kalkarsam beni durdur dedim.

Seni durdurmayı ne çok denedim bilemezsin dedi.

Bilmezmiyim.

TAKINTI;

Ben de var, çok kötü birşey.

blok_pasta_2.jpg

Yeni Deneyimler

26 Mayıs 2008

kitaplar2.jpg

Arel’in yürümesiyle başlayan hayatımızdaki yeni deneyimler macerası tam çaresizlikle sonuçlanmak üzereyken kitaplar yine hayatımızı kurtardı.

Biz anne baba kitaplara sarılıp bir çok işe yarar bilgi bulduk.

Uygulamada başarılı olmasının en önemli sebeplerinin bizim davranış ve düşünce biçimimizi değiştirmemiz olduğunu düşünüyorum.

Bizim değişen tavrımızla birlikte Arel’in de davranışları birden değişmeye başladı ve yine evde herkes olumlu ve mutlu haline geri döndü.

Kitaplardan önce bir gün bebeğimizin yeni yürümeye başladığı günlerden birinde bir sabah şöyle bir olay yaşamıştık.

Babası mutfaktayken oğlumuz salonun ortasında duran tekerlekli mama sandalyesini iterek (tutunup koşarak demek daha doğru olabilir) hızla mutfağın önündeki bebek girmesin diye yerleştirdiğimiz koruma kapısına vurdu. Yerler parke olduğu için bu durum çok hızlı ve şiddetliydi.

Neyse biz hayır dedik, olmadı. Onun yerine dikkatini dağıtacak başka oyuncaklar önerdik, olmadı. Oturup neden tehlikeli olduğunu açıkladık, tabi ki olmadı!

Şimdi o böyle birşey yaptığında evde itip sürebileceği kocaman bir yürüme arabası var. Önce mama sandalyesini itmesine hayır diyorum(çünkü yanlış olan şeye hayır demek gerekiyormuş) sonra hemen kendi arabasını verip bak bununla oyna bu araba oynamak için daha güzel diyorum. Mama sandalyesini bırakıp oyuncağıyla oynuyor. İtiraz yok, inatlaşma yok, ağlama yok!

Anladım ki eskiden yaptığım yanlış hayır değip dikkatini başka yöne çekmeye çalışmaktı. Ama yanlışın ne olduğunu söyleyip neyin doğru olduğunu göstermek gerekiyormuş.

Çok küçük bir davranış değişikliğinin karşılığında büyük bir ödül aldığımı hissediyorum

Bu mama sandalyesi örneği yaşadıklarımızdan bir tanesiydi. Herbir yaşanana değişik bir yaklaşım sergiliyoruz.

Anne baba olmanın öğrenilen bir şey olduğunu düşünüyorum şartlar değiştikçe yeni bilgileri edinmeyi gerektiriyor ama ödülü çok büyük.

Bir bebekle yaşamak çok büyük bir lüks.

Arel Bir Yaşında!

25 Mayıs 2008

046_p.jpg

Bebeğimiz bir yaşında.

Geçen yıl minicik bedenini kucağıma alırken incitmekten korkuyordum, bugün kollarımın arasından kaçıyor peşinden koşuyorum.

Bir yıl boyunca babasıyla birlikte ortaklaşa bakıp büyüttük onu.

Birbirimize destek olduk, taktikler öğrenip paylaştık.

Dün nehir kenarında arkadaşlarımız ve çocuklarıyla kutladık Arel’in yaşgününü.

Arel arkadaşlarıyla çok mutluydu. Mina, Cem ve Arel üçlüsü bir dakika yerlerinde durmadılar. Banu biraz daha küçüktü oturup onları seyretti.

Geçen soğuk ve yağmurlu bir haftanın inadına hava güneşliydi.

062_p.jpg

Arel ve arkadaşlarını doğdukları günden beri biliyor olmak ve büyümelerinin her adımına şahit olup sonra da birlikte oynuyor olmalarını seyretmek çok heyecan vericiydi.

Hayatımda verdiğim en doğru kararla oturup hayatımızda verdiğimiz en güzel kararın ordan oraya koşturmasını seyrettik.

Tabi bütün çocuklar gün boyu kaz kovalayıp nehire doğru koştukları için oturmak, durmanın yerine söylenmiş gelişi güzel bir söz olmaktan öteye gitmiyor :)

İyi ki doğdun Arel, seni çoook seviyoruz.

039_p.jpg

Pıt Pıt Pıt …

15 Mayıs 2008

011.JPG

Günler bir güneşli iki yağmurlu bahar tanımlaması içinde ilerliyor.

Geçen yıl bu zamanlar heyecan içinde Arel’i bekliyorduk. Şimdi her dakika arkamda ben nereye o oraya. Anne insandan çok anne ördek gibiyim. Sürekli arkamda bebeğimin ayak sesleri Pıt Pıt Pıt…

Dönem bittiğinden beri yarım gün babası yarım gün ben bakıyorum Arel’e.

Kalan zamanda çalışıyorum ve bebeğimizin gelişimiyle ilgili kitaplar okumaya devam ediyorum.

041.JPG

Arel doğduktan sonra bebeklerle ilgili fark ettiğim en önemli şey, cinsiyetleri ve kişilikleriyle doğuyor olduklarıydı. Bütün arkadaşlarımın bebeklerinin kişilikleri birbirinden farklı ama özellikle ortada bir kızla erkek bebek farkı var ki anlatılamayacak kadar belirgin.

Eskiden bebeğin cinsiyeti mi olurmuş diye düşünenlerdendim. Şimdi kesinlikle arkasında duruyorum bebeklerin kişilikleri ve cinsiyetleri var.

Bu nedenle geçen gün It’s a Boy dan yaklaşık on beş sayfa okudum ve kitabı alıp sonuna kadar okumaya karar verdim. Oğlumu daha iyi anlamayı ve yönlendirmeyi istiyorum.

İkinci seçtiğim kitap positive discipline, yavaş yavaş çocuk gelişimiyle ilgili bilgiler edinmenin ve farklı görüşler okumanın zamanı geldi.

Çünkü Arel’e hayır diyorum, hayırın ne olduğunu çoook çok iyi biliyor, durup ciddi ciddi yüzüme bakıyor. Duruyor.

Sonra kafamı çevirmemi bekliyor ya da yılmamı. Evet deyinceye kadar tekrar edebilecek bir oyunu oynamak istiyor benimle. Gülüyor ve yapıyor hayır dediğim şeyi yapmaması gerektiğini bildiği halde yapıyor. Yapamayınca ağlıyor.

Bu anne acil olarak nasıl söz dinletilir öğrenmek istiyor.

002.JPG

Hadi Boyalarla Oynayalım

12 Mayıs 2008

Anneler gününüz kutlu olsun…

annelergunu.jpg

Sabah uyandığımdan beri yağmur yağıyor.

Anneler gününü dışarıda koşa oynaya kutlarız diye düşünüyordum ama hava muhalif oldu :)

Hava muhalefeti, Türk dilinde kendine özgü yerini ve konumunu her daim koruyacaktır. Umuyorum ki bana olan tutumunu bu istikrarla korumaz.

Neyse biz de Arel’e bebeklerin oynayabileceği boyalardan aldık. Anne oğul boyalarla oynadık.

Onun parmaklarıyla boyadığı ilk şaheserleri bana anneler günü hediyesi oldu.