Salon Erkeği
8 Haziran 2008 
Bizim evde gün sabah 6:30 da başlar.
Arel uyanır beni de uyandırır. Odasına girdiğimde beni gördüğü için hemen gülümser. Ben yatağına doğru adımlar atarken de yatağına tutunup sevinçle hoplamaya başlar.
Kucağıma alınca boynuma sarılır, ben onu öper koklar aşağı kata indiririm. Bir süre öyle sarmaş dolaş otururken onu nasıl sevdiğimden bahsederim, ben konuşurken o da anlamı olmayan çeşitli sesler çıkartarak bana karşılık verir.
Kahvaltımızı yaptıktan sonra üstümüzü değiştirir dışarı çıkarız. Çevrede birçok küçük küçük park var önce onlara gideriz. Sonra ben onu vagonuna bindirir beş dakika uzaktaki büyük parka götürürüm o parkta da oynar.
O oynarken biraz onunla oynarım, biraz kitap okurum, eğer arkadaşlarım parktaysa onlarla konuşuruz. Özgür Arel oyun oynarken dönüp yakınlardamısın diye bile bakmaz, ilgi istemez. Hatta yürürken elinden tutmak kucağa almak imkansızdır. Bu nedenle tehlikeli birşeyler yaptığında başka şeylere dikkatini çekmeye çalışmak en kolayıdır.
Çevresinde başka çocuklar varsa onları izler yanlarına gider onlarla oynamaya çalışır. Hiçbir bebekle ve çocukla itişmez. Hatta gidip kafalarını okşar. İnsanları ne kadar çok seviyor.
Dışarı çıkarken yanıma atıştıracağı yiyecekler alırım. Acıktıkça yanıma gelir. Biraz yer biraz kendini sevdirir tekrar oynamaya gider.
Öğleye doğru eve döndüğümüzde kum havuzunda oynamaktan üzerinden inşaat yapılacak kadar kum çıkar. Yorgunluktan adım atacak hali kalmamıştır artık. Her yeri çizik ve morluk içindedir. Ben ellerini yüzünü ayaklarını temizlerken morluklarını çiziklerini öperim.
Arel bir salon beyefendisidir aynı zamanda, yemeğini yerken müzik dinlemekten hoşlanır. Aslında sadece yemek yerken değil, uyumak istediğinde, huysuzlandığında, sıkıldığında hep müzik dinlemek ister.
Yemeğini yedikten sonra sütünü içer saat 11:00-13:00 arasi uyur (Artık günde bir defa uyuyor). Bu arada ben ya kitap okurum ya da uyurum.
Uyanır bir saat birlikte oynar meyve atıştırırız.
Sonra Arel’le babası ilgilenmeye başlar. Ben çizim yaparım, arkadaşlarımla buluşurum ya da kütüphaneye giderim. Yaptıklarım o günün programına göre bu üç şeyden biridir.
Hergün yatmadan banyo yapar bebeğimiz. Suyu ve küvette oyuncaklarıyla oynamayı çok seven Arel son enerjisini de banyoda harcadıktan sonra onu öpüp saat sekizde yatağına yatırır, müziğini açar uyumaya bırakırız.
O bir süre yatağında kendi kendine konuşur ve uyur. Telsizinden duyduğumuz o anlamlı anlamsız sesler tarifi olmayan mutluluk kaynağıdır bizim için.














Aferin Arel’e, ne mutlu size!
Muzik dinleme huyu ozel ilgilendirdi :) Demek ki hayatin tadini bilecek bu kucuk adam…
Size de tebrikler boyle huzurlu bir bebek yetistirdiginiz icin.
Ve ellerine saglik Meltem…ortaya cikardigin butun guzel calismalarin icin.
İşte duymak istediğim anlar bunlar sevgili Meltem…
Yazılarımda özellikle, ilgisiz-sevgisiz büyütülen çocuklardan bahsediyorum.Ben çok mutlu bir çocukluk geçirdim,bekar anneliğime,işitme kaybıma rağmen çok güçlü ve başarılıy bir işkadınıyım.Demek ki mutlluluk herşey…
Tebrikler,
Arel’in ömrü boyunca hep mutlu olmasını diliyor,
diğer tüm annelerin de bu güzel yazıyı okumasını istiyorum…
Ne guzel anlatmissin Meltemcim:) Gozumun onune getirdim sizi, yaninizda olmak istedim:))
İçinde Arel olanher resim, mutluluğun resmi gibi…
Bazı resimler yaşayarak çiziliyor demek ki…
Meltem, ne güzel dolu dolu geçiyor günleriniz.Arel’in sevdiği müziklerden de biraz bahseder misin?
Hani, ağrı kesici alırsınız başınızın ağrısı geçer ya…işte sizin resimleriniz ve anlattıklarınızlada bana bir doz “yaşama güzel bakma” hapı verilmiş gibi oluyorum.
Her şey gönlünüzce olsun..sevgiler Meltem hanım:)
fimo çalışmalarınızı sabırsızlıkla bekleyen hayranınız:)
ne güzel…sakin dingin ve düzenli geçen günlere çok özenirim…siz bunu sağlamışsınız maşallah…darısı başımıza…
Bayıldım, Arelin günlerini dinlemek çok keyifli. Ama en çok yatağında kendi kendine müzik dinleyerek uyuması hoşuma gitti.
Sevgiler.
Kim demis bebekler duzenli hayati sevmez, hatta hayatin duzenini bozar diye? Onlarla senkronize olabildikten, hakettikleri saygi ve sevgiyi gosterebildikten sonra, hayat hic olmadigi kadar duzenli bir hal aliyor. Ve ortaya, Arel ile annesininki gibi, okumasi bile insana huzur veren keyifli hayatlar cikiyor:)
Bizim hayatimiz da, sizinki kadar olmasa bile, duzenli geciyor cok sukur. Bebegim, maasaallah hep ayni saatte yatip ayni saatte kalkiyor. Gun icinde yorgunluktan bitap dusene kadar oynuyor ve ancak o zaman ogle uykusuna daliyor. Gerci, yasadigimiz cografyanin soguk olmasi yuzunden, Arel agbisi gibi disariya cikip eve ceplerinde coraplarinda kumlarla donemiyor ama, yine de santiyelerde calismis kadar yorulmayi beceriyor gun boyunca:) Aksam uyumadan once, kendince gunun muhasebesini yapiyor, ninniler mirildaniyor:) Biz de aynen sizin gibi, onun odasindan gelen o evlere senlik konser nagmelerini dinliyoruz esimle birlikte. Iste o anlarda yorgunlugumuzu unutuyor ve ertesi gun icin yeniden enerji topluyoruz. Tabii bir de bize boyle saglikli, neseli bir bebek bahsettigi icin Allah’a bir kez daha sukrediyoruz.
Salon erkeklerinin en minigine ve en sevimlisine kucak dolusu sevgilerimi gonderiyor, annesinin cizimlerine daha cook uzun seneelr ilham periligi yapmasini diliyorum:)
Ayse Sule
Bebeğinle geçirdiğin bir günün özetini ne de güzel anlatmışsın. Umarım hayatınız boyunca böyle mutlu günleriniz devam eder…
Sevgiyle kal…
ilk iki paragrafi okurken, mutlulugun tanimi bu olmali diye dusundum.
Yorumlarınız için teşekkür ederim.