İki Gözüm İki Çeşme Elimde Mendil
11 Temmuz 2008
Hayatta herşeyin bir hikayesi vardır.
Hikayesini bilmediklerimiz bizim için sıradan, hatta sıkıcıdır.
Zaman kaybıdır.
Müze gezmek büyük ve etkiliyici bir şehre gittiğinizde yapılacaklar listesindeki çentiklerden biridir.
Öyledir.
Gitmemek eksikliktir. Mutlaka zaman ayırmak gerekir.
Müzede dolaşmaya başladığınız anda kendinizi hikayesini bilmediğiniz bir dolu sanat eserine bakarken bulursunuz.
Gördüklerinizin ne kadar etkileyici olduğu farketmez bir süre sonra.
Sıkılırsınız.
Ama gitmezseniz olmaz!
O şehirle ilgili her sohbetin içine dahil olabilir o müze.
Ne diyeceksiniz ? Gitmedim mi ?(!)
En iyisi geziden önce biraz hazırlık yapmak.
Müzenin internet sitesine girip sergilenen önemli eserlerin isimlerini, sanatçılarını öğrenmek ve bunların hakkında biraz araştırma yapıp okumak.
Yapıldıkları tarihi, neden önemli olduklarını vb…
Yani hikayelerini öğrenmek.
Hikayelerini biraz öğrenince onları gördüğünüzde mutlu olursunuz. Sonra müze sohbetlerinizin içine girerse sohbetten zevk bile alabilirsiniz.
Ama kendinizi, sanatçıların hayatlarına, eserlerin yapıldıkları tarihlere, o dönemin eserlerinin özelliklerine, bu eserlerin sonraki dönemleri nasıl etkilediklerine, o eserlerin neler olduklarına vb.. kaptırırsanız;
Müzeden içeri girip o eserleri gördüğünüzde iki gözünüz iki çeşme ağlayabilirsiniz. Mutluluktan ağzınızdan kelime çıkmaz, anlamsız mırıltılar çıkarır konuşmaya çalışırsınız.
Müze takıntınız olur. Şehire yeniden gidip gelebilmek için anlamsız bahaneler yaratırsınız.














Değil muhteşem sanat eserleri geçmişe ait en basit bir şeyi görmek bile benim tüylerimi diken diken yapar.
insan sanat tarihi okusa delirir heralde mutluluktan,herseyi sembollerle gormeye baslar,herseye bir mana yukler..
ama ogrendikleri kimsenin ilgisini cekmiyorsa sessizlesir
ben bir ayakkabi muzesi ile kendimi kaybettim
Bazi insanlar hikayeleri de sevmiyorlar maalesef. Hizli tuketmeye, dusunmeden-kendini yormadan-yormak istemeden-manasizca yasamaya o kadar alismis oluyor ki bazi insanlar, degil icinde anlamlar-dunyalar-manalar-hayatlar barindiran sanat eserleri, gozlerinin onunde olup bitenler bile ilgilerini cekmiyor. Deryada yasayan balik gibiler, deryadan habersizce bir saga bir sola salinip duruyorlar yeryuzunde.
Benim de o sehirle ve o muzeyle yarim kalmis bir gonul hesabim var. Muze bekcilerine selam soyleyin. Bundan 10 sene kadar once, ucaginin kalkmasina birkac saa, muzenin kapanmasina ise 5 dakika kala, nefes nefese kosturarak ust kata cikan o ufak tefek kivircik sacli kiz, Mona Lisa’yi gormesine izin verdiginiz icin size hala cok mutesekkir, geri gelmek icin firsat kolluyor deyin:)