Havuz
2 Ağustos 2008
Geçen hafta bir gün, bir bütün gün Arel bize bağırdı durdu. Akşama doğru onun böyle ağzını açıp avazı çıktığı kadar bağırmasını fırsat bilip ağzının içine baktım.
Çok korkup ben de dönüp sevgilime bağırdım.
İmdaaat! Arel’in bir azı dişi yarı yarıya çıkmış.
Babası oğlumuzu bağırta bağırta çıkan azı dişine bakarken ben hemen kitaplıktaki bebek gelişim kitaplarını karıştırmaya başladım. Bu dişler ne kadar sürede çıkacaklar?
Evde acil durum planını uygulamaya koyduk. Bir süre günleri ailecek geçirmeye karar vedik.
Sonra Arel’in ve bizim güzel zaman geçireceğimiz bir yer bulmaya karar verdik.
Ve havuzu bulduk.
Hatta havuzun ismi “Arel’in en sevdiği adddaaa” oldu. Havuza gittiğimizde orayı görünce yüreğinden yayılan bir sıcaklıkla adddaaa diyor.
Havuza gitmeden hazırlanırken huysuzlanınca seni en sevdiğin adddaaa götüreceğiz diyoruz onu giydirmemize yardım bile ediyor. Ayakkabılarını giydirirken ayaklarını uzatıyor, şortunu giydirirken bacaklarını kendi geçiriyor.
Havuzun çocuk bölümü çok güzel, kumsal gibi yapmışlar su sığ başlıyor en derin yeri bebeğimizin omuzlarına kadar geliyor.
İçinde küçük küçük fıskiyeler var. Bebekler bunlarla oynamaktan çok hoşlanıyorlar. Büyüklerin girebileceği bir havuz ve büyüklerin bebeklerle girebileceği bir bölüm daha var.
Sabah saatlerini yine buradaki parklarda geçirip öğleden sonra ailecek havuza gidiyoruz. Arel’le bebek havuzunda oynuyoruz. O havuz oyuncaklarıyla ve diğer bebeklerle de zaman geçiriyor.
Saat beş altı gibi ben onu kucağımda büyüklerin bebeklerle girdiği kısma sokuyorum. Suyun içinde dans ediyoruz şarkı söylüyoruz, rahatlıyor bazen kucağımda uyuya kalıyor. Akşam sekiz gibi eve dönüp mutlu ve yorgun oğlumuzu yatağında uyumaya bırakıyoruz.
Güneş hala çok yakıcı değil, havada genelde güzel bir esinti geziyor. Gözlerimi kapatıp gölgesinde uzandığım ağaçların yapraklarının esen hafif rüzgarla çıkardıkları sesleri dinliyorum. Fıskiyelerden çıkan sesler, çocukların mutlu sesleri kuş sesleriyle birbirine karışıyor. Güneş kremini kokusu başımı döndürüyor.
Bir ay boyunca öğleden sonraları havuza gitmeye karar veriyoruz. Sorumluluklar bütün gün akşamın gelmesini bekliyorlar.
Biz hiç beklemediğimiz bir anda ve planlamadan kendimizi tatil yaparken buluyoruz.















Dis cikarma gibi aci bir sureci bile, boylesine keyifli bir tatile donusturebiliyorsunuz ya; ben size daha nasil hayran kalmayayim bilemiyorum:)
Sevgiler,
Ayse Sule
Yay! diyorum :))
Ah gunes ah, senle hayat ne guzel:))
Dis cikarma surecini 4 duvar arasinda, hele hele evde gecirmek aile ruh sagligi acisindan cok tehlikeli. Cok ciddiyim, :) bile koymadim.
Darisi tum dis cikarma surecindeki ailelere:))
Vallahi, yaşam enerjinize (ve ne yalan söyleyim yaşama ortamınıza ve şartlarınıza) hayranım.
Ben diyelim ki kızımla bir gün (hadi hadi bir sabah) geçirmeye karar verdim (birilerinden izinler falan aldım) nerede bulacağım değil bebek, temiz bir büyük havuzunu :)
çok keyifli görünüyor havuz ve bebiş de baya eğlenmiş. uzun zamandır okuyorum blogunuzu ve sanki arel elimizde büyümüş ,beraber yaşamışız gibi:-)polimer kili de sizin sayenizde tanımıştım.çok güzel bir blogunuz var.sevgilerimle
ne güzel bir tatil olmuş. bayıldım havuza.
bu arada çok ilginç bişey oldu bugün. aynen arel de olduğu gibi küçük kızım sueda da avaz avaz bağırıyordu. bir de baktım ne göreyim. :) azı dişler… aklıma ilk sen geldin. ben de hemen ufaklığı aldım ve bahçeye koştum.. oyunlarla onu oyalamaya çalışıyorum. Allah kolaylık versin, onlara da bize de…
Ayse Sule, birşeyler yapmayınca çok acı bir süreç oluyor çookk :)
annevebebisi, insanın başına gelebilecek en tehlikeli şey bebeğinin diş çıkarması :)
hayal, anne babalar çocuklarına sevgi ve ilgiden daha güzel birşey veremezler bence.
neslihan, teşekkürler. Böyle yorumlar beni nasıl mutlu ediyor bilemezsin.
arzum,hepimize hepimize. Bu diş çıkarma olayı çok fena çook…
Bu havuzu bir yerden hatirliyorum. “Niluferinsekerleri” adli blogda; o da kizlarini goturuyordu boyle bir yere. Yoksa onunla ayni sehirde mi yasiyorsun?