31 Ekim 2008
Cadılar bayramı,
Anne kedi olsun faresini yesin yesin.

Cadılar bayramında önce bütün çocukları bir araya topladılar. Sonra birlikte yürüyüş yapıldı.

Fotoğrafta arkadaşlarımız ve bebekleri var.

Hava kararmaya başlayınca çocuklar şeker toplamaya başladılar.
Bu küçük fare oyun oynamayı tercih etti.

Sonra Mina ve Banu ziyaret edildi. Derya ablaları fotoğraf çekilirken onlara eşlik etti. Zavallı köpecik rahat bırakılmadı sevildi, okşandı, mıncıklandı.
Arel akşam yatağına yatar yatmaz uyudu.
Şimdi belkide yaşadığı bu çok kostümlü günün rüyalarını görüyordur.
27 Ekim 2008
Senin için uydurduğum şarkıların, tekerlemelerin, hikayelerin sayısı yok.
Bütün gün kaç defa sarılıyoruz birbirimize, kaç defa öpüyorum seni, kaç defa dans ediyoruz sayısı yok.
Sayısı yok seni mutlu etmek için uydurduğum oyunların.
Bir ölçüsü yok sana olan sevgimin.

Sonbaharı kuru yaprakları ve tatlı güneşiyle arkamızda bıraktık. Hala bazı günler hava ısınıp senin özgürce dışarıda oynamana izin veriyor ama kış gelmek üzere.
Mevsimleri dışarıda oynayarak tanıyor olman beni çok mutlu ediyor.

Genelde hep çocuklar oluyor çevrende. Büyükler küçüklerle oynuyor, sizlere birşeyler öğretiyorlar.
Kız çocuklar bebekleri daha çok seviyorlar. Fotoğraftaki sarışın kız, yazın başından beri seninle ne çok oyun oynadı bilemezsin. Seni çok seviyor. Kızın adını unuttum:( Arkadaşlarımdan birinin kızı. Yakınında oturan sarışın bebek de Nash. Onunla hem çok uyumlusunuz hem de birlikte oynamaktan zevk alıyorsunuz.

Birlikte Detroit sanat müzesine gitmiştik bu fotoğrafta oradan.
Müzenin içinde sesinin eko yaptığını farkedince öyle çığlıklar atmaya başladın ki bizi dışarı atacaklar diye korktum. Ama müze çalışanları bunun bir sorun olmadığını ve bütün çocukların böyle davrandığını söyleyip bizi sakinleştirdiler. Sen de özgürce iki buçuk saat çığlık attın!
Çok eğlenceli bir gün oldu senin için. Müze gerçekten görülmeye değerdi benim için en önemli kısmı da senin bir çok eserle ilgilenmiş olmandı. Biz seni kucağımıza alıp senin ilgini çekenlerin kimin tarafından hangi malzemeyle yapıldığını anlattık.
Geçen ay senin için çok zor bir ay oldu. Bir ay içinde üç köpek dişi iki de azı dişi çıkarttın.
Hareketli bir bebektin daha da hareketli oldun.
Hayvan sesleri çıkarmaya, isimlerini söylemeye başladın.
Artık sayamıyorum aylık değişimleri. Çok fazla şey birada değişiyor.
26 Ekim 2008

İnsanlara görmeyi, duymayı, yazmayı, düşünmeyi ve konuşmayı yasaklıyorlar.
İnsana insan olmayı yasaklıyorlar.
İnsan olmak tehlikeli.
Akıllı insanı gütmek zor.
Onlar insan gütmek istiyorlar.
Pes etmeyin. Yazılarınıza wordpress’te devam edin.
Onu da yasaklarlarsa kendi sayfanızı oluşturun.
Özgürlüğünüzü engellemelerine izin vermeyin.
22 Ekim 2008

Dönem arası elma yarısı ya da üzüm kurusu gibi birşey değil daha tatlı :)
Bu okul döneminin yarısına geldik, zaman çok hızlı geçti.
Umarım bu hızda devam eder.
Zaman sürekli ödev ver, proje teslim et, sınava gir sorumluluklarıyla geçti ama bu dönem ders aldığım hocalar çok iyiler. Geçen yıl iki tanesi beni perişan etmişti.
Bütün zamanımı sürekli birşeyler yaparak geçiriyorum. Buna rağmen Arel’e planladığımdan daha fazla zaman ayırıyor olmak beni çok mutlu ediyor. Onunla tatildeymişim gibi ilgilenebiliyorum.
Sadece yüklendiğim sorumluluk miktarı strese neden oluyor. Ben de akşamları koşarak üzerimden atmaya çalışıyorum.
*
Bu sabah uyanmak istemediğim bir rüyadan sevgilimin sesiyle uyandım.
Saatin sekiz olduğunun anonsunu yapıyor ama kendi yerinden kımıldamıyordu :)
Ben de bir süre kımıldamadan odanın kırmızı duvarlarına baktım.
Sıcacıktı.
Yerimden kalkıp dışarı baktığımda arabaların üstünde kar gördüm.
Yatak odasının duvarlarını sıcak kırmızıya boyamanın hayatımı kurtardığını düşündüm.
Doğduğundan beri sabah oldu mu bunu bize Arel anons eder.
Nasıl olduysa Arel’i bu sabah biz uyandırdık.
Neredeyse hayata geç kalacaktık.
Hayatımız o kadar programlı ki hayata geç kalmak ayıp, sonra herşey birbirine karışır.
Aslında çok komik ben ne kadar program yaparsam yapayım her gün mutlaka hesapta olmayan şeyler oluveriyor.
Nasıl oluyor da her gün farklı bir gün yaşamayı başarıyoruz gerçekten anlamıyorum.
Arel doğmadan ne hesaplarsam aşağı yukarı onları yapardım.
Şimdi günler karnaval havasında geçiyor. Giysiler, renkler, sesler birbirine karışıyor.
Ben hayretle, hayatıma hızla girip çıkan süprizlere ayak uydurmaya çalışıyorum.
*
18 Ekim 2008
Benim çizimlerim, projelerim hatta yazılarım bile çalınıyor.
Genelde kişisel kullanımlar beni rahatsız etmiyor. Bir çoğu incelikli davranıp izin istiyorlar, istemeyenlere de kırılmıyorum.
Ama bazı şirketler ve kişiler var ki yaptıklarımı çaldıkları yetmiyor, bir kısmı kendi çalışmalaraymış gibi yayınlıyorlar sitelerinde.
Kopyala yapıştır hesabı :)
Ben de belki dikkat çeker ve daha sorumlu davranırlar diye aşağıdaki çizimi yaptım.
Eğer siz de hırsızlık olaylarına tepkiliyseniz aşağıdaki çizmimi sitenizde kullanabilirsiniz. (Resmin altındaki kodu sitenize yerleştirmeniz yeterli.)

<img title=”Hirsiz” src=”http://www.crebro.net/main/images/thief.png” />