Arel Yirmi iki Aylık
Sen hiçbir aktiviteyi dışarıda oynamak kadar sevmiyorsun. Baharın aniden gelmesine ağaçlar bile hazırlıksız yakalandı. Hava gayet güzel ama bir tane bile tomurcuk yok görünürde.
Dışarı çıktığımızda bisiklete binip şarkılar söylüyorsun.
Bir dakika durmuyorsun ne dışarıda ne de evde. Sana baktığımız saatlerde sadece seninle ilgilenip oynadığımız halde artık enerjimiz sana yetmiyor.
Bugün parkta çeşitli yaşlarda beş tane erkek çocuğu vardı, aralarına karıştın arabalarla oynadınız. Altı tane enerjilerinde limit olmayan erkek çocuğu bir saat koşarak arabaları kaydıraktan kaydırarak bağıra çağıra oynadınız.
Öyle oturup bir kenarda seni seyrettim. Benim için ne kadar değerli olduğunu düşündüm.
Evde kullanamadığın elektrikli ya da elektronik eşya yok gibi (yani bizim izin verdiklerimizin içinde)
Dinlediğin müziği sevdin mi? hemen uzaktan kumandayla şarkıyı başa alıp tekrar dinliyorsun.
Sıkıldın mı? Televizyonu açıp DVD’yi çalıştırıp çocuk programı seyrediyorsun.
26 parçalı puzzle şu aralar kolayca yapabildiğin birşey.
Oyun oynarken parmaklarınla göstererek bir iki üç yapıp başlıyorsun oyunlarına.
Tercihlerin var.
Önüne pastelleri koyduğum zaman ilk tercihin hep sarı oluyor.
Tercih ettiğin müzikler, yemekler, oyunlar, eşyalar, oyuncaklar, yerler…
Ve sevmediklerin tabi,
Kendi yemeğini kendin yemekten hoşlanıyorsun. Biri sana yemek yedirmeye kalkarsa işi var :)
Banyodan çıkarılmayı hiç sevmiyorsun.
Odalara girip çıkarken ille kapılar senin tarafından açılıp kapatılacak, farkında olmadan biz açarsak kızıyorsun.
İşte bunun gibi ilginç huylar.
Benim şahsen hoşuma gidiyor kendi kişiliğini oluşturman. Deneyerek, oyunlar oynayarak, seçerek, isteyip istemeyerek …
Kategoriler: Bebeğimiz

















