Aile Hayatı

Meltem Sozer, 15 Haziran 2010

Hoop atla!!

Hava ısındı bulutsuz gökyüzünün rengi koyu mavi. Evde henüz klima çalıştırmaya başlamadık. Güneş her ne kadar gün boyu balkonda oluyorsa da, sabah altı sekiz arası pencerelerimize dokunup geçtiği için camları açmak evin serinlemesine yetiyor. En sıcak günlerde bile dışarıda okyanustan buralara kadar gelen serin rüzgar oluyor.

Bu nedenle güneşin altında yaz gölgede bahar var.

Ben kısıtlı enerjimi fırsat bulduğum günler bir saat öğle uykusu uyuyarak yüksetmeye çalışıyorum. Havuza girmiyorm fazla yorulmamak için, bu hafta sonu gezi bile planlamadık.

Bugünlerde Arel çok konuşkan, hatta sürekli konuşuyor ve şarkı söylüyor. Bu hafta ilk defa uzun Türkçe cümleler kurdu. Bazen de ingilizce söylediği bir şeyin hemen arkasından Türkçesi’ni söylüyor.

Cumartasi günü biz babasıyla salonda otururken süt bardağını almak için mutfağa gitti. Sonra mutfakta good job Arel, aferin demeye başladı :) mutfakta bir aşağı bir yukarı koşup bir kaç defa daha  kendine aferin deyince merak edip yanına gittim. Zeytin yağı şişesinin içine kuru üzüm atıyormuş :))

Komşular ısrarla Arel’in boyunun çok uzun olduğunu söylüyorlardı, uzun galiba.  Mutfak tezgahının üzerindeki uzun zeytinyağı şişesine ayak parmaklarının ucundayken ulaşabiliyor.

Bisiklet sürerken şortunun altından görünen küçük bacaklarının pedal çevirişini hiç unutmayayım istiyorum hiç.

Gece yatağına yatırdığımızda kitap okuyoruz. Kitap bitince tekrar okumamı istiyor. Bazen yatağa giderken yanına iki kitap alıyor biri bitince hemen öbürünü uzatıyor. Hayır diyemiyorum tabi. Bazen ninni de söylüyoruz üstüne onu da bebekliğinden beri yaptığımız için istiyor. Odasından çıkınca bazen uyuyana kadar onu dinliyoruz salonda babasıyla.  Bizim ona okuduğumuz kitapları kendi kendine tekrarlıyor. Şarkılar ninniler söylüyor uyuyana kadar . İnsanın kalbi yumuşayıp kanına karışıyor.

Bir zamanlar evde klasik müzik ve opreradan başka müzik dinlenmesine karşı çıkan oğlumla son zamanlarda en çok, seven nation army  The White Stripes ve rolling stones Paint It Black dinliyoruz ve  dans ediyoruz. Oh yaa sonunda! O sevmiyor diye rock dinleyemiyorduk evde!

Benim okula gitmeyip, babasıyla onu uğurladığım sabahlar boynuma sarılıp dudağımdan öpmeden gitmiyor. Eğer unutup çıktıysa mutlaka beni öpmek için geri dönüyor. Bu yazdıklarım benim hayatımın en güzel anları. Beni en çok insanların hissettirdikleri mutlu ediyor.

Kategoriler: Bebeğimiz

Yorumlar (7):


  1. sevda on Haziran 15th, 2010

    sevgili Meltem, yazdıklarını okurken gözümün önünde canlandı Arel' in görüntüleri. Ne güzel söylemişsin "insanın kalbi yumuşayıp, kanına karışıyor" aynen böyle eşsiz bir duygu anne baba olmak. Öğle uykusunu iyi düşünmüşsün, toparlanmana büyük katkısı olacak eminim. Arel'e kocaman öpücükler yolluyoruz, sevgilerle…

  2. beste on Haziran 15th, 2010

    kafasinda binbir fikirler var bu minik oglanlarin kimbilir ne dusunerek yapti o isi. leo'nun da parlak fikirleri oluyor ve kendi icinde gayet mantikli olmasina ragmen bize sacmasapn gozukebiliyor ama isin guzel yani bu. Cok guzel yazmissin benimde icim isindi. Bir opucukde benden arle'e ve annesine:)

  3. nihan on Haziran 15th, 2010

    seni ve blogunu neden seviyorum biliyor musun:çünkü beni anlatıyorsun.mesela şu an Emre yi anlatmışsın.:)ikinize de sevgiler.

  4. Papatya on Haziran 16th, 2010

    Hahaha :)
    Bizim köfteli kahveye benzemiş sizin üzümlü zeytinyağı :)
    Aslında kahve soslu köfteden daha katlanılır bir lezzet olurdu üstelik :)))
    sevgiler..

  5. tülin on Haziran 17th, 2010

    Şortun altındaki o küçük bacakların bisiklet sürüşünü hiç unutmayacaksın canım,hiç.
    Hafıza garip bir hazine.

  6. Meltem Sozer on Haziran 18th, 2010

    sevda , Teşekkürler

    beste , tabi canım eminim kafasında bir şeyler var.Yoksa aferin dermi kendine :)

    Papatya evet ben üzümleri zeytin yağının içinden çıkarma gereği bile duymadım. Biraz üzüm tadı karışsa ne olur.

    tülin, ne kadar renkli ve hoş bir bloğun var. İyi ki unutulmuyor.

  7. tülin on Aralık 11th, 2010

    TEŞEKKÜR EDERİM MELTEM.
    BEN ÇOCUKÇA BULUYORUM DAHA ÇOK.
    AMA O DA RENKLİ VE HOŞTUR ÇOĞU ZAMAN DEĞİL Mİ?

Leave a Comment

Subscribe to feed