Arel Otuz Dört Aylık
Bu ay geçen aylara göre daha kolaydı.
Dişler çıktı, hava ısındı, hayatımıza havuz girdi derken seni oyalamak eskisi kadar zor değil artık. Öğleden sonra evde geçirdiğimiz bir iki saatte de, değişik oyunlar bularak hem güzel zaman geçiriyoruz hem de yeni şeyler öğreniyorsun.
Beni bu ay en çok zorlayan konu, seni oyalayacağım derken kendim yorgunluktan ayakta duramaz halde oluyorum. Hafta içi öğleden sonraları dört buçuk, beş saati birlikte geçiriyoruz. Baban akşam eve döndüğünde genelde sizi baş başa bırakıp, yüz üstü yatağa düşüyorum. Bir kaç saat uyumadan gece çalışmak benim için imkansız oluyor.
Sen de akşam yedi- yedi buçuk gibi aynı şekilde uyuyorsun. Yatağa girdiğin anda gözlerini kapatıp uyumaya başlıyorsun. Uykudan önce kitap okuma, birlikte uyuduğun hayvancıkları tek tek öpüp iyi geceler dileme geleneğimiz bu ay yok oldu.
Her geçen gün daha tatlı oluyorsun.
Her geçen gün daha da güç kazanıp daha enerjik oluyorsun.
Beni çok sinirlendirecek birşey yapınca ‘ya Arel ya ‘ offf diyorsun.
Çünkü ben artık diyecek birşey bulamayınca böyle diyorum :)
Beni çok sinirlendiren şeyler hep kendini tehlikeye attığın durumlara ilgili oluyor.
Sana kızacağımı bile bile caddeye doğru koşmak gibi, beni korkutma amaçlı oyunlardan çok zevk alıyorsun.
Bu ay eski takma isminin yanına bir tane daha ekledin.
Zaten Gayrettin’din bir de Spartan oldun bizim gözümüzde. Seni genellikle spartan diye çağırıyorum.
Büyüdüğünde sporcu olursan hiç şaşırmayacağım.






“Beni çok sinirlendiren şeyler hep kendini tehlikeye attığın durumlara ilgili oluyor.”
Bu ne kadar guzel,ari ve saf bir sevgi cumlesi Meltem. Yakisikli oglun bizlerinde ellerinde buyuyor sayende :) Ve biz onu cok seviyoruz. Kendisini tehlikeye atmasin, caddelere dogru kosmasin, hic gormedigi abi ve ablalarini cunku sadece boyle uzebilir.
Teşekkürler Celil.