Şu anda "Bebeğimiz" kategori arşivi gösteriliyor.

Bir Anne Hikayesi

Meltem Sozer, 28 Aralık 2010

Evde küçük bir çocuk varsa çok normal bir şeydir aradığını bulamadığında eğilip mobilyaların altına bakmak. Ve hayetle , nasıl ilişkisiz eşyaların nasıl saçma yerlerde olduğuna tanıklık ederken, duygularım tatlı bir süprizle soğuk bir şakanın yaratığı hisler arasında gelip gider.

Koltuğun altında, günlerdir aradığım parfüm şişesini bulunca hem sevinip hemde hesabını sormak için doğrulmaya çalışırken, Arel saklandığı yerden üzerime zıplayıp “hadi atçıkık oynayalım”der. Bunu yaparken de boğazımı iki koluyla ve bütün gücüyle sıkar.

Parfüm şişesini bir kenara bırakır, oğlumu döndürüp yere yatırırım “yok kaplancılık oynayalım ben seni yiyeyim” deyip boynuna saldırırım, dişlerimi geçiriyormuş gibi yapıp vahşi hayvanlar gibi sesler çıkarırım. Bir süre gülme krizine girer. Ben durunca ve biraz soluklanmasına izin verince o da kaplan olmaya karar verir ve birbirimize kükreriz. Şu durumda bizi dışardan seyretmeye hiç gerek yoktur, ben o anı yaşarken bile kaplandan çok iki tazmanya canavarı gibi sesler çıkartıp davrandığımızı rahatlıkla farkedip gülmeye başlarım. Benim zayıflığımdan yararlanan Arel bir hamlede beni kenara devirip tekrar üstüme zıplar “atçılık oynayalım sen benim atım ol”der .

Bir süre onu sırtıma alıp kişneyerek evin içinde hoplaya zıplaya dolaşırım. Yorulunca da gidip yavaşça koltuğun üzerine atarım. Bunu yaptıktan sonra yüzlerce kez yaptığım gibi kaçmaya çalışırıken, o en tatlı haliyle onu gıdıklamam için davetiye çıkarır. Ben de yanına gider işaret parmağımı havada bir arı gibi dolaştırırken, bir yandan da “ben küçülüp küçülüp eşyalarımı toplayıp buraya yerleşeceğim” diye parmağımı onun boynunda bir yere değdiririm. Sonra tekrar başlar kıkırdamaya oynamaya, birlikte bir fil oluruz, bir timsah, bir kanguru… yarım saat sonra ben yorgunluktan sürünürken o hala bütün enerjisiyle oyuna devam etmek ister o zaman konsantre olup koşmadan oynayabileceği sevdiği bir yap bozunu çıkarırım. Sakince onunla oynamaya başlar ne kadar çok dikkatini verirse o kadar sesli soluk alıp verdiği duyulur, onu seyrederken uzanıp burnunun ucundaki ter damlacıklarını silerim. Öperim yanağından gülümseyerek benim bakışlarımla bana bakar, mutluluktan  eriyip buharlaşırım.

——-

Yıl bitmeden geleceğe Arel’le birlikte sıkça yapmaktan hoşlandığımız anımızı yazmak istedim.

Mutlu yıllar…

Kategoriler: Çizim, Özel Günler, Bebeğimiz

Subscribe to feed

Atlı Karınca

Aralık ayı benim için yılın en çok iş aldığım [...]

Bu Sabah

Bu sabah okula giderken kapının önünde çektim fotoğrafını, maymunluk [...]

İstanbul

İstanbul posterini  tamamen illustratorda yaptım ve renklendirdim.YAY!!! Benim bir [...]

Çocuklar İçin Kesip-Yapıştırma Çalışması

Videoyu göremeyenler için izleyebilecekleri iki adres daha. Dailymotion Vimeo [...]

...
...