Bir Bebek Bir Kadını Anne Yapar

Meltem Sozer, 9 Eylül 2009

daybed

Yazmayı hiç düşünmediğim bir şeyi yazmaya karar verdim.  Oturdum anne olma hikayemin özetini yazdım.

Bir gün içimden bir ses artık anne olmaya hazır olduğumu söyledi. Rüyalarımda bebek görmeye, bebeklerle ilgili yazılar okumaya başlamıştım. Aklım bana sevgilimin doktorası bitmeden olmaz diyordu ama içimdeki ses acele et tren kaçmak üzere diyordu.  Aklım gencim bekleyebilirim diye düşünürken,  ben şimdiye kadar beni hiç yanıltmayan içimdeki sesi dinlemeye karar vedim.

Ama o sırada biz günde birer paket sigara içiyorduk. O zaman bu bebeği gerçekten istiyorsak sigarayı bırakırız, bırakamazsak da bırakıncaya kadar bir daha çocuk lafı etmeyiz dedik. Önce sigarayı bıraktık sonra tekrar başlama korkusuyla da bir yıla yakın bekledik. Sigarayı bırakmak bizim hayatımızdaki en zor deneyimlerden biri oldu. Ben bu arada spor yaptım sağlıklı beslendim vitaminler aldım vs… Kendimize bu bebeği ne kadar çok istediğimizi kanıtlayınca da anne baba olmaya karar verdik.

Hamile kalmamla birlikte başalyan heyecan bize yeni deneyimlerin kapılarını açtı. Kendimizi ilk anne baba hissettiğimiz deneyimi Arel’e dört buçuk aylık hamileyken yaşadım. Normalde üç aylık hamileyken kan testleri yapıyorlar down sendromu gibi genetik bazı hastalıkları bulabiliyorlar. Benden de kan aldılar ama yanlışlık olmuş başka bir teste göndermişler. Ben dört buçuk aylık hamileyken biz testleri yapmadık deyip binlerce özür dileyip testi tekrarladılar. Bu arada Arel karnımda kıpırdamaya başlamıştı. O zaman testin sonucu ne çıkarsa çıksın Arel’i kesnlikle aldırmayacağımıza karar verdik. O artık bizim bebeğimizdi.

İnsanın hayatı yönetme değil sadece yaşama hakkı olduğuna inanıyorum. Bugün down sendromu var diye bebeğini aldırırsın ama yarın sağlıklı doğan bebeğinin kaza sonucu fiziksel ya da zihinsel zarar görmeyeceğinin bir garantisi yoktur.

Yedinci aya kadar rahat sağlıklı bir hamilelik geçirdim. Yedinci aydan sonra bir daha yatarak uyuyamadım çünkü hamilelik nedeniyle kalça kemiklerimin duruşu ve aynı anda hareket etmememesi nedeniyle inanılmaz ağrılar çekiyordum. Doğru düzgün hareket de edemiyordum yazısı burada. Tabi fazla hareket edememekten fazla kilo da aldım. Doğuma bir hafta kala PUPPP denilen ve sadece hamilelikte görülen bir cilt hastalığına yakalandım ki felaketti ama ben yine şanslıyım bir hafta içinde Arel doğdu. Bunu aylarca yaşayanlar varmış dayanılacak gibi birşey değildi. Bütün bu hamilelik dönemi fiziksel olarak ne kadar zorluk çeksem de çok mutluydum.

Beni hep en çok üzen şey annemin yanımda olmamasıydı. Çok yanlızlık çektim ve çok ağladım bu nedenle. Ne ben hamileyken ne doğumdan sonra geldi. Uzun zaman gelmedi diye onu çok suçladım ve kızdım ona sonra bunu hayatın getirdiklerinin ve götürdüklerinin bir parçası olarak rafa kaldırıp kimseyi hiç birşey için suçlamamaya karar verdim. Hayat annemle beni uzaklaştırırken sevgilim bana sahip çıktı. Bebeğimizin bakımını paylaştı birbirimize bağlı ve sıcak bir aile olduk.

Doğumdan önce herkes doğum sancılarının felaket olduğundan bahsediyordu. Hamileliğin son üç ayında çektiğim ağrılar nedeniyle doğum sancıları pek zorlamadı beni üstelik doğumu hızlandırmak için pitocin verdikleri halde :) Sancılar çok kötü değil diye epidural yaptırmakta kararsız kaldım. Ama can tatlı işte durduk yere niye sancı çekeceğim diye yaptırdım. Şimdiki akım olsa yaptırmazdım. Yirmi yedi saat beklememe rağmen gelişmeyen doğum sonucunda da sezaryan oldum. Oysa kendimi normal doğuma hazırlamıştım.

Buraya kadar yazdıklarım birşey değil asıl hikaye Arel doğunca başladı tabi.

Bebeğini iki saatte bir emzir sev öp uyut ve uykusuzluktan süngere dönmüş beyninle, hayatta sana ait olduğuna inanmayacağın tuhaf vücudunun nasıl olup da normal insan görüntüsüne dönüşeceğini düşün. Derken bu bebek nasıl yer nasıl uyur onları öğren oku oku araştır. Gaz nasıl çıkartılır bebekler nasıl rahatlatılır ?

Bebeğim doğuncaya kadar , o doğduktan bir kaç ay sonra işe başlarım diye düşürken o doğduktan sonra onu bırakıp hiçbir yere gidemeyeceğime karar verdim. Bana bebek bakmak zordur kendine iş bul diyenlere de kulak asmamaya çalıştım. Aslında bu ağrı içinde kıvranan birine ağrı kesici teklif etmek gibi birşey. Tabiki bebek bakmak zor! Ama iki buçuk yıl daha az parayla yaşayıp zorluklardan kaçmamaya karar verdim. Hayatımdaki iki buçuk yıllık zaman dilimini karşılıksız çıkarsız beklentisiz Arel’e vermeye karar verim. Bencil olmamayı öğrenmeye çalıştım. Çok zor bir deneyim bencil olmamak.

Sonra hayatımda yeni zorluklar başladı. Ağrılar.

Sezaryan nedenilyle oluşan ameliyat sonrası komplikasyonları. İki yıla yakın uterusumda oluşan nedensiz ağrılar ve kramplarla yaşadım. Doktorlar değiştirdim , tehşislerini değiştirdiler :) ama ben bu ağrılardan kurtulamadım. En sonunda ameliyatla uterusu almaya karar verdiler. Benim yaklaşık bir hafta hastanede yatmam gerekiyordu. Oğlumla babasını bir hafta yalnız bırakmak istemedim. Bir kaç arkadaşım durumumun ciddiyetini bildikleri için arkadaşlıklarını gösterip ne kadar gerekiyorsa  Arel’e bakmayı teklif ettiler. Ama ya bana birşey olursa diye düşünmeye başladım. O zaman anladım ki ben ölsem Arel’i sevgilimden başka emanet edebileceğim bir yakınım yok. Bu durum geçen kış oldu. O kadar ağırıma gitti ki haftalarca ağzımı açıp konuşamadım üzüntümden. İç sesim bile sustu, hayat sustu. Sonunda ben hayatta tek başıma nasıl yaşaıyorsam o da öyle yaşar insanın akrabasının olması yanında olacağı anlamına gelmiyor nasıl olsa diye kendimi teselli ettim. Ameliyattan vazgeçip ağrılarımla yaşamaya karar verdim. Spor yapmaya düzgün beslenmeye devam ettim bazı günler ağrı çekmekten yorulduğum oldu. Sonra nasıl oldu bilmiyorum bahar aylarında ağrılarım azaldı ve bir daha dönmediler, umarım dönmezlerde.

Bütün bunları daha önce yazmayı hiç düşünmedim bile. Çünkü bazıları fiziksel ve ruhsal olarak üstesinden gelemediğim şeylerdi. Çözemediğim  konularda değil yazmak konuşmayı bile göze alamam ben. Zayıf hissederim kendimi üstesinden gelemeyecekmişim gibi gelir. Hayata yenik hissederim kendimi, nefret ederim hayata yenik ve güçsüz hissetmekten. Ya da kendime acıyormuşum gibi ağlak olmaktan. Önce sorunlarımı çözmem sonra üstüne konuşabilecek kadar rahat hissetmem gerekiyor. Herkesin karakteri farklı ben sevmem yakınmayı.

Arel’i büyütmemiz de ayrı bir macera, zaten her ay biraz biraz birşeyler yazıyorum. Herşeyi anlatmak mümkün değil ama genel durumu yansıttığını düşünüyorum. İyi ki onu dünyaya getirmeye karar vermişim yaşadımığımız her dakika Allahın hediyesi, tadını çıkarmak tatsızlıklarla büyüyü bozmamak gerekiyor. Hayat ne kadar sürer kimse bilmiyor.

Kategoriler: Çizim, Bebeğimiz
Etiketler:

Yorumlar (22):


  1. Songül on Eylül 9th, 2009

    Sevgili Meltem yazılarını her zaman okuyordum ancak bu yazın bei çok etkiledi, fiziksel acılarıan bir yana manevi açıdan yaşadığın hayal kırıklığı ise en üzücü olan. Ancak gelmiş olduğun nokta gerçekten takdir edilmeli. Benim de doğumdan sonra ev hanımı olan ve bana yarım saatlik mesafede oturan 2 ablam ile ilişkim bitti, diğer ablam ise çocuğumu kavınvalideme istanbul dışına gönderebileceğimi söylediğinde hayatımdan çıktı, kayınvalidem ise çocuğa kısa bir dönem için bakmaya zorla ikna edilmiş olsa da, benim işe başlayacağım gün ben gelemem dediği için hayatımdan fiziken olmasa bile manevi açıdan çıktı…

    Ama ne güzel ki tüm olumsuzluklara rağmen bebeklerimiz hayatımızda ve biz onlar sayesinde anne olduk:)

  2. gezicini on Eylül 9th, 2009

    yazılarınızı merakla takip ediyorum. bebeğinizi büyütmenizi de takipteyim. sizi takdir ediyorum. ben şimdi 17 aylık olan bebeğime çoğunlukla tek başıma ama anneanne ve babası ile de birlikte baktım. gerçi artık alıştım sanırım. herkesin hayatta tek başına güçlü ve ayakta olması gerekiyor.bir bebek insana neler öğretiyor.
    hepimiz için bebekleriyle sağlıklı günler diliyorum.
    sevgiler
    gorki

  3. tuguna on Eylül 9th, 2009

    Bu yazin beni cok etkiledi. Ben de senin gibi yurtdisinda yasiyorum, hamilelikte dusuk tehlikesi,PUPP gibi rahatsizliklar yasadim. Benim annem de uzakta, cok gelmek istemesine ragmen yanima gelemedi. Sevgilimin annesi bambaska nedenlerden dolayi 10 dakika uzagimizda olmasina ragmen bizi yalniz birakti ve aynen senin gibi ben de ogrenciyim. Sevgilimle ugrasa ugrasa hayatlarimizi bebegimize gore ayarlamaya calisip ona ortaklasa baktik. Simdi oglum on aylik oldu.

    Senin bunlari acik acik yazmis olman beni o kadar duygulandirdi ki; kendim de acik acik yazsam rahatlarmisim gibi geldi ama ben henuz hazir degilim sanirim.

    Her seye ragmen cok sansliyiz ki hayatimizida bebeklerimiz ve sevgililerimiz var. Seni ve Arel’i cok opuyorum.

  4. sevda on Eylül 9th, 2009

    Sevgili Meltem
    Seni uzun süredir okuyorum bazen yorumlar bırakıyorum. Yazın beni o kadar etkilediki.Sonuna doğru gözyaşlarıma hakim olamadım. Benimde bir kızım var ve bende çoğu zaman bana birşey olursa ona ne olur sorusunu soruyorum kendime. Bu galiba annelerin korkulu rüyası. benim en büyük kabusum babamı kaybetmekti bu ay sonunda 6 yıl olacak ve o hiç torun sevgisi tadamadı.Kimse kızımı onun sevebileceği gibi sevmedi.Bu da hayatın bir gerçeği, yani yaşam devam ediyor demekten başka hiçbir söz yok.Allahtan kocam var yanımda bana hep destek.Kızıma iyi bir baba. Bazen kızım “baba” dediğinde tüylerim diken diken oluyor.Çok duygusal oldum sanırım. Arel çok şanslı bir çocuk sizlere sahip olduğu için.Kendinize iyi bakın..

  5. Kuaybe on Eylül 9th, 2009

    “İnsanın hayatı yönetme değil sadece yaşama hakkı olduğuna inanıyorum. Bugün down sendromu var diye bebeğini aldırırsın ama yarın sağlıklı doğan bebeğinin kaza sonucu fiziksel ya da zihinsel zarar görmeyeceğinin bir garantisi yoktur.”

    Bu cümlelerin eşsiz olduğunu düşünüyorum.. Tabii bunları yazmanı sağlayacak ruh halinin de..

    Aynen dediğin gibi,”yaşadımığımız her dakika Allahın hediyesi, tadını çıkarmak tatsızlıklarla büyüyü bozmamak gerekiyor. Hayat ne kadar sürer kimse bilmiyor”

    Dışarıdan bakınca ne kadar “çok mutlu” görünsek de aslında ne fırtınalar, ne yanlızlıklar, ne çaresizlikler var hepimizin içinde.. Ama işte önemli olan, birgün tüm bunlar hakkında konuşabilecek hale gelmek..

    Seni takdir ediyorum Meltem.. Sana hep destek olan eşini de.. Bir hayatı güzelleştirmek aslında zannettiğimiz kadar zor değil..

    Arel’e sevgiler..

  6. pelin on Eylül 9th, 2009

    Meltemcim neler atlatmışsınız ,okurken duygulandım bende.
    Mutlu olabilmeyi başarmak en büyük erdem.Bir sürü sorun var hayatta,görmezlikten gelmek yerine böyle farkında olabilmeyi herkese diliyorum…
    Sağlıklı,huzurlu,mutlu,keyifli bir ömür diliyorum…

  7. esma on Eylül 9th, 2009

    slm meltem ben viyanada yasiyorum ve bende artik anne olmak istiyorum. senin yasadigin zorluklari yasamaktanta cok korkuyorum iki hafta once ameliyat oldugumda biraz olsun yasadim ama arada bebek olunca durum farkli oluyo insan kendi cani yaninca bisekilde idare ediyo ama canin parcasi isin biseyler yapman gerektiginda yapamamk gercekten zor olsa gerek simdiden dua ediyorum ins dogum sonrasi sorun yasamam… cünkü yasarsam eger senin gibi yanliz basima üstesinden gelmem gerekecek:( ins canim sende en kisa zamanda iglesirsin sözünu ettigin agrilarin birdaha hic geri gelmez ve arelin ve sevgilinle uzun yillar mutlu yasarsin.daha arel büyücek ve kayinvalide olacaksin canim ümitsizlik sana yakismaz sen cok hayat dolu ve herseyye yetebilen bi kadinsin(okudugum kadariyla:))

  8. turkuaz kıyılar on Eylül 9th, 2009

    Meltemcim çokkkkkk uzun süredir takip ediyorum aslında seni, Arel ufacıktı ilk okumaya başladığım zamanlarda…çok güzel anlatmışsın yine…bebeğim 4 aylık şu anda ve ruhsal olarak senin geçtiğin yollardan geçiyorum biraz…ne kadar sağlık problemleride yaşamışsın, çok geçmiş olsun, ama annelik işte, bırakamıyor insan…o kadar duygulandım ki okurken gözlerim doldu, herşeyden önce eşinide senide yürekten tebrik ediyorum bu yolu birlikte aştığınız için…kırgınlıklar bazen unutuluyor bazen içinde kalıyor insanın, önemli olan yavrularımızla mutlu günler yaşamak ve onları mutlu, kendine yetebilen birer insan olarak yetiştirmek galiba…sevgiler

  9. dlayra on Eylül 9th, 2009

    sevgili meltem,
    seni ve sevgilini çok takdir ediyorum. arel harika bir bebek ve o sizin, ikinizin bu bağlılık ve paylaşımınızın ürünü.
    yazdıkların benim için çok önemliydi. zira bebek sahibi değilim, ama.. bir gün olmasını arzu ediyorum.
    yazdıklarını aklımdan çıkarmayacağım.

    size bol şans diliyorum. birbirinizin değerini bilerek yaşadığınızdan eminim; umuyorum ki buna katkı yapabilecek güzel insanlar da yakınınızda olur:)

    sevgiyle,

  10. Gizem on Eylül 9th, 2009

    Meltem ablacım yazını soluksuz okudum yine :) Öyle haklısın ki ne olursa olsun yaşama hakkını vermek gerek herkese hele ki bu ellerinde ise hiç düşünmezsin bile!
    Arel çok şanslı bir bebek demiştim hep :) Senin gibi bir anneye sahip olduğu için bir kez daha haklı çıktım yaşadığın olumsuzluklar sıkıntılar Arel in dünyaya gelişiyle bitmemiş ama sen hep onunla onun için direnmişsin :)
    Hayatın boyunca yanında olan olmayan herkesi kabullenmeyi de öğrenmişşin Arel ile yani hem sen hem de Arel birbirinize çok şeyler öğretmişsiniz :)
    Her zaman birlikte,mutlu,huzurlu olun…Bu kadar özel anılarını paylaştığın için çok teşekkürler Meltem ablacım…

  11. Ayça Oğuş on Eylül 9th, 2009

    Meltemcim,
    Arel sizin gibibir anne- babaya sahip olduğu için çok şanslı siz de O’nun gibi huylu, akıllı bir bebeğe sahip olduğunuz için. Bebek diyorum çünkü bence benim oğlum dahi bebek:=)
    Bu kadar diyeceğim
    Sevgiler

  12. nihan on Eylül 10th, 2009

    merhaba meltem
    yazdiklarin ne kadar etkiledi beni…ne kadar felsefi bakiyorsun hayata…bunlari bu kadar icten bir dille paylasabilmen de cok hosuma gitti…

    sevgiler

    nihan

  13. demet on Eylül 10th, 2009

    Meltem o kadar güzel anlatmışsın ki..bir nefeste okudum yazını..bunaldığım bugünlerde aslında ne kadar ufak şeyleri dert ettigimi düşünüp kendime getirdi yazın beni..teşekkür ederim..yazdığın gibi ben de bebeğimden çok güzel şeyler ögrendim güzel huylar edindim kendimi de onardım bir anlamda..Arel çok şanslı klasik olacak ama ne doğru bir söz aslında Allah analı babalı büyütsün bütün minikleri..

  14. oznur on Eylül 11th, 2009

    Sevgili Meltem,
    Genelde yorum yazmam ama gerçekten etkiledi beni yazdıkların. Ve bende ne kadar güçlü olduğuna hayranlıkla bakakaldım. Hayatın zorluklarını aşmanda yanında olan eşin çok önemli. Senin şansın yanındaki sevgilinin ailenize ve özellikle sana destek olması. Mesela benim eşim suyunu bile ister. Oğlumuz 5 yaşında 1 kere filan banyosunu yaptırdı, hiç altını değiştirmedi, oysa bende 1.5 yaşına kadar çalışmıştım. Artık yapamadım bu kadar yükle ve işten ayrıldım. Herşeyin mükemmel olmasını istemeklede kendime en büyük kötülüğü yapıp depresyona girdim. İşten ayrıldıktan sonra artık herşeyi yapan ben yine devam ettim hayatıma aynı şekilde. Ama şu an sinirlerim felaket, bir sorun olduğunda eşimin benim öfkem karşısında tek söylediği aslında ona göre manidar olan cümle “neden bu kadar sinirlisin” ?? gelde bu soruya cevap ver…Bu durumu sadece annelerin anlayacağını ve cevaplayacağına eminim…Hayat maalesef herkese eşit şartlar sunmuyor, kiminin annesi var yanında ama eşi yok, kiminin eşi var annesi yok, kimise tamamen yalnız…aslında en önemlisi yavrumuz…buda insana zaten gücün en büyüğünü sunuyor…
    sevgiyle kal,

  15. e.t. on Eylül 11th, 2009

    Sevgili Meltem, çok etkileyici bir yazı.
    düşünüyorumda ben okurken bu kadar etkilendim, ya yaşarken neler hissedilir.
    Yaşam her an bize birşeyler öğretiyor. İnşallah bundan sonraki hayatında birşeyleri öğrenmek için önüne bu kadar zorluk çıkmaz.
    Ben annesini kaybetmiş biri olarak -ve hatta babasınıda- hayattaki en büyük şansımın biricik eşim olduğunu düşünüyorum. Bu yaşadıklarında sevgilini senin annen- baban yapmış. Bu duyguları insanın eşinde bulabilmesi çok zor ve çoook güzel diye düşünüyorum.
    ve birde şu yazdığın çok doğru ki;
    yaşadımığımız her dakika Allah ın hediyesi, tadını çıkarmak tatsızlıklarla büyüyü bozmamak gerekiyor. Hayat ne kadar sürer kimse bilmiyor.

    Mutlu günler hep seninle ve ailenle olsun.
    Sana canı gönülden sevgilerimi yolluyorum.
    Arel’e de öpücüklerimi :)

  16. nihan on Eylül 11th, 2009

    canım Meltemcim,Allah üçünüzü hiç ayırmasın.ya bana birşey olursa kuzum ne olur diye çok düşünürüm ben de.bir takım sağlık problemlerim var çünkü.Allaha şükür iyiyim.ama insanın aklına bazen geliyor böyle şeyler.o yüzden çok dua ederim, benim yavrum da dünyada ki tüm çocuklar da anne babalarıyla mutlu yaşasın diye.
    annene kızma,kolay değil dünyanın bir ucundan diğerine gitmek.eminim o da yanında olmak istemiştir ama şartlar…
    sen çok güçlü bir insansın.o ağrılar geri gelirse başaçıkmayı bilirsin.hayatı bu kadar sırtlamasaydın böyle güçlü olabilir miydin?Arel e,Emre ye ve tüm çoçuklara anne babalarıyla birlikte güvenli ve mutlu bir hayat dilerim.
    seni sevgiyle kucaklarım tatlı arkadaşım.

  17. Meltem Sozer on Eylül 13th, 2009

    Destek verip kendi düşüncelerinizi ve yaşadıklarınızı paylaştığınız için teşekkür ederim.

  18. Pinar on Eylül 17th, 2009

    Meltem’cim,
    Doktoranin yogunlugundan koptum gittim buralardan. Seninle de gorusemekdik cok uzun zamandir. Ara ara takip ediyordum ama siteni. Bu yazini okuyunca kalbim acidi. Umarim bundan sonra hersey cok guzel olur. Iyi ki de ameliyat olmamissin, belki yine anne olursun ileride. Esinle gule gule buyutun bebisinizi sicak yuvanizda.

  19. Şule-Bilge'smum on Eylül 19th, 2009

    o ameliyat kısmında koptum,engel olamadım gözyaşlarıma.
    ya bana bişey olursa dimi.
    ben de sezeyan sonrası dvt yaşadım,ölümden döndüm bi nevi.ya bana bişey olsaydı kızıma ne olurdu…

  20. Meltem Sozer on Eylül 21st, 2009

    Pinar,pınarcığım tekrar döndüğüne çok sevindim.

    Şule-Bilge’smum, insan yaşayınca daha iyi biliyor.

  21. hilal on Eylül 27th, 2009

    iyi bir internet okuruyum, ama ilk defa yazıyorum.bu son yazınız ve yapılan yorumlar, ilk defa beni yazmaya sevketti.
    5 aylık bir kızım var. sitenize hamilelik dömnemimde rastlamıştım, o zamandan beri de düzenli takip ediyorum.
    hayata karşı hoş bir duruşunuz var. beni etkileyen tarafınız bu galiba.
    insanın başkalarına kızıp onlarla kavga etmesi çok kolaymış, en zoru annesine darılmak.
    doğum sonrası bize hep destek olan kayınvalidem, buna karşın hep bahaneleri olan annem. eşime karşı ezikliğim.
    kızıma söz verdim. ne olursa olsun hep yanında olacağım diye.
    öyle bir şey ki anlatamıyorsunuz kimseye, içinizi yakıyor. ama yazınızı okuyunca gördüm ki, yalnız değilim. siz de bilin, yalnız değilsiniz.
    ne diyeyim o hoş tavrınızı hep koruyun.

  22. selin on Şubat 13th, 2011

    tesadüfen okudum yazıyı ve takdir ettim sizi gerçekten..yaşadıklarınız kolay değil ve siz üstesinden tek başınıza gelebilmişsiniz..umarım oğlunuz ve eşinizle sağlıklı günler geçirirsiniz bundan sonra

Leave a Comment

Subscribe to feed