Bitmeyen İki Gün

Meltem Sozer, 12 Ocak 2011

Burada oturmuş hala salı gecesini yaşıyorum. Sadece bir pazartesi ve salı günü yaşadım ama salı hala bitmediği gibi,  çarşambayı da ilk saatlerinde karşılayıp son saatlerinde ellerinden tutup alnından öperek yolcu edeceğim.

Pazartesi okul başladı ben günün büyük bölümünde aç gezdim gece çizim yaptım bir buçukta yatıp salı sabah yediye on kala kalktım.  Arel’i hazırladım hazırlandım okula gittim, kayıt kağıdını evde unuttuğum için kayıt bölümüne gidip tekrar print istedim. Sabah sekizde başlayan derse onüç dakika geç kaldım. Darryl bana bundan sonra geç kalanı derse almayacağım diye kükredi. Ben sanki o bana merhaba demiş gibi gülümseyip yerime oturdum. Eski öğrencisi olduğum için dayanamadı geri gülüseme ihtiyacı duydu :)

Yerime oturdum iki dakika geçmedi yukarıdaki fotoğrafta bulunan, telefonumla fotoğrafını çektiğim testi dağıttı. Bir bakışta hangi fontun ne olduğunu bilmiyorsanız, derhal dersimi terkedin dedi.

Biliyorduk oturduk :)
Ders başladığında uyumamak için kendimi zor kontrol ediyordum. Ne içtiysem yaramadı, sabah derslerinde sınıfları öğrenciler gevşeyip uyumasın diye çok soğutuyorlar. Üzerimdeki hırkayı çıkartıp T- shirtle oturmaya başladım soğuktan titrerken bile gözlerimin kapanmasını engelleyemiyorum diye uyumamak için kollarımı cimciklemeye başladım. Biraz uykum açıldı, sınıfta o kadar az kişiyiz ki gözlerim kapansa, kendimi kapının önünde bulma sürem otuz saniye.

Bütün sabah kiminle karşılaşsak GAP’ın yeni logosunun müşteriler tarafından nefretle karşılandığı için nasıl geri çekmek zorunda kaldığı, Starbucksun içki ve başka çeşit ürünlerde satmak istediği için logosunu değiştirdiği ve müşterinin bunu benimsemesini beklediği üzerine konuşmalar yaptım.

Bizim okulda ödevlerinde çalıntı imaj kullanan iki öğrencinin okuldan atıldığı gibi konular da konuştuk. Bizim okulun çok önemsediği bir durum bu. Kimsenin yazılarını, düşüncelerini, fotoğraflarını, çizimlerini, fontlarını… kaynak göstersek bile Free olmadığı taktirde kullanamıyoruz. Kopyalayap yapıştırarak hiçbir proje teslim edemiyorsunuz. İstediğiniz yazı karakterini kullanamıyorsunuz Amerika’da yasalar çok iyi koruyor sanatçıları. Hatta buna en iyi örnek bir çizerin kendine ait olmayan bir fotoğrafı kullanarak Obama’nın seçim kampanyasına hazırladığı Hope Posteri. Bu olay  büyük tartışmalara ve sanatta çalıntının sınırlarının çizilmesine yardımcı oldu.

Her neyse, iki günde bir çok mail cevapladım, çizim yaptım, az uyudum, dişçi randevusuna sevgilimle gittim,” bana kıymetimi bil millet karısının doğumuna gitmiyor” dedi. Bir çok kişiyle small talk yaptım, en sevmediğim şey! İnsanlar sesizliği o kadar ağır buluyorlarki sırf karşılıklı ses çıkarıp huzursuzluğu dağıtmak için havadan, sudan, biten tatillerden, konuşuyorlar.

Aşağıdaki fotoğrafı chipotle’tte çektim. Kapların üzerindeki yazılar hoşuma gidiyor. Bu kadar anlamsız bir yazı bu kadar güzel yazılabilirdi. Bu arada ben chipotleti pek sevmiyorum aslında ama sevgilime dişçi iyiliğinin karşılığını ödemek istedim.

Şimdi çizim yapmaya başlayacağım. Yaşasın çarşamba olmuş!!! :)

Ben bittim…

Kategoriler: Diğer

Comments are closed.

Subscribe to feed