Bizim Çözüme İhtiyacımız Var

Meltem Sozer, 30 Kasım 2008

Kariyeri ailesi olan kadınlar ve yorumlara cevap yazılarıma hala yorum gelmesi nedeniyle, gelen yorumlardan yola çıkarak bu konuda yeniden yazmaya karar verdim.

Bir annenin en çok ihtiyacı olan şey yardımdır herhalde bir de yalnız bırakılmamak.

Hepimiz çeşitli şartlarda anne olmak gibi ortak bir sorumluluğu yüklendiğimize göre birbirimize destek olsak daha iyi olacak.

Yorumların genelinden de anlaşıldığı gibi çalışmak zorunda olan ve kariyer yapan annelere kimsenin bir diyeceği yok. Benim anlamadığım konu çalışan kadınların genellikle çalışma hayatına sahip çıkması ama çalışma şartlarının iyileştirilmesi konusunda talepkar olmamasıydı.

Çalışan bir anne olarak bir yıllık ücretli izniniz olsa hiç değilse bir yıl bebeğinizin yanında olsanız iyi olmaz mıydı? Sürekli bebekle ilgilenmekte zorlanıyorsanız para kazanmaya devam ettiğiniz için bakıcı da tutardınız. Bebeğinizin başında durup sizin istediğiniz gibi büyümesini sağlardınız. Arada sevdiğiniz kitaptan parçalar okurdunuz ona hikayeler anlatır, bir bebek ne kadar öpülebilirse öperdiniz onu.

Ama siz yine de işe gitmenin sizin için daha uygun olduğunu savunuyorsanız bu yasadan eşiniz de yararlanıyor olsa kötü mü olurdu. Belki o çok isterdi bir yılını bebeğiyle birlikte geçirmeyi. Benim eşim gibi. Doktora yapıp çalıştığı halde günde altı saati oğluyla geçirip bütün gece çalışıp sadece bir kaç saatlik uykularla yaşamayı tercih eden bir baba o.

Bir önceki nesil zor şartlarda çalıştılar. Dışarıda çalışıp eve gelip bütün ev işlerini de üstlendiler. Yorgunluktan kendilerine ve çocuklarına ayıracak zamanları çok kısıtlıydı. Benim annem de çalışan annelerdendi. Küçükken onu çok özlediğimde kendimi teselli etmek için ben çocuğumu kimseye bırakmayacağım o beni böyle beklemeyecek derdim. Benim bana bakacak bir anneannem ya da bir akrabam olmadığı için çocukluğuma ait sıcak anılarım sınırlıdır.

Tabi o zamanı o şartlarla değerlendirmek gerekiyor ama şimdi çok şey değişti.

Eğitimli kadınların hepsi çok güçlüler. Bu bir önceki nesil sayesinde. Şimdi bizim de yüklenmemiz gereken sorumluluklar var. Çalışan anne babalar için yeniden düzenlenmesi gereken sosyal haklardan bahsediyorum.

Susmayın her yerde konuşun yeni düzenlemeler için bloglarımızda yazılar yazalım, kadın ve anne dergilerinde sesimizi duyuralım. Babaların da desteğini alalım.

Ve tekrar evinde bebekleriyle ilgilenen annelere dönersek. Herkesin kariyer yapmak ve para kazanmak gibi hayat beklentileri ya da zorunlulukları yok. Bazı eğitimli anneler işlerine bir kaç yıl ara verip bebekleriyle ilgileniyorlar. Benim tanıdığım anneler arasında avukat, sanatçı, genetik mühendisi vb… çeşitli mesleklerden bir çok anne var. Bazıları tekrar iş hayatına dönmeyi planlıyor, bazıları daha çok çocuk yapmak istedikleri için kendi birikimlerini sadece çocuklarına sunacakları bir hayatı tercih ediyorlar.

Ben hergün altı saatini bebeğiyle geçiren bir anne olarak onların bu tercihlerine saygı duyuyorum ve destekliyorum. Ve yaptıkları işin çok önemli olduğunu tekrarlamak istiyorum.

Çünkü bir bebeği büyütmek, onun altını üstünü değiştirip yemek yedirip uyutup sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret değildir. Üremekle insan yetiştirmek tamamen farklı şeylerdir.

Kategoriler: Diğer
Etiketler:

Yorumlar (24):


  1. Erhan on Kasım 30th, 2008

    bu konuda Sicko’nun Fransa’da geçen bölümünde devletin çalışan annelere sağladığı hakları herkesin izlemesini tavsiye ederim. hatta geçen aylarda ntv vermişti herhalde bu belgeseli.

  2. nihan on Kasım 30th, 2008

    meltem, şimdiden söylemek istemiyordum ama sana göndermek niyetim vardı zaten.sürpriz gibi düşünüyordum.zaman bulup okursan fikrini de merak ediyorum.2009,doğan egmont…ayrıntıları daha sonra mailine atarım.sevgiler.

  3. GeCe on Kasım 30th, 2008

    ben ve eşim en mükemmel çocuk yetiştirmenin anne ve babanın her ikisi birden evde çocukla ilgilenmesiyle mümkün olacağını düşünüyoruz. Bana göre sizin eşinizle böyle paylaşımlı Arel ile ilgilenmesi bir çocuğun sahip olacağı en güzel şey. Günümüzde sadece annelerini gören ya da sadece bakıcılarını gören çocuklar var. Gerçekten isteyen bence işlerini bir yoluna koyup buna zaman ayırabilir. İlk bir kaç sene anne ve babanın çocuğun yanınd olması çok önemli

  4. pelin on Kasım 30th, 2008

    Meltemcim daha öncede fikirlerimi yazmıştım …

    Yine yüreğine sağlık,daha güzel anlatılamazdı sanırım… Anne olmak çok özel bir duygu… İnsan sevgisini yüreğinde dolu dolu yaşatan herkes, anne olmalı yada bir çocuğu sevgiyle yetiştirmeli..

    Güzel bir pazar günü diliyorum..

  5. ozgur anne on Kasım 30th, 2008

    Merhaba,
    Yazıları ve yorumları ilgiyle izliyorum. Bence çok güzel bir tartışma başlamış oldu bu vesileyle. Benzer konuda kendi düşüncelerimi de uzun uzun kendi blogumda yazmış, paylaşmış oldum. (Bebeğin gelmesine 1 ay var) Şu anda Türkiye’deki uygulama 16 hafta ücretli izin + 1 yıl ücretsiz izin şeklinde. 8 hafta bebek doğmadan, 8 doğduktan sonra. Dilerseniz 3 haftaya kadar çalışıp 8+5 yapmak da mümkün.
    Ancan kanımca bu çok az…

    Geriye tek seçenek ücretsiz izin almak kalıyor. Tahminlerime göre, en az altı ay bebeğin yanında olmak önemli, ancak daha sonrasında, mesela bebek 3 yaşına gelene kadar yasal olarak part time çalışabilme hakkı olsa bu benim için en ideali olurdu. Hem sevdiğim işi yapmış olurdum, hem de bebeğimle vakit geçirme imkanım olurdu. Ki bu hak bence arzu ederse (ücretsiz izin hakkıyla beraber) babaya da verilmeli. Şu anda ssklı babaların doğum izni ne kadar biliyor musunuz? Hiç! Sıfır. Yani karınız doğum yaptı, sabaha kadar başında beklediniz. Devlet bana ne kardeşim, bana mı bekledin diyor…

    Part-time çalışabilmek benim için uygun çözüm olurdu, ancak buna benim işyerimi razı etmem çok zor devlet desteği olmadan. (ücretsiz izin de aynı şekilde) Bunu yasa koyucuların desteği olmadan uygulayamayız. Ki yasalar olsa bile o kadar çok ihlali oluyor ki pratik hayatta…

    http://ozguranne.blogspot.com/2008/11/annelik-almak-sava-alan.html
    adresindeki yazıma gelen yorumlarda bu konuya Anne ve Bebisi ile birlikte değindik.

    Bu konuda herkesin blogunda yazı yazması fikrini destekliyorum. Çok sayıda alternatif fikir çıkarsa, baskı grupları oluşturabilir, sesimizi duyurabiliriz. Sonuna kadar destekliyorum ve ilk fırsatta konuyu blogumdan duyurup, yazımı yayınlıyorum.

    Bu konuyu gündeme getirdiğiniz için de sonsuz teşekkürler. Çok isabet oldu. (Hele benim gibi yolun başındaki biri için…)

    sevgiler, selamlar.
    özgür.

  6. Mavi on Kasım 30th, 2008

    Meltem Merhaba,
    Dusuncelerine katiliyorum. Yasalarin calisan ebeveynleri dusunecek sekilde duzenlenmesi gerekiyor. Fransa da calisan kadinlar cocuk sahibi olunca %80 kurali diye bir kuraldan faydalanyorlar. Isterlerse zamanin yuzde seksenini calisip maaslarinin da yuzde seksenini aliyorlar. Haftalik calisma saati normalde 35 yani haftada 3 bucuk gun calisip 3 bucuk gunde cocuklariyla ilgilenebiliyorlar. Hollanda da hukument part-time isleri destekliyor. Boylece calisan kadinlar sosyal bir ortamdan kopmadan cocuklariyla ilgilenebiliyorlar ve bu durum yasam standartlarini da degistirmiyor. Macaristan da cocuk 3 yasina gelene kadar anne calismayabiliyor ve maasini da aliyormus. Turkiyede ise butun bu duzenlemelerden once firsat esitligi olmasi gerekiyor. Su anda bazi calisan bayanlar dogum sonrasinda ucretsiz izin aliyorlar, bu bile is verenlerin bayan calisan alma konusundaki tutumlarini etkiliyor. Birde firsat esitligi saglanmadan yasal haklar getirilirse is tamamen karisacak.2008 yili dunya ekonomik forumunda aciklanan Gender Gap sonuclarina gore Turkiye 130 ulke icinde 123 uncu sirada yani Irandan(116 inci sirada) bile daha kotu durumda. Bu konunun muhattabi aslinda Kadin ve Aileden sorumlu devlet bakanligi. Peki biz ne gibi calismalar yapabiliriz bunun icin?

  7. tavsan on Kasım 30th, 2008

    Ama ben yazmistim son cumlemde asil olmasi gerekenin sartlarin iyilestirilmesi oldugunu: http://www.crebro.net/2008/11/kariyeri-ailesi-olan-kadinlar/#comment-15215

  8. hanife on Kasım 30th, 2008

    Onceki yazini ve bunu begenerek okudum Meltem’cigim. Gozlemlerine katiliyorum, yurt disinda yasayan ve sozettigin farklari bilen biri olarak.
    Cocuk buyutmek dunyanin en hassas ve zor ama en zevkli meslegi bence. Ozellikle cocugun annesine en cok ihtiyac duydugu ilk yaslari anneyle gecirmesi cok onemli, eger kisilerin imkani varsa tabi.

  9. Ceren on Kasım 30th, 2008

    Tutamadim kendimi sana yazmaya karar verdim. Sen hic degismeyecekmisin? Eskiden de boyleydin hep ruzgara karsi yurumeye calisirdin.
    Kendini ne diye tuketiyorsun! kendi cocugunu cicek gibi buyutuyorsun kendi parani kazaniyorsun gul gibi hayatin var.Baska hayatlari baska secimleri yansitiyorsun da ne oluyor hersey ayni yine ayni.
    On yildir evliyim cocuk dogurmuyorum diye yapilan baskiya inanamazsin. Nasil bir bencilliktir zaman ayiramayacagin cocugu dogurmak hic dusunuyorlarmi. Eve kopek aldiginda bile zaman ayirmak gerekir yoksa yer ayakkabilarini saldirir uzerine. Benim de annem calisan bir kadindi iliskimiz yillar gectikce sogudu son uc yilda uc defa belki gorusmusuzdur. Bana ogrettigi en onemli sey zaman ayiramayacagim cocugu yapmamam gerektigi oldu.
    Sen simdi kizarsin bu yorumu yazdim diye ama yazdim iste kizma…

  10. nurdan gençtürk on Aralık 1st, 2008

    Merhaba Meltem,
    yazdıklarına tamamen katılıyorum. Zeynep henüz birkaç aylıkken, eşimle benim en çok dile getirdiğimiz şey “keşke babalarında uzun bir doğum izni olsaydı” cümlesiydi. Belki zamanla bir şeyler değişir (her ne kadar ülkenin bu gidişatında pek bir umudum olmasada).

  11. Ayça on Aralık 1st, 2008

    Sevgili Meltem,
    başından beri yazıları ve yorumları takip ediyorum, yorum bırakmadım ama senden yola çıkarak bende bir yazı yazdım bugün yarın yayına sokacağım.
    Oğlum için işimi bırakmış bir anne olarak fikirlerine sonuna kadar katılıyorum ve sevgili Ceren rüzgara karşı yürümeye çalıştığını söylemiş ya.. devam et lütfen..bir kişide bile bir ışık yaksan Arel gibi büyüyecek bir birey kazandırmış olacaksın bu topluma..
    Ne büyük bir şans ki Areli beraber büyütüyorsunuz beraber büyüyorsunuz.. hem işlerinizi yapıp hem kendinizi geliştirip hem de Ona nitalikli zaman ayırıyorsunuz.. keşke diyorum ..keşke..
    Ve ben de ne büyük şansa sahibim ki işimizi evimizi standartlarımızı değiştirerek Erin’e göre ayarladık ve paylaşıyoruz herşeyi ve oğlum benim yanımda büyüme şansına sahip oldu..
    Keşke herkesin böyle bir şansı olsa.. yine de evde olan mükemmel anne çalışan tü kaka anne diye bir kavram yok sanırım anti yorumlarda böyle bir yanlış anlaşılma var…ne kadar anlatırsan anlat karşındaki ne anlayabiliyorsa odur anlattığın.. ben seni anladım ve sonuna kadar yazdıklarını destekliyorum..:)
    Sevgiler.

  12. Gülfer on Aralık 1st, 2008

    Meltem selam,

    Yazılanları okudukça sızlayan vicdanımın sesi susmaz oldu. Yavrumu bırakıp gitmek her sabah daha da zor, katlanılmaz. Benim seçme şansım yok. Türkiye’de buranın gerçekleri ile yaşıyorum ve çalışmaktan başka seçeneğim yok. Bu durumda çok isteyerek sahip olduğum ve canımın taa içi olan kızımı, prensesimi hak etmiyor muyum? Ya da yeterince zorlamadım mı şartlarımı? Ya da biraz daha mı beklemeliydim ona kavuşmak için?

    Ama hayır! Ben onu her koşulda çok ama çok seviyorum. O da bunu biliyor. Biz de anne-kız olmayı böyle yaşayacağız. Bununla mutlu olmayı bileceğiz. Birbirimize sahip olduğumuz için seveceğiz yaşamayı.

    Bunları buraya niye yazdığımı sorarsan hiçbir fikrim yok. Galiba sadece biraz rahatlamak istedim.

    Sevgiler
    Gülfer (Ceylin Naz’ın annesi)

  13. Meltem Sozer on Aralık 1st, 2008

    Erhan, araştırıyorum bulursam izleyeceğim.

    nihan,ben zaman yaratırım sen yolla büyük bir memnuniyetle okurum.

    GeCe,daha anneler çocuk bakmanın işsizlik olduğunda takılmışlar kendileri bile çocuklarına zaman ayırmak istemiyorlar babalar bu işe nasıl dahil olsun.

    pelin,canım teşekkürler destek verdiğin için.

    ozgur anne, senin gibi anne adayları az malesef.

    Mavi,annenin sahiplenmediği çocuğu kimse sahiplenmez. Önce anne sahiplenecek sonra babayla paylaşacak. Anne kaçarsa baba arkasına bile bakmaz. Bizim ilk yapmamız gereken şey yasaların düzenlenmesini istemek bunu basına ve meclise taşımak. Ama bunu isteyen sayısı çok az.

    tavsan, evet sen ve senin gibi bir kaç kişiden, yazdıklarıma destek aldığım yorumlar gedi. Yazımın başında da bu yazıyı gelen yorumlardan yola çıkarak yazdığımı belirtmiştim.

    hanife, desteğin için teşekkürler.

    Ceren, rica ederim. Emre bile karıştı konuya sen de yaz tabi.

    nurdan gençtürk, ben doğum yaptıktan sonra eğer eşim yanımda olmasaydı ne yapardım onu bile düşünemiyorum. Bir şeyler değişmeli bu yazıları bunun için yazıyorum.

    Ayça, Ben de Erin’le seni izliyorum. Ona çok güzel bakıyorsun.Bu konu da yazmış olmana sevindim. Ama ben yazmadan önce durumun bu kadar vahim olduğunu bilmiyordum. Ayrıca bu yazıları yazdığım için bir kaç kişiden acayip hakaret işittim bilesin. Bir kaç tanesi ilk yazıda duruyor ikinci yazıya gelenleri sildim. Aslında üzüldüğüm konu hakaretler değilde insanların bakış açıları oldu.

    Gülfer,Bu yazılar sizin gibi çalışmak zorunda olan anneleri üzmek için yazılmadı. Ama siz iyi ki bu yorumu yazdınız.
    Çünkü çocuklarını büyütmek için dışarıdaki işlerinden ayrılan annelere koca parası yiyen beleşçiler gözüyle bakan ve ev dışında çalışmayı iş, çocuk bakmayı işsizlik sayan bir nesil yeni bir nesil yetiştirmeye çalışıyor.
    İmkanı olsa çocuğuyla birlikte olmak isteyeceğini yazan bir annenin yorumu benim için önemli bir yorumdur.
    Çocuklar imkansızlıklarla bencillikleri birbirinden çok güzel ayırırlar. Onlara bencillik yaparsanız onlarda size öyle davranır. İmkansızlıkları sevgi ve anlayışla karşılarlar. Geçmişte annesi çalışan bir çocuk olarak bunları söyleyebilirim.

  14. Ayça on Aralık 2nd, 2008

    İmkansızlıklar ile bencillik işte ayrım burada.. bana bir arkadaşım bebeği ilk doğduğu aylarda şu cümleyi kurmuştu:” ben yapamayacağım işe başlamam lazım”!! bu lazım’lık maddi değildi..minik beden ve ruh için kalbim acımıştı..
    Meltem bende durumun vehametini gördüm dayanamadım gerçekten :) içimden satır satır satır yazmak geldi yazdım yarın yayında olur :) ama yani öyle çok büyük beklenti olmasın kendimi anlattım sadece :)

  15. cağ on Aralık 2nd, 2008

    Meltem
    Ben çalımaya yeni başlamış bir anneyim.Kızıma 15 ay sadece kendim baktım.Mümkün olduğu kadar uzatmaya çalıştım ama olmuyor.Bebeğin ilgi,sevgi ve yaşamını devam ettirmesi için paraya da ihtiyacı var.Güzel oyuncaklar ve kıyafetler için değil, sağlık hakları da lazım.Evde yaşamımı idame ettirdiğim dönemde de çok yoruldum hem de çok.Yaşayan bilir bunu.Ama çalışırken daha da zor,ayaklarıma karalar inmişken evde ilgi bekleyen bir bebeğim var.O uyumadan uyuyamıyorsun.Mesleğim sürekli ayakta kalmayı gerektiriyor,maniplasyon gücü ve 4 saatlik bir yolculuk yaptırıyor hergün bana.Tercihim ne olurdu, kariyer mi, ASLA,çocuğuma bakmayı tercih ederdim,ama olmuyor…

  16. elif on Aralık 2nd, 2008

    Merhaba sessiz takipcilerinizden biride benim.hic yorum yazma firsatim olmamisti daha once.Sanirim artik blogunuzu okumayacagim.Gerci ne anneyim ne de anne olmayi dusunuyorum, konu ile ilgili fikrimi paylasmayi da dusunmuyorum.
    Sitenizi takip etmemin sebebi oncelikle o enfes beni hayal dunyasina iten cizimleriniz,ikinci olarak da guzel ve dogal yazilariniz idi.Calismayan anneler hakkinda yazdiginiz yazidan sonra takindiginiz tutum aslinda okadar da dogal,olgun ve icten olmadiginizi gosterdi bana.Yorum silmeniz ama ozellikle dun okudugm sizin elinizden cikan yazinin bugun modifiye edilmis olarak yayinlanmasi.Aaa dun okudugum bu degildi yanlismi okudum acaba dedim bir an.Cok sasirdim.Artik yazilarinizin ictenligine inananamam herhalde.
    Neyse sanirim yorumu da hayal kirikligina ugradigim icin yaziyorum.Size hakeret etmek icin degil.Blog sizin aslinda bana neyse..Mesleginizde ve anneliginizde basarilar dilerim-elif

  17. elif on Aralık 2nd, 2008

    ozur diliyorum.Yazi ayni sanirim ben yanildim.Bir onceki yorumumda yazi silinmesi ile ilgili yazdiklarimii geri aliyorum.Cok hizli okudum sanirim.

  18. ltg on Aralık 2nd, 2008

    ilk yaziya da bir yorum yazmistim. diger yazilarinizi da okudum, gelen bazi yorumlardaki ifadelerin keskinligi beni hayrete dusurdu dogrusu. onun icin fikirlerinizi destekledigimi, sizinle ayni seyleri hissettigimi tekrar soylemek istedim.

    yurtdisinda yasadigim ve ailemin ihtiyaclarimizi karsilamak icin -simdilik- tam zamanli calismak zorunda olmadigim icin cok sansli oldugumu biliyorum. turkiye’de olsaydim asla bu imkana sahip olmayacaktim; daha onemlisi bunun farkinda olmayacaktim.

    hukuki/siyasal sistem, devlet, yonetim, artik nasil adlandirirsak, cocugun maddi ihtiyaclarinin yaninda manevi ihtiyaclarini da goz onune almak zorunda. saglikli toplum, saglikli birey, bilincli vatandas gibi tanimlarin klise olmaktan cikip icinin doldurulmasi lazim. cocugun vatandas olarak hakki sadece bedava asi, bedava okul vs. degil ki! bizde bu acik simdiye kadar bizim kulturun de etkisiyle olusan sosyal destekle (anneanne-babaanneler, akrabalar, vs.) biraz yamanmaya calisilmis.

    belki baska bir acidan bakmak gerekiyor. genelde kariyer/cocuk konularinda kadin odakli tartismalar yapilip bu sosyal haklarin gerekliligindan dem vuruluyor (babalari daha yeni yeni katiyoruz). ama cocuk merkezli dusunmek belki o keskin yorumlari yapanlarla sizi (bizi) bir noktada birlestirir.

    cozume ihtiyac var hem de siddetle. cozum siyasi yonetim tarafindan saglanmayinca, imkanlar dahilinde calismamayi secen kadinlar aslinda cocuklarina verilmeyen bu hakki kendileri yaratiyorlar. onlari tebrik etmek lazim.

    sartlar elvermedigi icin calisan anneler zaten cocuklarinin yaptiklari fedakarligi muhakkak anlayacaklarini biliyor.

  19. Ozgur Anne on Aralık 3rd, 2008

    Merhaba arkadaşlar,
    Konuyla ilgili daha derli toplu bir yazı yazmaya çalışacağım demiştim. Daha başlangıç ama bir yerden başlamak lazım.

    http://ozguranne.blogspot.com/2008/12/almak-annelik-sgk-zm-nerileri.html

    Ben internetten ücretli/ücretsiz izin haklarını bulabildim. Part time çalışma imkanıyla ilgili elinde kaynak olan varsa ve paylaşırsa sevinirim.

    Selamlar…
    özgür anne

  20. Meltem Sozer on Aralık 4th, 2008

    Ayça, ben böyle çok kişi tanıyorum. Aslında bütün bir gün çocukla ilgilenerek geçirmek çok zor. Ama zaten anne olmakta bu nedenle zor. Daha önce de dediğim gibi önemli olan fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak değil. O işin en kolay kısmı.İşin en zor kısmı sürekli sabırlı olmak. Hiç birşey bilmeyen bir insana kızmadan, bağırmadan, hakaret etmeden onun kişiliğine zarar vermeden yetiştirmek. Yine anneanne vb… çocukla bir akraba ilgileniyorsa çok daha iyi.
    Bir de bizim büyüdüğümüz çevrede normal şartlar annenin paraya ihityacı olsun olmasın işe dönmesi gerektiğini destekliyor. Çocuk bakmak okumuş kadının yapacağı iş değil. Ben hayatta farklı seçenekler de olduğunu yansıtmaya çalıştım.

    cağ, paylaşımın için teşekkürler. Zornuluklar için söylecek birşey yok.

    elif, bu yazı benim yazmak zorunda olduğum bir yazıydı yazmasam kendime ihanet ederdim. Hatta geciktire geciktire birbuçuk yılı buldu yazmam. Sildiğim yorumlar bu konuda ki farklı görüşler değildi. Direk bana ya da başkalarının hayatlarına yapılan hakaterlerdi. Eğer sadece karşıt görüş belirtip kendi görüşlerini savunsalardı silmezdim.Ben üç yıldır bu günlüğü yazıyorum 253 yazı yazmışım bu siteye bir gün içinde binlerce insan giriyor. Eski yazılarım dahil olmak üzere günde en az on tane takaret yorumu siliyorum. Hatta sıkıldım artık. Üstelik bir de saçma sapanları da oluyor. Aranızda Allahı görenler var mı gibi ne yapayım silmeyim mi ?
    Yorumuna üzüldüm ama bir anne olarak eğer bu yazılarla başka bir anne adayına ya da anneye farklı bir bakış açısı sunabildiysem bu bana yeter.

    ltg,konuyu güzel özetlemişsiniz teşekkürler.

    Ozgur Anne, sana annelik serüveninde mutluluklar . Bebeğinle güzel günler geçirmenizi diliyorum

  21. keo on Aralık 4th, 2008

    sevgili Meltem, hamileliğimde birgün arama motoruna “polimer kil” yazdığımda bloğunla tanışmıştım ve sen de hamileydin o zaman.Diğer bloglara da senin bağlantılarından yaptığım tıklamalarla ulaşmıştım.Sonra yeni bir dünya açıldı önümde.Polimer kili bir kenara itip, annelerin, anne adaylarının dünyasına daldım Crebro’dan geçerek.Şimdi bu hakaret vb. yorumlar beni üzüyor okudukça…Değindiğin bu konuda da sana katılmamak elde değil.Ben de tüm yasal izinlerimi kullanmama rağmen ancak 8,5 ay kızımla birlikte olabildim, sonrasında, ikimiz de alıştık, alışmak zorundaydık ama dediğin gibi aileden birileri(büyük anneleri) baktığı için içim rahat. Olumsuz tepkilere de herşeye rağmen olumlu cevaplar yazabiliyorsun ya bir kez daha tebrik ediyorum seni…
    sevgiler,
    Özgür

  22. elif on Aralık 9th, 2008

    Dun aksam uzunca bir sure sonra crebro’ya girdim ve Meltemin yeni simsicak bir cizimiyle karsilastim.Yukaridaki yorumumda yazdiklarim ile cok haksizlik ettim Melteme.Boyle seyler yaratan bir insan nasil icten olmazki.Sorgulamak bile anlamsiz.
    sanirim ben hic beklemedigim birsekilde bu platformda heryerde karsilastigim tartisma ortamiyla karsiasinca ofkelendim ve Melteme gereksiz bir tepki gosterdim.Gereksiz bir cikis yaptim.Hataliyim ve ozur diliyorum.Burada da dile getirmek istedim Meltem.sevgilerimle-elif
    elif d.

  23. nes on Aralık 21st, 2008

    Merhaba,sosyal güvencelerin tam olduğu ve bunun hükümetler değil devlet politikası olduğu kaç ülke var dünyada? Türkiye bu kapsamda hiç olmadı…Çalışan kadın profili özellikle II.dünya savaşı sonrasında ve iş gücü ihtiyacı ile ortaya çıktı…her anne elbette çocuğuyla sürekli beraber olmak ister…benim de üç yaşında bir kızım var,üstelik eşimle de ayrı şehirlerdeyiz,sadece hafta sonu (nöbetlerle biriken izinlerini saymazsak )görüşebiliyoruz.ben de eve yedi gibi gelebiliyorum.üç yaşına kadar anneler baktı ve şimdi kreşte…eşimin kazancı bize iyi bir hayat yaşatır,e birikimimizde var,ben de standart üstü bir gelire sahibim.peki bunun için mi çalışıyorum? Kocaman bir HAYIR…hemen hemen bütün yorumlara göz attım ama hiç kimse ÖLÜM gerçeğinden bahsetmemiş ya da boşanmak zaorunda olmaktan…ya o çok güvendiğiniz eşiniz ölürse geleceğinden sorumlu olduğunuz çocuğu çok iyi okullarda okutup eğitimli bir hayata nasıl hazırlayacaksınız? benim annem ev hanımı eğer babam sağ olmasaydı ben hangi olanaklarla o çok iyi devlet üniversitesinde okumaya başka şehre gidebilirdim??? bence eğer eğitim alma şansı olan şanslı kadınlardansak , bu eğitimi sadece evde çocuk bakarak kullanmak yerine çalışmalıyız…sevginin süresi değil nasıl sunulduğu önemli,çocuklara toz pembe ve yirmi dört saat anne sevgisi ile örülü bir dünya bırakmak elbette isterdik ama ne yazık ki Türkiye de hayat zor ve çocuklar evin dışına yedi yaşında değil üç yaşında çıktıklarında daha özgüvenli büyüyorlar…siz bilinçli bir anne olarak belki dozu ayarlıyorsunuz ama çalışsanız da evde otursanız da önemli olan denge…ne çalışyorum yorgunum diye çocukları ihmal edelim ne de bir çok çalışmayan anne de gözlemlediğim gibi bütün hayallerini çocuklarda gerçekleştirmek isteyen ve kendisinin de bir birey olduğunu unutan adanmış annelerden olalım…
    benim kızım hem benim hem de babasının onu çok sevdiğini biliyor ve mutlu özgüvenli bir çocuk..Netice de çalışmak onu değil beni yıpratıyor :)
    Sevgiler…

  24. Meltem Sozer on Aralık 21st, 2008

    Ben çalışmak zorunda olan ve kariyer yapan kadınlar için yazmadım yazıyı. Bu yazı işte çalışmayı çalışmak çocuk bakmayı işsizlik saymak görüşüşüne karşıt olarak yazıldı. Siz biliyormusunuz kariyer yapmadığı ve paraya ihtiyacı olmadığı halde ne kadar çok kadın sırf işsiz, ev kadını gibi damgalar yememek için çocuğunu daha ilk aylarında bırakıp çalışma hayatına döndüklerini. Ya da ücreti ancak bebeğin bakım masraflarını karşıladığı halde yine sırf ev kadını damgasından kurtulmak için iş hayatını çocuklarına tercih etmek zorunda kaldıklarını. Sizi bilmem ama ben böyle çok kadın tanıyorum!

    Ben hamileyken ve bebeğim doğduğunda herkes aman bebek bakmak zordur git kendine sabahtan akşama evden uzak çalışacağın bir iş bul dediler. Bunu benim tanıdığım herkes dedi. Ta o günden beridir bu yazıyı sakin bir kafayla yazmayı bekliyordum. Tam birbuçuk yıl geçti ve sonunda bu yazıyı yazdım. İnsan imkan bulabildiği halde çocuk bakmak zor diye çocuğundan kaçar mı ?
    Okumuş kadın çocuk bakmaz çalışır düşüncelerini çok dinledim ve yoruldum ben. Geçmişte çalışan annelerin çocuklarının yaşadıklarına da çok tadık oldum. Ben de bunlardan biriyim. Onun için çalışmak isteyen çalışır, kariyer yapmak isteyen kariyer yapar. Ama evde çocuklarına bakan anneleri işsiz yerine koyanların bunu yapmaya hakkı yok! Ayrıca ben bütün bu yazdıklarımı olanaklar dahilinde diye yazdım. İmkanınız varsa dedim. Yoksa zaten yok ama varsa bir kaç yılı çocuğuna verip onun hayatını değiştirebilecek çok anne ve anne adayı var.
    Umarım sırf iş olsun diye evde bebeğini bırakıp çalışan ya da çalışmayı düşünen kadınlara farklı bir bakış açısı sunabilmişimdir.

Leave a Comment

Subscribe to feed