Akordiyon Albüm II
21 Haziran 2008
Albümün kapak süslemesini polimer kille yaptım. Özlemişim polimer kille çalışmayı.

Bu da arkadan görünümü.

Albümün kapak süslemesini polimer kille yaptım. Özlemişim polimer kille çalışmayı.

Bu da arkadan görünümü.

Akordiyon kitap özellikle Amerika’da yaşayan ve kağıtla çalışan sanatçıların (paper artist) yapmaktan hoşlandıkları bir çeşit el yapımı küçük kitapçıktır.
Geçen ay böyle bir sanatçının sergisini gezmiştim. Akordiyon kitaplarla yaptıkları beni çok etkilemişti. Ben de bir akordiyon kitap denemesi yapmaya karar verdim. Denememi el sanatları çerçevesinde tutup bu kitapçıktan bir albüm yaptım.
Bu albümün amacı bebeğimin ilk bebeklik fotoğraflarını saklamak.
Bu küçük albüm on tane fotoğraf alıyor. Şimdilik bir tanesini seçip yapıştırdım. Çok zor oluyor sadece on fotoğraf seçmek.

Önce büyük, dokulu bir suluboya kağıdı aldım. Çizim kağıtları da olabilir ama kağıdın kalitesi arttıkça görüntü daha güzel oluyor.
Kağıdın genişliği 76cm, uzunluğu 19cm. Yukarıdaki gibi kullanacağım fotoğrafın beğendiğim kenar ölçüsüne karar verdim.
Fotoğrafları yerleştireceğim akordiyon aralıklarının genişliği 12,5cm, uzunluğu 19 cm oldu. Kitapçık için daha farklı ölçüler de kullanılabilir, önemli olan fotoğrafın sığması ve iyi görünmesi.

Kağıdın ölçülerini belirleyince akordiyon şekline getirdim.

Uzunluğu 20 cm genişliği 15 cm kartonlar kesip bu kartonları yumuşak, kolay şekil alan bir kağıtla kapladım. Bu kartonları kapak olarak kullandım. Akordiyon şeklinde hazırladığım kağıdın başında ve sonundaki kanatlarını kapak olarak hazırladığım kartona yapıştırdım.
Böylece akordiyon albümün ilk kısmını tamamlamış oldum. İkinci bölümde kurdelesini takıp kapaklarını süsleyeceğim.

Herşey Arel’in doğum günü için güzel bir pasta istememle başladı.
Şehirdeki bütün pastacıları ve çeşitlerini araştırarak başladım. Sonra inanılmaz güzel pastalar yapan ödüllü bir pastacı buldum.
Sevgilimle gittik bir ay önceden pastanın siparişini verdik.Bebeğimizin doğum gününe bir hafta kala pastanın yapılamayacağını öğrendik. Çünkü pastacı o güne nikah pastası siparişi almıştı. Özür olarak sizin kesin spariş verdiğinizi anlamamıştık gibi üstün körü açıklamalar yaptılar.
Aslında ısrar etsem yapacaklardı çünkü hem sipariş alıp hem de yapmayarak kötü duruma düşeceklerdi. Ama istemeyen birine zorla birşey yaptırmak kötü sonuç almaya neden olurdu.
Bütün iyi pastacılar siparişlerini en geç iki hafta önceden aldıkları için başka bir yere yaptırma şansımız da kalmadı.
Sevgilim güzel bir pastaneden güzel bir pasta alırız ne olacak dedi. İşte malesef ben öyle biri değilim, olmadım ve sanırım hayatım boyunca da olamayacağım.
Olmazz!!! dedim
Arel’in doğum gün pastası özel olacak. Ben yapacağım.
Sevgilim beni her vazgeçirmeye çalıştığında gözlerimi kısıp yapamayacağımı mı düşünüyorsun da böyle konuşuyorsun deyip duruyordum.
TAKINTI;
Bende var, çok kötü birşey.
Aklıma birşey mi koydum. Yapacağım. Yapmazsam olmaz ölürüm. Önümde durup yapmama engel olmaya çalışana da Allah sabır versin.
Bu inat değil, kararlılık değil, AŞK aşk.

Sonra sevgilimin aklını çeldim. Birlikte mutfağa girelim dedim çikolatalardan, sıvı vanilyadan, fırında pişen kekin eve yayılan kokusundan bahsettim ona, krema da olacak diye fısıldadım kulağına.
Hadi birlikte yapalım. Arel’e biraz sen bakarsın biraz ben, kekle biraz sen ilgilenirsin biraz ben ve yaparız birlikte dedim.
Kabul etti.

Önce gidip confetti cakes kitabını aldım. Sonra malzemeleri satın alabileceğimiz pasta malzemeleri satan bir yer buldum. İçlerinden oyuncak küp şeklinde olan bu pastayı yapmaya karar verdim.

Ertesi gün girdik mutfağa altı tane muzlu kare kek pişirdik. Kes, çikolatalı kremalarını sür, buzlukta beklet, kapla, süsle derken on iki saat mutfakta geçti.

Gece saat birde mutfaktan çıkarken sevgilime bir daha böyle şeyler yapmaya kalkarsam beni durdur dedim.
Seni durdurmayı ne çok denedim bilemezsin dedi.
Bilmezmiyim.
TAKINTI;
Ben de var, çok kötü birşey.


İlk yaptığım tünel kitabımı sevgilim ele geçirince ben de yukarıdaki tünel kitabı kendime yaptım.
Kitabın yapımı zevkliydi de çok zamanımı aldı. Hatta yaparken fotoğraflayıp yapılışını anlatmayı deneyecektim ama bir iki fotoğraftan sonra zaten uzun süren çalışmayı hiç bitirememekten korktum.
Bu kitabı yaparken bir gün gelecek Arel’le birlikte resimler, kitaplar yapacağız diye çok heyecanlandım.
Pazartesi günü okul bitiyor. Bütün derslerden A aldım. Aslında notları kafama takmazdım ama bu notların maddi getirileri olacağı için kendimi A almaya zorladım.
Afferin bana :)
Yaz döneminde de ders alacaktım ama bu tempoyla yaşamaya devam edemeyeceğime karar verip yazı Arel’le geçirmenin keyfini çıkarmaya karar verdim.
Bu günlerde bebeğimle birlikte bahar gezintileri yapıyoruz. Havalar harika. Fırsat buldukça fotoğraf çekiyorum. Arel’le hergün parklara gidiyoruz oturduğumuz sitede yeni bir çok arkadaşım oldu.
Bu sitede herkesin en az iki üç çocuğu olduğu için Arel’le aynı aylarda bir çok bebek var. Yani anne oğul baharın tadını çıkarıp yeni arkadaşlar ediniyoruz.
Malesef birkaç gün önce Arel’i sütten kesmek zorunda kaldım. Aslında iki yıl emzirmeyi planlıyordum ama uzun süre ilaç kullanmamı gerektiren bir rahatsızlığım olduğu için doktor daha fazla ertelemememi istedi. Neyse bu rahatsızlık daha önce de ortaya çıkabilirdi hiç değilse bir yıl emzirebildiğim için mutluyum.

* Üç boyutlu dizayn dersi bana üç boyutlu düşünebilme (!) yeteneğinin yanısıra yeni teknikler öğrenme şansı da sağladı.
Yukarıdaki çalışmaya tünel kitap (tunnel book) deniyor. Değişik katlardan oluşan bu çalışmada çizimler, fotoğraflar vb… şeyler kullanılarak kağıtla üç boyutlu ve derinliği olan kitapçıklar elde edilebilyor. Fotoğraftakini derste öğrenmek amacıyla yapmıştım. Sevgilim çok beğenip el koydu. Şimdi üzerinde çalıştığım bir tane daha var bitince onu da yayınlayacağım.
* Bu aralar hayatımı yine yapılacaklar listesine çentik şeklinde yaşıyorum.
Dönem sonu yaklaştıkça ödevler ve projeler zorlaşmaya başladı. Bir projeyi hazırlamak günlerce üzerinde çalışmayı gerektiriyor. Yoğunluktan biraz da şaşkınlaştım galiba.
Sevgilim benim okula gittiğim günler zamansızlıktan aç kalmayayım diye sabahları tost yapar. Geçen gün evden çıkarken tostlarla birlikte kahve de verdi. Ben aldım termos bardakta sıcaklığından hiçbirşey kaybetmeyen kahvemi, gittim kütüphanede çalışırken yarısını içtim. Sonra zamanın nasıl geçtiğini anlamayıp aaa derse geç kalıyorum diye kitapları, notları ve kapağını sıkıştırmayı unuttuğum kahve kupasını çantama attım.
Kahvenin yarısını içmiş olduğum halde kupa kocaman olduğu için çantamın içindeki kitaplar, çizim defterlerim, notlarım ve süper cep telefonum kahvenin içinde yüzüyordu. Yüzenlerin hepsi sizlere ömür. ipodumu kurtarmış olduğuma inanamıyorum. Bütün gün içten içe sevgilime kızdım durdum. Yoğunluktan şaşkına dönmüş bir insana içi sıvı dolu bir kap verilir mi diye. Neyse yüzüne karşı böyle saçma bir suçlamada bulunmadım tabi.
* Haftada üç gün (cuma, cumartesi, pazar) spor salonuna koşmaya gidiyorum. Bugün de gittim, kırkbeş dakika koştum sonra soyunma odasına indim. Soyunma odasında aseton kokusu vardı önce bir hapşuruk kirizi, arkasından hapşurukla karışık bir boğuluyorum galiba şoku yaşadığımdan beri burnum durmadan akıyor. Ben de aseton kullanıyorum ama ne oldu bilmiyorum şimdi bile nefes alırken zorluk çekiyorum ve sürekli burnum akıyor.
Şimdi ben birden bire asetona alerji olduysam bir daha hiç oje süremeyecek miyim? Eğer süremeyeceksem “ayın karanlık yüzü” diye bir adı olan ve hayran olduğum rengi en ünlü markalarda bile bulunmadığı için onlardan bile pahalı olan ojemi nasıl süreceğim? Hadi diyelim sürdüm nasıl temizleyeceğim ?

Bilmiyorum aşk olmasaydı ne yapardım. Hayatta hala kutlanmaya değer birşeyler varken kutlayalım.
Yukarıdaki kartı yardım amaçlı bir kampanya için hazırladım. Yapımında dergi sayfaları, yapıştırıcı ve makas dışında birşey kullanmak yasaktı.
Dergi sayfaları,yapıştırıcı ve makasla aşkı anlattım ve daha dün postaladım.
Bu aralar ödev dışında pek birşey yapamadığım için, yaptığım bir ödevden bahsedeyim dedim.
Ders 3 boyutlu dizayn dersi, konu iki farklı nesnenin bir araya getirilmesi. Bu iki nesnenin ne olduğu hiç önemli değil. İstenen bu iki nesneyi bir araya neden getirdiğiniz. Yani anlamlı olması gerekiyor. Üç proje hazırlamak gerekiyor. Bu projeyi yapmak için hiç bir yapıştırıcı, ip ya da üçüncü bir nesne kullanamıyorsunuz. Bir araya gelip birbirlerini tamamlayacaklar.
Ödevi ilk duyduğumda o hafta sonu rahat bir nefes alırım artık diye düşünüyordum. Sınıftan çıkarken hoca arkamızdan kolayına kaçmayın sınav yok, asıl notu projelerinizden alacaksınız deyince uzun saatler, onlarca iki objeyi anlamlı bir şekilde ilişkilendirmeye çalıştım.
Yukarıdaki ayakkabımdan yaptığım vazo küt diye aklıma gelmedi ama ben derste masanın üzerine koyduğumda bütün dikkatleri üzerine çekti. Amaçlardan biri bu zaten dikkat çekmek. Estetik, miğde bulandırıcı ya da tepkiye neden olacak bir çalışma yapmak. Ayakkabımdan yaptığım vazonun açıklaması.
Ayakkabı kadınının bedenini temsil ediyor. Çiçekler ruhunu. Kışkırtıcı, masum ve estetik. Masumiyeti ön plana çıkarmak için pembe beyaz çiçekler kullandım (fotoğrafta çiçekler kötü çıkmış). Kışkırtıcı ve dikkat çekici olması için herhangi bir çizme değil, en ince topuklu ve en sivri uçluyu seçtim. Nesneler birbirlerinden çok farklılar ama birbirilerini tamamlıyorlar.
İkincisi, zaman ve kum sayılamazlarını bir araya getirmekti. Sevmediğimiz bir şey yaparken bir saat geçmez ve sevdiklerimizi yaparken bir saat bir kaç dakikadır. Yani bir saat ne kadardır? Kaç kum tanesiyle zamanı ölçebiliriz? Kum saatiyle zamanı ölçebilir miyiz?
Üçüncüsü, evliliklerdeki bağlılık ve bağımlılığı sorgulamak için.
Buradaki yüzüğün nikah yüzüğü olması gerekiyordu.
Bunları, bir de çizdim yanlarına bunlardan çok daha uzun açıklamaları ve düşüncelerimi ekledim. Dönem sonunda teslim edeceğim. Bir bakımlık şeylere ne kadar çok kafa patlatıp zaman harcıyoruz. Yine de şikayet etmeyeceğim. Sevdiğim şeyleri yapıyorum.
Şimdi sergi hazırlıklarını hızlandırdık sergi cumartesi!!!
Güzel kağıtlar dayanılmazdır, ruhum peşlerinden sürüklenir gider…
Güzel bir kağıt için aklımda olmayan projeler üretirim. Bu kağıt da onlardan biriydi. Onu sanat malzemeleri satan bir mağazada buldum. Onlarca kağıdın arasında kumaşa benzeyen dokusu ve yarı şefaf çiçekleriyle dayanılmazdı.
Almak zorundaydım, aldım. Sonra düşünmeye başladım bu kağıtla neler yapabilirim diye. Çalışma odamda yeni bir abajur fena olmaz diye düşünüp abajur yapmaya karar verdim.
Elimde eski bir abajurun bir parçası vardı. Buna ek olarak, fotoğrafta görünen malzemeleri aldım. Belki siz de abajur yapmak ya da eskisini yenilemek istersiniz diye yaparken fotoğrafladım.
Eski abajur parçasını kalın tele ince telle bağladım.
Abajurun iskeletini oturttum.
İnce teli yukarıdan aşağıya doğru kalın telin aralıklarından geçirdim ve kalın telin fazlalığını kestim. Eğer kalın teli ince telle sabitlemezseniz, keserken ya da gelecekte kullanırken esnemesini önleyemezsiniz.
(Bu fotoğraf bilmediğim işe araştırmadan girişmemem için kendime uyarı niteliğindedir. Gelecekte bir şey yapmaya kalkarsam önce nasıl yapılırmış araştıracağım. )
Burada kağıdı yapıştırıcı, zımba türünde şeylerle tuturmaya çalıştım ama işe yaramadı :) Ben bu sırada kendimi çalışma odamın penceresinden atmayı düşünüyordum. Sonra kapıdan girip merdivenleri tırmanıp tekrar atmayı.
Sonunda kumaş dokulu kağıdı sevgilimin önerisiyle dikmeye karar verdim. Özellikle de çok özenmeden yaptım dikişlerini. Bütün tuturulması gereken yerler çarpı oldu. Ve çok güzel tuttu.

Dört hafta kadar önce belimde sürekli ağrılar hissediyordum. Ama hamileliğin en klasik şikayetlerinden biri olduğu için fazla ciddiye almayıp o ağrıyla yaşamaya başladım. Ağrılar başlayalı bir hafta olmuştu ki, bir gece hiç uyuyamadım. Sabah ağrılar nedeniyle yerimde duramıyordum ve sağ bacağım tamamen uyuşmuştu. Doktora gittik, bebeğin karnımdaki duruşu nedeniyle sinirlere baskı yapıyor olabileceğinden bahsetti. Siyatik ağrıları için ağrı kesici verdi. Bu ilaçların bebeğe hiçbir zarar vermediğini söyleyip, yapılan araştırma sonuçlarını kanıt göstererek beni rahatlatmaya çalıştı. İki gün aldım ilaçtan sonra tekrar ağrıyla yaşamaya devam ettim.
Sonraki hafta bir gece hayatımda hiç çekmediğim bir ağrı çekiyordum. Gidip ilaç aldım, hiçbir işe yaramadı. Hatta artık yürüyemiyordum. Ertesi gün tekrar dotora gittim. Doktor uzun bir incelemeden sonra aslında ağrının siyatik değil, kalça kemiklerinin eş zamanlı hareket etmemesinden kaynaklandığını farketti. Bu durumun da hamilelik hormonlarıyla ilgili olduğunu, sık görüldüğünü söyledi. Bu sefer yazdığı ilaç çok güçlüydü. Bebeği etkileyeceğini bildiğim için satın bile almadım.
Yarın yine doktor randevum var ve bir kaç güne kadar fizik tedaviye başlayacağım. Kemiği eski yerine getirmeye çalışacaklarmış. Ben bu arada yaklaşık iki haftadır koltukta oturarak uyuyorum. Yatmak çok fazla ağrıya neden oluyor.
Tabi doktorun tavsiyesiyle izne de erken ayrılmak zorunda kaldım. Bir ay daha çalışmayı düşünüyordum. Artık evde oturup, hergün yaklaşık on saat çizim yapıyorum. Arka bahçeye oturup kitap okuyorum. Yukarıdaki polimer kil çalışmamı da evde olduğum bir gün yapmıştım.
Günler sakin geçiyor ve hala yürüyebildiğim için çok mutluyum. Yürüyemeseydim bile bebeğimiz için herşeye değer.
Hayatımda hiç ciddi bir hastalık geçirmemiş ve acı çekmemiş bir insan olarak söyleyebileceğim tek şey: fiziksel acı geçtiği anda unutuluyor, asıl kötü olan ruhsal acılar. Ruhsal acıların geçmesi için zamana ihtiyaç var.

Yaptığınız çalışmalardan artan polimer killeri plastik bir kutunun içinde saklarsanız, killerinizi uzun süre bozulmadan saklayabilirsiniz. Artan killerimden birbirine uyumlu renkleri seçip yukarıdaki paper maché kutuyu kapladım ama tahta kutu da kullanılabilir.

Önce renkleri birbirine karıştırdım.

Parçalara bölüp tekrar silindir yaptım.

Bu işleme renk dizilimini beğeninceye kadar devam edin. Dikkat etmeniz gereken nokta, renklerin çok karışmaması. Renkler çok karıştığında canlılığını kaybediyorlar.

Silindirden kesitler alıp yukarıda görüldüğü gibi ince bir şekilde açtım. Kutunun kapağını düz bir renk seçip üzerine topuklu terlik damgası kullandım. Terliğin ortasına bir tane kristal taş yerleştirdim. Kapağının kenarına açtığım killerden birini sardım. Kapağın üzerinde farklı bir renk bulunması ve sardığım killerin birleşme noktasını kapatması için hint kırmızısı kilden kenarına süs yaptım. Kutunun altına, açtığım killeri değişik büyüklükte üçgen şeklinde keserek rastgele yapıştırdım. Üzerinden merdaneyle geçerek birleştirmedim. Böylece mozaik görüntüsü yakalayabildim.
Kullandığım markanın tavsiye ettiği ısıda önerdiği zamanın yarısı kadar fırınladıktan sonra soğumasını bekleyip Kutunun altını beyaz akrilik boyayla boyadım. Boyanın aralıklara girmesine özen gösterdim. Boyanın sadece aralıklarda kalması için fazlasını temizledim. Kutunun kapağındaki terliğe de altın ve beyaz akrilikle aynı işlemi yapıp tekrar fırınladım (zamanın diğer yarısı kadar). Kutunun içini altın rengi akrilik boyayla boyadım.

Bu çalışmayı mozaik ve artan kille yapılabilecek çalışmalara örnek olması amacıyla yayınladım. Artan hamurlardan buna benzer birçok şey yapılabilir. Özellikle de takı yapmak için güzel renk geçişleri yakalayabilirsiniz.