Çiviye Uygun Bir Şey

22 Şubat 2010

_MG_2878

Şimdi ben  bunu yazmasam olmaz.

Doğum günümde sevgilimle moma‘nın sadece dördüncü katında dört saat geçirmemizin, onun üzerinde bazı yan etkilere neden olacağını önceden tahmin etmeliydim.

Ben mutluluktan kendimi kaybettiğim için onun da aslında çok etklendiğini ve benim kadar kendinden geçtiğini farkedememişim. Müzenin dördüncü katında dört saati audio tour dinleyip  eserler üzerine konuşarak geçirdik. Hatta bir kaç tanesinin önünden ayrılmakta zorlandık.

Ben bu zevkin yan etkilerini unutmuşum. Gece uyku tutmadı, aklım fikir atağı yaşarken kalkıp notlar almaya başladım. O sırada boş gözlerle odaya bakan sevgilim çalışma odamdaki boş çiviyi uzun uzun inceleyip ” ben duvara bu çiviye uygun bir şey çizeceğim” dedi.

Bakışından benim buna hayır demeyeceğimi önceden tahmin ettiğini anladım. Lise yıllarımda odamın duvarlarına resim yapan biri olarak buna nasıl hayır diyebilirim ki?

Aslında ben de onunla dekorasyon amaçlı duvar boyamayı istiyordum ama …

Neyse çalışma odamın duvarına yukarıda fotoğrafı olan saksıyı çizdi.

Çizim bitince  birbirimize gülümsedik. Ona “eğer Arel pastelleriyle salonun duvarlarını çizerse ona da karışmak ve kızmak yok ama” dedim.

Yüzündeki ifade görülmeye değerdi :)

Şubat Tatlı Şubat

8 Şubat 2010

_MG_2667

Bu ay yapmak istediklerimin arasında, yukarıda fotoğrafı olan kitapta ki bütün boyama tekniklerini denemek var.

Hatta bir tanesine sevgilimi de dahil edip salonun bir duvarını süslemek istiyorum.

_MG_2672

Pazar günü gezdik yine. Biz yürüdük oğlumuz bisiklete bindi. Günlerdir rejimdi kiloydu umursamayıp canım ne istiyorsa yiyorum. Yakında başlar vicdan azabı.

_MG_2679

Ve Şubat ayında bahar geldi. Her yerde çiçekler açtı. Bugün benim yaşgünüm ama okul olduğu için asıl kutlamayı salı günü yapacağız. Bu ay kışın en güzel ayı benim için.

Enteresan Şeyler Bunlar

1 Şubat 2010

_MG_2515

Ayça beni hakkımda bilinmeyen 7 enteresan şey konulu sobesine dahil etmiş. Yazmadığım şey kalmadı ama bir kaç birşey daha var tabi :)

İlk defa ondört yaşımda aşık oldum. Hem de nasıl tutkulu ve derin bir aşktı. Yıllarca sürdü aşkım(ız). Soğuk, kibirli ve gururlu Mr Darcy ‘e aşık olduğum için kendime kızdığım zamanlar oldu. Ama ne zaman hayal kırklığına neden olan bir flört yaşasam Mr Darcy’e döndüm. Kimse onun yerini tutamazdı zaten!  Yıllar sonra gördüm ki dünya üzerinde binlerce kadın aynı benim gibi düşünüyormuş :)

Hayatımda önemli birşey olmadan önce onun sonucunu rüyamda görürüm. Hayatımızda önü görünmeyen birşey oldu mu genel olarak onun ne zaman olacağını bilemem ama olup olamayacağını bilirim.  Uzun zamandır görüşmediğim biri arayacağı ya da mail atacağı zaman mutlaka gece onu rüyamda görürüm ve mutlaka sabah rüyayı hatırlarım. Sevgilim bu nedenle benden biraz ürker :)

Son yıllarda en nefret ettiğim şey üzüldüğümün anlaşılması. Üzüntümden geberiyor olsam kimseye göstermem.  Hatta beni üzen kişi beni bu halde  gördüyse onunla hayat boyu bir daha  karşılaşmamayı tercih edebilirim.

İyi bir  insan olabilmek için bilinçli olarak çok çaba harcarım. Bu nedenle bir yere kadar iyi niyetimin kullanılmasına ve saf yerine konmaya göz yumarım. Ama bir yerden sonra hala suistimal söz konusuysa, bu gidişi nazikçe durdurum.

Pantolonu daha sık giyesem de  her geçen yıl dolabımdaki  etek ve elbise sayısı artmakta ve eskiye göre daha çok kullanılmaktadır.

Yukarıdaki fotoğraf ben üç buçuk yaşımdayken çekilmiş. O günleri hatırlamıyorum ama kafamda neden mavi havlu olduğunu çok biliyorum. Çünkü kısa saçlarımdan nefret ederdim ve uzun saçlarım varmış gibi hissetmek için kafamda havluyla dolaşırdım :) Oniki yaşınmdan sonra sadece bir kere daha çok kısa kestirdim saçımı ve hayatımın sonuna kadar da bir daha asla kısa kestirmek zorunda kalmak istemiyorum.

Bir de, yıllardır hafta da en az üç gün kırkbeşer dakika koşarım.

Ekmek Kokusu

26 Ocak 2010

ekmek1

Bazı hafta sonları diğerlerine benzemez. Bulutlu gökyüzü güneşin önünü kestiğinde, rüyamda yağmur damlalarının sesini duyarım. O hafta sonunun gri olacağını bilmek için gökyüzünü görmeye gerek yoktur.

Sabahları yataktan kalkmak için neden bulmak da gerekmez, Arel gelir kaldırır :)

Ama işte bazı hafta sonları diğerlerine benzemez.

Rüyamda yağmuru dinlerken burnuma fırında pişen ekmeğin kokusu gelir. Sıcacık.

Oğlumla sevgilimin konuşmalarını dinlerim. Sıcak ekmek kokusunun havaya bıraktığı huzuru koklarım.

Hafta sonu yağmurluydu yine. Ama fırında ekmek pişti.

İsterse yağmur hiç durmasın ama sevgilim bazı hafta sonları bana ekmek yapsın…

—————————–

Ben hamurla uğraşmayı bırakıp çok nadir  gözleme, poğaça ve mantı yapmaya başladım. Bir süre sonra sevgilim benden çaldığı pide teknolojisini geliştirip kendine yeni hobi olarak mutfağı seçti.

Önce pideler değişik çeşit ekmekler yapmaya başladı. Sonra pizza ve lazanyada uzmanlaştı.

Ama hafta sonları ekmek kokusuyla uyanıp, yanına ekmeğin tadına uygun peynirler seçilerek yapılan uzun kahvaltılar beni çok mutlu ediyor.

Not, neden sadece iki ekmek fotoğrafı olduğuna gelince. Bu ekmekler, pide ve pizzalar fazla lezzetli. Daha fotoğrafları çekilemeden kayboluyorlar :)

ekmek2

Kabahat Bende Zaten

21 Ocak 2010

kabahat-benimBirkaç ay önce eski evimizdeyken bir gün film seyretmeye karar verdik.  T.V seyretmediğimiz, kırk yılın başında DVD seyrettiğimiz için büyük hadise oldu tabi. Patlamış mısırlarla yanına buzlu soğuk çay hazırladık.

Geçtik televizyonun karşısına ilk onbeş dakikada patlamış mısır bitti, çaylar azaldı. Ben sevgilime dönüp hadi sen mısır patlat ben de tekrar çayları hazırlayım dedim.

Aylardır film seyretmeyen bir insan olarak gözünü T.V den ayırmadan “olur”dedi.  Ve bunun üzerinden beş dakika  geçti.

Ben tez canlıyımdır, daha düşünürken istediklerimi yapmaya başlarım. O boğa burcu olmanın şartı gereği sakin ve yerinden fazla kımıldamayan biridir :)

Aldım sehpadan mısır kasesini ve hayatımın cümlesini kurdum :))

“Senden birşey isteyende kabahat!”

Yüzü aydınlandı birden gözlerinin içi güldü. Yıllardır beklediği cümleyi duydu.

Evet tabi ya benden birşey isteyende kabahat! Niye benden birşey istiyorsun anlamıyorum ki diye uzattı da uzattı.

Bu onu mısır patlatmaktan kurtardı mı?

Hayır tabi.

Ama konu o gün orada kapanmadı. Şimdi ben ne zaman birşey istesem ve o bunu ikinci kere söyletecek kadar oturan boğa takılsa,

hemen gülerek “zaten benden birşey isteyende kabahat” diyor.

Bu onu kurtarıyor mu?   Hayır tabi!!!