Bilmedikleriniz

4 Şubat 2007

balik.jpg

Yukarıda resim bebeğimizin odası için kanvas üzerine akrilik çalıştığım balık.

Ycurl beni hakkımda bilinmeyenler konusunda sobelemiş.

Hakkımda bilinmeyenler:

1-Küçükken daha okumayı bilmediğim yıllarda en sevdiğim şey büyük dünya atlasıydı. Kitabı açıp ülkelere bakıp saatlerce hayaller kurardım. Odamın balkonunda da bir erzak kutusu hazırlıyordum içinde çakı, ip, kibrit, fener gibi şeyler bulunan. Yani her an yolculuğa çıkmaya hazırlıklıydım :)

2-En büyük hayalim emekli olunca güzel bir tekne alıp sevgilimle birlikte okyanusa açılmak. Emekli olana kadar karadan ve havadan, olunca sudan dünyayı dolaşmaya devam etmek istiyorum.

3- Sivrisinek sokmasına karşı alerjim var. Yaz aylarını antihistaminlerle geçiririm.

4- İnanılmaz takıntılarım vardır. Mesala önemsediğim bir konu benim planladığım gibi sonuçlanmalıdır. Öyle olmazsa yemem, içmem, uyumam deliririm ve delirtirim.

5-Huzurum kaçtımı huysuzlaşırım hatta hiç çekilmem.

Ben de sobeliyecektim ama kim ebe olmak ister bilemedim. Ebe olmak isteyen var mı?

Hoşgeldin Crebro Vir

28 Ağustos 2006

Vir_sundial_crop

Ben dünyayı severim.
Dünyayı başkalarının gözlerinden görmeyi de severim. Onların hissettiklerini hissedebilmek için söylediklerini dinler, yazdıklarını okurum. Göremediklerimi onların gözlerinden görmek güzeldir.
Bu insanlardan biri de benim sevgilimdir.
Onun kişiliğinin sadeliğini ve yapmacıksızlığını, abartıdan ve gösterişten uzak fotoğraflarında görüyorum.
Uzun zamandır çok ısrar ediyordum sevgilim, erkeğim, evimin direği gel sitede fotoğraflarını yayınla, sitemin de erkeği direği ol diye.

Sonunda kabul etti  veee huzurlarınızda Crebro Vir Photography

Lacivert Yaz Geceleri

26 Temmuz 2006

Cuma akşamı arkadaşlarımız barbekü partisi verdi. Sevgili hadi gidelim diyor, ben bütün gün fuar gezmişim kımıldamak istemiyorum. Hem oturmuş keyifle Afrika maskelerinin hikayelerini okumak varken?!! Aradan bir kaç saat geçiyor, saat dokuz civarları (burada hava dokuzbuçuk gibi kararıyor) birden farkediyorum ki günlerden cuma. Kalkıyorum yerimden, hemen toparlanıp çıkıyoruz. Hala kabullenemedim cuma cumartesi geceleri evde olmayı. Gidiyoruz ki yemekler yenmiş, herkes hafif kafayı bulmuş. Ev sahibi bize sürekli birşeyler yedirmeye çalışıyor, ben bu saatten sonra yemem deyip aslen yemek üzerine kurulu bir partide elimde diet kolamla dolaşıyorum. Bir grup yere oturmuş “I never ” oynayıp yavaş yavaş sarhoş olurlarken hepsinin bekar olması nedeniyle oyunları bir süre sonra seks itiraflarına dönüşüyor. Uzaktan biraz dinleyip bolca eğlendikten sonra bu kızlı erkekli gruptan uzaklaşıp arka bahçeye çıkıyorum.

Manzara karşısında kendimi toplamakta zorlanıyorum. Arka bahçesinde göl olan bir arkadaşım var benim! Üstelik gölün içinde birkaç ördek, kaz ve kuğular var. Çimlerin üzerine oturuyorum yavaşça, elbisemin leke olup olmaması umurumda bile değil. Çevremde ateş böcekleri parlıyor, gökyüzü lacivert…

Geçen hafta önemli bir haftaydı bizim şehirde. Bütün Ann Arbor ve çevre şehir sakinleri dört günlük sanat fuarındaydı. Şehir merkezi trafiğe kapatıldı. Bu sanat fuarının özelliği, ünlü sanatçıların gelmesi, fuara katılabilmek için eserlerin sıkı bir ön incelemeden geçmesi ve neredeyse bir yıl önceden bütün standların dolması. Yani parayı verenin stand açamayacağı bir fuar. Bu şehir ve çevresinde binlerce sanatçı yaşadığı için Ann Arbor sanat piyasasının iyi çalıştığı bir yer. Ortalama bir eser, beş altı bin dolar arasında satılıyor. Sanatçılar bu şehri seviyor…

Sıcak Kırmızı Yatak Odası

6 Temmuz 2006

Yatak_odasi

Evleneli üç yıl olmadı ama biz iki ev değiştirdik. Yaşadığımız şehirler birbirlerinden o kadar uzaktı ki bir evden diğerine ancak giysilerimizi götürebildik. Zevkle döşediğimiz ve keyifle yaşadığımız bu evlerdeki eşyaların bir kısmını yarı fiyatına sattık satamadıklarımızı da hediye edip sonunda en son şu anda yaşadığımız üçüncü eve yerleştik.

Fakat bizde artık ev dekore etme hevesi kalmamıştı. Uzunca bir süre alınması zorunlu olan eşyalardan başkasını da almamıştık. Taki bir gün benim mutfağa perde dikmemle birlikte kendimizi topladık ve salondan başlayarak yeniden zevkle yaşayacağımız bir ortam oluşurmaya başladık.

Crebro

Dün akşam sevgilime bu yatak odası ne olcak böyle duvarlar hastane duvarı gibi dedim. Boyamaya ikna etmek için odanın soğuk görünümüyle ilgili bir iki cümle daha sarf etmeye hazırlanıyordum ki yatak odamıza hastane demem onu nasıl etkilediyse kendimi büyük bir boyacıda renk seçerken buldum. Üstelik ben bordoya yakın parlak bir pembe tonu düşünürken nasıl ikna olduysam makina sıcak kırmızı (hot red) tonunu bulmaya çalışıyordu. Bir boğa burcu erkeğine kanılıp kırmızı alınmazdı ama hadi bakalım.

O daha güneş batmadan eve dönüp boyamaya başladı. Ben de aldıktan sonra renginden nefret ettiğim çekmeceli dolabı boyadım. Bugün de gidip perdelik kumaş aldım. Odaya uygun bir perde dikeceğim.

Yukarıdaki fotoğraflar odanın bitmemiş haline ait. Odanın rengini ve boyadığım dolabı görebilirsiniz. Yerleştirdikten sonra tekrar fotoğraflayacağım.

Cumartesi kaliforniya’ya gideceğimiz ve orada bir hafta kalacağımız için çok mutluyum. Umarım gitmeden odanın bütün işlerini bitiririz.

Onları Benim Yapmıyor

2 Temmuz 2006

Bulut

Uçak havalandı yapıştırdım burnumu cama. Ankara’nın bozkırına bakarken fotoğraf makinasını niye yanıma almadım diye söylendim kendime.

Gördüklerimi kafama kazımaya çalışıyordum ki ne anlamsız bir çaba gösterdiğimi farkedip arkama yaslandım ve bulutları izlemeye başladım.

Ortada  yaşayabileceğim tek bir hayat varken aynı anda iki yerde olamam.

Belki bu bozkır kolay kolay kaybolmaz ama geçirdiğim zamanın geçmiş olması nedeniyle geride kalması gerekenleri yanımda taşımak onları benim yapmıyor. Eğer sürekli eski günlere değmeye çabalarsam yaşanması gereken günleri atlamaktan korkuyorum.

Bu nedenle yaşananlar iyi ki yaşandı.

Ne kadar şanslıyım ki iki ay izin alabildim ve ne kadar şanslıyım ki harika bir tatil yaşadım.

Mutlu olmamda emeği geçen herkese teşekkürler.