13 Nisan 2006

Daha önce filidişi tonlarının nasıl bulunacağını anlatmıştım ve bugün beklenen taklit fil dişi kapaklı kutu huzurlarınızda. Malzeme listesi yazacaktım ama öyle bir çalışma oldu ki herşeyin yerine bir başkası kullanılabilir. Bu nedenle istediğiniz malzemeyi kullanın.

Polimer kili istediğim tona getirdikten sonra hamur açma makinasının 7. ayarında açıyorum. (yaklaşık 2 mm inceliğinde merdaneyle açılabilir). Kaplamak istediğim karton kutunun kapak boyutunda kesiyorum.

Kırmızı ve mor renkli killerden yine hamur açma makinasının 3. ayarında açıp üçgenler kesiyorum. Bu üçgenleri 5 dakika fırınlayıp soğumaya bırakıyorum.

Üçgenler soğurken ben karton kutunun üzerine yapıştırdığım kile fildişi renginde olması nedeniyle telle bir Afrika’lı çiziyorum.

Kutuyu süslemek için rastgele kestiğim üçgenleri yine rastgele kutunun üzerine yerleştiriyorum. Kil tabancasının ucu olarak kullandığım şekilli metalleri hamurun üzerine bastırıp damga olarak kullanıyorum. Yani damga olarak kullanılabilecek herşey olabilir. Yeter bu kadar süslediğim diye düşündüğüm yerde bırakıyorum süslemeyi ve fırınlıyorum.( Kullanılan kilin markasına göre fırınlama süresi değiştiğinden kil paketinin üzerinde yazan ısı ve zaman kadar fırınlayın.)

Fırından çıkıp soğuyunca akrilik boyayla (burnt sienna) üzerini boyayıp sonra hemen peçeteyle boyayı temizliyorum .

Kutunun altını da aslında kille kaplayabilecekken ben hazırladığım kilden başka çalışmalar da yapmak istedediğim için kutunun altını akrilik boyayla boyadım. Önce beyaza boyayıp zemin oluşturdum. Süngerle fildişi rengine boyadım. Sünger boyaya doku kazandırdı. Damgaların içini doldurmakta burnt sienna kullandığım için kutunun çeşitli yerlerine hafifçe bu renkten ekledim.

Son ayrıntı yukarıda gördüğünüz malzemelerden oluştu. Bir krem kutusunun kartonunu hazırladığım kutunun altına uygun kestim. Bir parça süngeri kutuya yapıştırdım üzerine kumaşı kaplayıp arkaya gelecek kısmına kumaşı yapıştırdım. Hazırladığım bu küçük yastığı da kutunun içine yapıştırdım. Ve bitti.
11 Nisan 2006

Çocukluğumda oynamaktan en çok hoşlandığım oyuncak evdeki dağcı heykelciğiydi. Biraz büyüyünce bu heykelin babamın arkadaşından ona verilmiş bir hediye olduğunu öğrendim ve bu heykelciğin fil dişinden olduğu için yüzünün tükenmez kalemle karalanmaması gerektiğini. Bir gün belgesel seyrederken fillerin dişleri için öldürüldüğünü öğrendiğimde uzun süre ona bakmaya bile utandım. Acaba bu dişin sahibine ne olmuştu. Bir süre arka bahçeye gömmeyi düşündüğüm zavallı dişi gömmenin kimseye bir fayda sağlamayacağını da farkedince onu saygıyla temizleyip göz önünden kaldırdım. Ancak çocukluğumun mutlu oyun zamanlarını hatırlatan fildişi tonlarından da hiç vazgeçemedim.
Bu nedenle polimer kilden ilk taklit fildişi yaptığımda çok heyecanlandım. Suçluluk değil mutluluk duyuyordum. Polimer kille taklit fildişi tonları yakalamak için birkaç yol var. Denemelerimin içinde en başarılısı Fimo’nun sahara ve trasparan hamurunu karıştırmak oldu. En koyu ton için transparan kili iki katı kadar sahara ile karıştırıyorum. Transparan kil karıştıkça ton açılıyor ve (bence) saharanın dört katı kadar transparan karıştırınca tam rengini alıyor. Ben taklit fildişiyle genellikle kutu kaplıyorum ya da takı yapıyorum. İlk fırsatta da hafta sonu yaptığım kutuyu yayınlayacağım.

27 Mart 2006

Önceki yazdığım yazıya gelen yorumlardan ne kadar şanslı bir kadın olduğumu anlamanın verdiği enerjiyle hafta sonunu karşıladım. Cuma akşamı patron akşam sushi yemeğe gideceklerini söyledi ve bizi de davet etti. Sohbet güzeldi sushi güzeldi çok güldük ve harika bir gece oldu. Cumartesi sabahı sekiz gibi uyanıp günü yakalamaya çalıştık. İyi olmuş erken kalktığımız mutfak alışverişini tamaladığımızda öğlen olmamıştı ama biz kurtlar gibi açıkmıştık. Geçen haftalarda çok güzel manzarası kahveleri ve kurabiyeleri olan bir cafe bulmuştuk. Aldıklarımızı eve bıraktık aldık laptopu doğru cafeye. Kurabiyeleri zevkten gözyaşlarına boğulmuş bir şekilde yerken internetten gazeteleri okuyorduk bir an çevreme baktım gün aydınlık her şey olması gerektiği gibi ve hayat güzel…
Bugün ise tam bir delilikti. Sonunda sevgilimin yardımlarıyla çalışma odama taşındım. Odaya tam yerleşemedim ama sevgilimin odaya aman da ne güzel oldu şeklindeki yaklaşımları beni biraz ürküttü. Kapıya kesin şifreli giriş falan takmalıyım. Kapıya elektirik bağlasam çok abartmış olurum herhalde?
Yukarıda gördüğünüz poşet çay altlığı geçen yaptığım yıldız çiçek çalışmasının devamı oldu. Ben değişik aromalı çaylar denemeyi ne kadar seviyorsam çıkarttığım poşeti bardak altlığına koymaktan o kadar nefret ediyorum. Çözüm bu oldu…

Önce deseni kesip yanyana dizdim.

Merdaneyle çok inceltmeden üzerinden geçtim ve desenin bütünleşmesini sağladım.

Çizdiğim çaydanlık modelini polimer kilin üzerine koyup kalemle çizimin üzerinden geçtim.

Şeklini belirlediğim hamuru kestim.

Artan hamurdan yukarıdaki gibi bir simit yaptım.

Çiçek desenli hamuru simitin üzerine yerleştirdim ve aşağıdaki şekli verdim. Daha sonra kil markasının önerdiği sıcaklık ve ısıda fırınlayıp soğuyunca cilaladım.

23 Mart 2006

Bir süredir çiçek deseni yapmak istiyordum. En basit çiçek deseninin bu olacağına karar verip yıldız çiçek yaptım. Yapımı için üç farklı renkte polimer kil gerekiyor. Bu çalışma için simli beyaz, simli mavi ve simli turuncuyu seçtim. (Simli turuncu , simli sarı ve turuncunun karışımıyla oluştu.)

Uzun bir silindir haline getirdiğim beyaz polimer killi beş eşit parçaya böldüm. Sonra beyaz kilden yaptığım silindirlere aşağıdaki resimde görüldüğü gibi parmaklarımla üçgen şekli verdim.

Turuncu kilden beyaz killerle aynı boyda bir silindir yaptım.

Turuncu kili ortaya alıp kenarlarına beyaz killeri yıldız şeklinde yerleştirince Aşağıdaki görüntü ortaya çıktı.

Sıra mavi polimer kile geldi. Beyaz kildeki uygulamanın aynısını mavi kilde de yaptım . üçgenin boşluklarını maviyle doldurdum.

Son olarak artan mavi hamurdan ince bir tabaka açıp desenin üzerini kapladım. Ve en üstteki resimde görülen yıldız desenim ortaya çıktı. Tabi bu desen mutlaka çiçek olmak zorunda değil ortasında beyaz kil kullanırsanız yıldız elde edersiniz.

11 Mart 2006

Geçen hafta nasıl geçti bilmiyorum. Kendime geldiğimde cuma akşam olmuştu. Üstelik bahar da gelmişti. Sevgilimle yeni keşfettiğimiz cafeye doyamadan kendimizi göl kenarlarına atacağız anlaşılan. Perşembe günü hava güzelleşmeye başlamıştı beş dakika gölün kenarına uğradığımızda daha buzların erimemiş olduğunu gördüm. Gölün üzeri değişik türlerde ördeklerle ve kocaman kuğularla doluydu. Buzun üzerinde yürüyorlardı. Keşke fotograf makinam yanımda olsaydı. Yarın yine göl kenarına gideceğiz ama buzlar çözülmüş olabilir bir kaç gündür hava sıcaklığı çok yüksek.
Daha önce iki rengi karıştırıp aşağıdaki deseni bulmuştum. Baharın geldiğine ikna olmamla birlikte karşı konulmaz bir biçimde kelebek yapmaya başladım. Bebek yada çocuk odalarına asılınca çok güzel duracağını düşündüğüm kelebeklerimi doğayla buluşturmaya karar verip bahçedeki ağaca astım.

Bir cm kalınlığında kestiğim desenleri yan yana koyup merdaneyle üzerlerinden geçerek desenin tamamen bütünleşmesini sağladım.

Sonra kurabiye kalıbı olarak kullanılan bir kalıp kullandım. Kağıttan bir şekil de kullanılabilir.

Şirin kelebek ….

Fırınlamadan önce fırın kağıdını çevresine sarıp kanatlarını uçma pozisyonuna getirdim.

Ve uçtular …
