17 Ekim 2007

Uzun zamandır polimer kile eskisi kadar zaman ayıramıyordum. Hafta sonu biraz zaman bulup birkaç polimer kil projesi yaptım. Hepsini adım adım fotoğrafladım. Sırf polimer kil fırınlamak için aldığım canım fırınımı bodrum katından çıkartıp bahçeye kurdum. Ama çok önemli bir şey unuttum.
Fırının dercesini kontrol etmeyi!!!
Fırını sadece polimer killerim için kullandığımdan hep 130 derecede bekler beni. Sadece göz ucuyla kontrol ederim (bazen). Nasıl olduysa ayarı 300 dereceye çıkmış.
Uzun lafın kısası projelerim yandı. Hem de kömür oldular.
Neye üzüleceğimi bilemedim. Kaybettiğim zamana mı? Fotoğraflanmış ama sonucu yanık olmuş projelere mi?
Bu fırın kiminle uğraştığını bilmiyor deyip bugün projelerden birini tekrarladım. Anlatım fotoğrafları yanık projeden. Yukarıdaki sonuç fotoğrafı tekrarladığıma ait.

Önce beyez kili yumuşatıp hamur açma makinasının en kalın ayarında açtım. Şekilsiz kenarlarını kesip düzelttim.

Altın varağı kilin üzerine serip mümkün olduğunca buruşmamasına dikkat ettim. Fotoğrafta da görüldüğü gibi kolay değil :) Sonra alkol bazlı mürekkepleri damlattım.

Üç renk mürekkebi damlatarak ve bazen fırça yardımıyla varak üzerinde istediğim görüntüyü yakalayıncaya kadar çalıştım.

Şeffaf kili yumuşatıp hamur açma makinasının en ince ayarında açtım ve bu ince kili yaptığım desenin üzerine yerleştirdim. Varakla kil arasında hava kabarcığı kalmamasına dikkat etmek gerekiyor.
Bu çalışmada elektrik düğmesi kapağını kaplamaya karar verdim. Sert plastikten yapılma kapaklar fırında 130 derece ısıya rahatlıkla dayanabiliyorlar. Üzerine biraz yapıştırıcı sürüp polimer kille kaplamanız mümkün. Fırından çıkıp kuruyunca parlak bir cilayla cilalamanızı tavsiye ederim.

Ben bu renkli mürekkepleri çok sevdim. Yeni projeler yolda…
31 Temmuz 2007

Uzunca bir süre takı ucu yapmayı düşünmüyorum. Bir süreliğine bu son.
Bu polimer kil takı ucunun yine yapımı çok kolay. Metal bir çerçeveye kendi beğendiğim renklerde kil kullanarak orjinal bir takı ucu yaptım.

Malzeme olarak beyaz, transparan, mavi ve lacivet simli polimer kil kullandım.

Polimer kili biraz yumuşattıktan sonra yukarıdaki gibi farklı kalınlıklarda üst üste dizdim.

Daha sonra renk geçişlerini sağlamak için renkleri karıştırdım.

Renleri karıştırırken arada maket bıçağıyla kesiyorum. Beğendiğim bir desen çıkıncaya kadar bunu tekrarlıyorum. Bu işlemi yaparken polimer kili fazla karıştırmamanızı tavsiye ederim. Renkler fazla karışınca donuklaşabiliyor.
Son olarak beğendiğim deseni takı metalinin üzerine kapladım ve bu şekilde üreticinin tavsiye ettiği ısıda fırındım. Fırından çıkıp soğuyunca cilaladım. Kullandığım transparan polimer kil, fırınlandıktan sonra takı ucundaki taş görüntüsünü destekledi.
4 Nisan 2007

Cumartesi günü polimer kilden takı ucu yapmaya karar verdim. Baharla ilgili bir karar olmalı :) Fotoğrafını gördüğünüz takı ucunu yapmak çok basit ve zevkliydi. Pazar günü dışarı çıkarken taktım. İyi ki yapmışım.

Takıyı yapmak için üç renk polimer kil kullandım. Kırmızı, beyaz ve transparan. Eğer beyaz ve transparan kilinizin boyanmasını istemiyorsanız, her zaman için başka renkleri elinizde yumuşatıp şekil vermeden önce onlara öncelik tanıyın.

Beyaz ve transparan kili yumuşattıktan sonra ikisini karıştırdım. Transparan kili, beyaz polimer kile taş görüntüsü vermek için kullandım. Bu görüntüyü sağlamak için iki kili çok karıştırmamak gerekiyor. Elimle yukarıdaki gibi yassı bir şekil verdim.

Kırmızı kilden kopardığım minik parçalara parmağımın ucuyla çiçek, dal ve yaprak gibi şekiller verdim.

Takı ucunu ip ya da zincirden geçirmek için takı telini büküp kile sapladım. Bazen kil metali tutmayabiliyor ama önemli olan fırınlamadan önce metal yerini açmış olmak. Daha sonra japon yapıştırıcısı çok sağlam tutuyor.
Takı ucunu tamamlayınca üreticinin önerdiği ısıda fırınladım. Ben fırınladıktan sonra cilalamadım ama daha parlak görünmesini isterseniz cilalayabilirsiniz.
*Üstteki fotoğrafta takının fırınlanmadan önceki, en üstteki fotoğrafta fırınlandıktan sonraki hali var. Eğer dikkatli bakarsanız fırınlanınca taş gibi göründüğünü farkedebilirsiniz.
3 Nisan 2007

Dört hafta kadar önce belimde sürekli ağrılar hissediyordum. Ama hamileliğin en klasik şikayetlerinden biri olduğu için fazla ciddiye almayıp o ağrıyla yaşamaya başladım. Ağrılar başlayalı bir hafta olmuştu ki, bir gece hiç uyuyamadım. Sabah ağrılar nedeniyle yerimde duramıyordum ve sağ bacağım tamamen uyuşmuştu. Doktora gittik, bebeğin karnımdaki duruşu nedeniyle sinirlere baskı yapıyor olabileceğinden bahsetti. Siyatik ağrıları için ağrı kesici verdi. Bu ilaçların bebeğe hiçbir zarar vermediğini söyleyip, yapılan araştırma sonuçlarını kanıt göstererek beni rahatlatmaya çalıştı. İki gün aldım ilaçtan sonra tekrar ağrıyla yaşamaya devam ettim.
Sonraki hafta bir gece hayatımda hiç çekmediğim bir ağrı çekiyordum. Gidip ilaç aldım, hiçbir işe yaramadı. Hatta artık yürüyemiyordum. Ertesi gün tekrar dotora gittim. Doktor uzun bir incelemeden sonra aslında ağrının siyatik değil, kalça kemiklerinin eş zamanlı hareket etmemesinden kaynaklandığını farketti. Bu durumun da hamilelik hormonlarıyla ilgili olduğunu, sık görüldüğünü söyledi. Bu sefer yazdığı ilaç çok güçlüydü. Bebeği etkileyeceğini bildiğim için satın bile almadım.
Yarın yine doktor randevum var ve bir kaç güne kadar fizik tedaviye başlayacağım. Kemiği eski yerine getirmeye çalışacaklarmış. Ben bu arada yaklaşık iki haftadır koltukta oturarak uyuyorum. Yatmak çok fazla ağrıya neden oluyor.
Tabi doktorun tavsiyesiyle izne de erken ayrılmak zorunda kaldım. Bir ay daha çalışmayı düşünüyordum. Artık evde oturup, hergün yaklaşık on saat çizim yapıyorum. Arka bahçeye oturup kitap okuyorum. Yukarıdaki polimer kil çalışmamı da evde olduğum bir gün yapmıştım.
Günler sakin geçiyor ve hala yürüyebildiğim için çok mutluyum. Yürüyemeseydim bile bebeğimiz için herşeye değer.
Hayatımda hiç ciddi bir hastalık geçirmemiş ve acı çekmemiş bir insan olarak söyleyebileceğim tek şey: fiziksel acı geçtiği anda unutuluyor, asıl kötü olan ruhsal acılar. Ruhsal acıların geçmesi için zamana ihtiyaç var.
6 Şubat 2007

Yaptığınız çalışmalardan artan polimer killeri plastik bir kutunun içinde saklarsanız, killerinizi uzun süre bozulmadan saklayabilirsiniz. Artan killerimden birbirine uyumlu renkleri seçip yukarıdaki paper maché kutuyu kapladım ama tahta kutu da kullanılabilir.

Önce renkleri birbirine karıştırdım.

Parçalara bölüp tekrar silindir yaptım.

Bu işleme renk dizilimini beğeninceye kadar devam edin. Dikkat etmeniz gereken nokta, renklerin çok karışmaması. Renkler çok karıştığında canlılığını kaybediyorlar.

Silindirden kesitler alıp yukarıda görüldüğü gibi ince bir şekilde açtım. Kutunun kapağını düz bir renk seçip üzerine topuklu terlik damgası kullandım. Terliğin ortasına bir tane kristal taş yerleştirdim. Kapağının kenarına açtığım killerden birini sardım. Kapağın üzerinde farklı bir renk bulunması ve sardığım killerin birleşme noktasını kapatması için hint kırmızısı kilden kenarına süs yaptım. Kutunun altına, açtığım killeri değişik büyüklükte üçgen şeklinde keserek rastgele yapıştırdım. Üzerinden merdaneyle geçerek birleştirmedim. Böylece mozaik görüntüsü yakalayabildim.
Kullandığım markanın tavsiye ettiği ısıda önerdiği zamanın yarısı kadar fırınladıktan sonra soğumasını bekleyip Kutunun altını beyaz akrilik boyayla boyadım. Boyanın aralıklara girmesine özen gösterdim. Boyanın sadece aralıklarda kalması için fazlasını temizledim. Kutunun kapağındaki terliğe de altın ve beyaz akrilikle aynı işlemi yapıp tekrar fırınladım (zamanın diğer yarısı kadar). Kutunun içini altın rengi akrilik boyayla boyadım.

Bu çalışmayı mozaik ve artan kille yapılabilecek çalışmalara örnek olması amacıyla yayınladım. Artan hamurlardan buna benzer birçok şey yapılabilir. Özellikle de takı yapmak için güzel renk geçişleri yakalayabilirsiniz.