Çizer
Yazmak çizmek dışında bir iş yapma düşüncem yok bu dünyada benim.
Bu nedenle kendi ailem işe yaramazlıkla suçladı beni. Onları haklı bulup uzun zaman kendimden kaçtım.
Olmadığım gibi biri olup öyle yaşamaya çalıştım. Hiç bir işe yaramadı.
Kendimi aradım, bulduğum kişiyi kimse sevmedi. Gözleri tutmadı bir kere beni.
Kendimi olduğum gib sevip kabullendim. Biliyorum doktor olsam annem benimle gurur duyardı.
Ona beni olduğum gibi kabul etmediği için çok kızdım. Sonra başka ailelerin de çocuklarına hiç farklı davranmadıklarını görünce neşem yerine geldi.
Ailemi oldukları gibi kabul ettim. Öyle sevdim.
Geçen gün telefonda babamla konuşurken okulu ne zaman bitireceksin, ne zaman iş bakacaksın diye sordu.
Okula iş bulmak için gittiğimi düşünüyordu. Ben okula kendimi geliştirmek için gidiyorum diyemedim.
İş mevzusuna açıklama olarak çok yüksek ücret ödeyen olursa çalışırım dedim.
Sevgilime anlattım konuşmayı. Hala benim işe yaramaz biri olduğumu ve iş bulmak için okuduğumu düşünüyorlar dedim.
Neden ona bir grafik tasarım şirketinde çalışan birinden daha fazla kazanıyor olduğunu söylemedin dedi.
Günde oniki- ondört saat çalıştığımı söylüyorum ya dedim.
Çizim yaparak yaşadığım için beni hala işe yaramaz biri olarak gördüklerini anladım.
Onların gözünde bir baltaya sap olamadım.
-Yukarıdaki çizim hazırladığım kitap kapaklarından birinin iç çizimi. Sevdiğim bir çalışma olduğu için paylaşmak istedim.
Kategoriler: Çizim
Etiketler: dijital çizim















Ne yazik ki bazi seyleri degistirmenin imkani yok dedigin gibi oldugu gibi kabul etmek gerek. Sonucta senin yaptigin cizimlerle karsilastikca onlar da bunun aslinda ciddi bir is oldugunu kabullenecektir. Bizim Turk ailelerinde sanirim bu illa muhendislik, tip, isletme okuyacaksin ki elin ekmek gorecek. Halbuki ne buyuk yanilgi! Sanatci olmakta ciddi bir istir hem de cok ciddi bir is :) Ekonomik anlamdan ote eminim manevi doyuruculugunun karsiliginin da oldugunu sanmiyorum.
Meltem, eğer annenlerin memnun olup gurur duyacakları bir işte çalışıyor olsaydın muhtemelen şuan duyduğun üzüntüden kat kat fazlasını yaşıyor olurdun. Tam doyumluk tatlar yok maalesef bu dünyada…
Meltem abla , mutlu olduğun, yaparken zevk aldığın bir işin var. Ailelere kalsa doktor ol mühendis ol vs vs hiç bitmez. Onların dediklerini yapsaydın belki şu an ''ulan keşke çizmeye devam etseydim acaba kimbilir şu an nerelerde ne yapıyor olurdum keşke keşke ''der dururdun.Bazen beyaz yalanlar işe yarıyor.Seni iş arıyor hatta çalışıyor bilsinler napalım ?
'''' Hayatta İYİKİLERİNİZ, KEŞKELERİNİZDEN fazla olsun '' sözünü çok seviyorum.Sende hangisi çoğunlukta?Sevgiler.
ps:Çizim muhteşem olmuş keşke senin kadar profesyonel olabilsem :(
al benden de o kadar.babam ve kardeşim,eşim beni hep destekledi.ama annem ve akrabalarım çizim yazım işinden ne kazanılır,nedir şimdi bu diye düşündüler.ama annem yazdığım romanı okuyunca "çok şaşırttın beni"demişti:)).TRde bu işi aptalların yaptığını sanıyorlar.ama yurtdışında farklı.çizmek yazmak daha değerli.yine de bir işi severek yapmak ortaya güzel şeyler çıkmasını sağlıyor.su yolunu buluyor.ve gün geliyor herkesten fazla kazanmaya başlıyorsun.üstelik sadece bu işle kalmayacağız herhalde.o yetenek bizde olduktan sonra keyfimce kullanırım hahha.estetikten
anlamak önemlidir.dünyanın gidişatına baksana,artık estetik ne kadar önemli.günün birinde büyük bir tasarım markasının arkasında olabilirim:))tekstil,ev,eşya,ayakkabı,büyük şirketlerle ya da kendi markamla varolabilirim.bu günler hiç uzak değil.planladığım yolda gidiyorum.yazmaya ve çizmeye tutkum öyle büyükki insanlar artık bunun herkese verilmeyen bir yetenek olduğunu görebiliyorlar.evet belki çizmeyi herkes öğrenebilir.ama sadece bu yeter mi.sana diyorum ya,blogunda okuduklarımda hep kendimden birşeyler buluyorum.sen devam et :)))
Sevgili Meltem, yazdıkların öyle tanıdık ki. Ne yaparsam yapayım asla annemi mutlu edemedim, belki Bilge bir nebze ama onun dışında hiçbir şey yok. Uzun süre önce bıraktım bu çabayı, ama isterdim gururla bahsetsin benden. Bazen düşünüyorum onun istediği gibi biri olsaydım eminim para göz, pinti ve silik biri olurdum. Belki de farkında olmadan çocuklarımızı bizim isteklerimiz doğrultusunda, bizi memnun etmeleri için zorluyoruz. Belki belli bir yaşa kadar tamam ama bir yerden sonra onları rahat bırakmalı ve seçim yapma şansı tanımalıyız. Ben her seferinde uzun süredir seni takip ettiğimi yazıyorum. Anneliğine , çizerliğine, duygusallığına, ve yazılarına hayran olduğumu bir kez daha belirteyim. Kendine iyi bak…
Bu yazının fon müziği çok sevdiğim şu şarkı olabilir gibi :)
Sanatçının Öyküsü – M.F.Ö.
Bütün kabile kızar bana
Derler bu adam çalışmaz mı
Bu adam hep düşünür mü
Bir kuş ölmüş diye üzülür mü
Gündüz böyle diyenler
Gece olunca ateşler yakılınca
Denizler coşunca
Ben bir şarkı söylerim yorgun insanlara
Bakın bakın martılar uçar
Bakın bakın yıldızlar koşar
Bakın ne güzel bir hayat var dünyamızda
Bir hüzün çöker bir garip olur insanlar
Yaklaşırlar birbirlerine
Şarkım sürer sabaha kadar
Melekler uçar üstünüzde
Şarkım sürer sabaha kadar
Melekler uçar üstünüzde
Bu sabah uyandırmamışlar beni
Ava giden dostlar
Ava giden dostlar
Ne güzel
Nedense genelinde aileler çocuklarına; "doktorluk, mühehdislik-mimarlık ve avukatlık" mesleklerini uygun görürler. Aslında bununla ilgili araştırma yapılmalı, neden böyle isteniyor acaba diye?
Hiç bir anne; keşke çocuğum astroloji okusa da uzaya gitse, veteriner olsa da hayvan bilimci olarak Afrika'ya gitse vs. demez. Kalıplaşmışız ve bunun dışına çıkamıyoruz, çıkmak isteyenlere de engel olup, kınıyoruz. Bir şeyler mutlaka değişmeli. Hem de çok sey!
Bu ülkede sanatla ilgili bir bölüm okuyorsan yada bitirip bu işe yapıyorsan hep bir adım geridesin.Evinde bile anlaşılmak zor oluyor ki kaldı ki çevre..Ben de restorasyon okudum yıllarca insanlara ne yaptığımızı anlatarak bir sürü insanı bu konuda bilinçlendirdim.Ama hala daha büyük bir ön yargının içindeyim içindeyiz..Çiziyor musun, aaa ne basittt ya da aaa ölçü mü alıyorsunuz aman onu herkes yapar başka meslek bulamadın mı kendine diyen bir sürü insan oldu.Ama ben bu işi çok sevdim..Şimdi mecbur kalıp bırakmış olsamda bir kere daha okusam yine sanata biryerinden dokunan bir bölüm seçerdim.Herkes doktor,öğretmen olsa bu ülkede ya da dünya da nerde yaşar,nerde nefes alırdık Sanatçı kör olan gözleri açar dünyaya hep farklı bakar baktırır..Onlarda birgün seni anlayacaklar bence..sevgiyle
Meltemcim, okul, meslek.. bunlarin hepsi hikaye. Paran var mi paran? Hah iste o zaman kimse bakmaz doktor musun, cizer misin, su musun, bu musun.. Insanlara sana sadece ve sadece paran oldugu icin saygi gosterirler, en yakinlarin bile olsa. Maalesef bu dunyada, ozellikle de Turkiye'de, ailen tarafindan bile adam yerine konma hissiyatini para ile aninda satin alabiliyorsun..
meltemcım bak bu kadar yorum olduğuna göre işe yarayan birşeyler yapıyormuşsun..ne komik herkes böyle şeyler yaşıyor hayatının bir döneminde..ben de mimar olduğumda,dedem çok üzülüp ahh yavrum doktorluğu kazanamadın demek demişti! böyle kalmıştım…
çok çok sevgiler
Hep aynı duygular… Benim eşim de böyle, ben lafı evirir çevirdiğim bir durumu anlatırken lafı gediğine koyuverir. "Şöyle deyiverseydin…"
Repliklerimi daha yaşanmadan onun yazmasını istediğim zamanlar olur, laf dokunduranlar karşısında mesela:)Ayrıca Sezar'ların hakkını da bu vesileyle teslim edeyim, kıymet bilen bir eş hiç bir şeye değişilmez:)
başkalarının değil kendinin olmak istediği biri gibi olduğunda ancak mutlu olursun. toplumda kabul gören "yüksek mevki"lerde çalışan insanların kaçı mutlu. kaç kişi gerçekten sevdiği işi yapıyor. anne babalara kızmamak lazım onlar da hep çocuklarının en iyisi olmasını isterler. aslında hep bizim iyiliğimiz için. onların kafalarında oluşturdukları meslek şemaları var ve sen onlardan birine oturmadığın için üzülüyorlar. evet dediğin gibi her anne baba aynen seninkiler gibi tepki verirler. tepki vermeseler bile içten içe düşünürler.
şu anda senin yerinde olmak isteyen niceleri vardır. ben mesela nasıl isterdim senin gibi yetenekli olup bir d eüstüne bundan para kazanabilmeyi. yaratmak ayrı bir keyif ve haz.
çok şanslısın
Selam, öyle bir dönemdeyim ki şu an.Tam üzerine oldu bu yazı.Benim de kendimi bulup, sevmeye ve kabul etmeye çalışma dönemim.Herkes sevsin diye uğraşıyorum aynı zamanda.Demek ki nafile çabam.Önce işe kendimi kabul etmekle başlamalıyım anladım.Sonrası da değişmiyor sanırım.
Seni ilgiyle takip ediyorum.
Türkiye'deki meslek anlayışı doktorluk ya da öğretmenlikten geçiyor, bir de devlet memurluğundan. Bizimkiler de kızkardeşim özel sektörde çalıştığı için onu işsiz görüyor ve memurluk sınavına girmesi için baskı yapıyorlar. Kendi kafalarındaki kalıplara sokamadıklarında mutsuz olacak zannediyorlar çocuklarını. Bence sanata çok yetenekli ve sevgi dolu bir kişiliksiniz ve iyiki de varsınız.
bu yazı benimde kendimi bulma ve annemi mutlu etmenin bir sonu olmadığını anlama zamanımda ortaya çıktı okurken bile gözlerim doldu öyle hassas bir konudur ki bu acaba onlar mı haklı diye bile düşünüyordum ama artık eminim galiba sen de en iyisini yaptın Meltem abla kendi istediğin yolda ve istediğin şekilde ilerledin ilerliyorsun benimde seçtiim yol doğru olur umarım…
benimde zaman zaman ailem den olmasada çevremden aldığım tepkiler bunlar.. çizmeyi gereksiz bi iş olarak görüyorlar yani ticari maddi açıdan bakıyorlar..ve o zman anlıyorum ki gerçekten bizim ülkemizde sanata ve sanatçıya biçilen değer bu.. sonrada sanatçılar topluma uzak oluyorlar falan gibi söylemler çıkıyor .. bi çok insan bunu hala basite indirgedikten sonra sanatçı neden kendini dışlamasın ki.. bu konuda söylenicek çok şey var ama bizler, yazmakla anlatmakla yoruluruz ama bu düşüncede ki kişiler aynı şeyleri söylemekten yorulmazlar .. o yüzden ben anladım ki kimin ne düşündüğü deil benim ne ile mutlu oldugum önemlidir..
çizimlerinize bayılıyorum zevkle takip ediyorum sizi.. harikasınız..