Çok Kişisel Bir Yazı

Hepimizin aynı olması için herşeyin standartlaştırılıp tek bir kalıba döküldüğü bir dünyada yaşıyoruz.
Bir büyük film endüstrisi canla başla tek bir kültür, tek bir beğeni yaratmaya uğraşıyor. Hepimiz aynı düşünelim ve yaşamak isteyelim ki yönetimimiz kolay olsun. Bizi hep aynı ödüllere koşullamaya çalışıyorlar, sanki hepimiz birbirimizin kopyasıymışız gibi.
Hayatın sırası, herşeyin bir zamanı olduğuna inanıyor musunuz gerçekten?
Sırası ve zamanıyla yaşamayanlar toplum tarafından yargılanıyorlar. Seçimleri nedeniyle mutsuz olurlarsa herkese karşı bir korkutma aracı gibi kullanılıyor hayatları. Önemli olan yaşamak değil de mutsuzluk köyüne uğramamak.
Ne feci birşey acı çekmek! Aman yaşama acı çekersin, otur ve seyret.
Kendi yaptıklarımızın sonuçlarına katlanmak cesaret ister. Hatta arkasında duramayacaksak hiç başlamamak en iyisidir. Bu hayat yolculuğunda kendimizi oluşturma şansının seçimini de tam burada yapmış oluruz. Başkalarının istediği okullara gitmek, yönlendirdiği hayatlar yaşamak aslında ne kadar da güvensizlik doludur. Sizin için seçilenlerin sonuçlarını yaşarken cesaret de işe yaramaz. Sanırım en kötüsü insanın kendi hayatını seyretmesidir.
Aslında sevmiyorum düşündüklerimi yazmayı, hele de hayatla ilgili büyük cümleler hiç bana göre değil.
İnsanların sahip olduklarını, yaptıklarını, mutluluklarını, yani hayatlarını karşılaştırdıkları bir yarış görüyorum. Son zamanlarda bazı insanlar bana aynı yarışın içindeymişiz gibi davranıyorlar.
Hayır!
Ben bu yarışa hiç girmedim. Hiç birşeyi sırasıyla yaşamadım. Yaşadıklarımı ben hazır olduğum için yaşadım, doğru zaman diye düşünüldüğü için değil. Seçimlerimin sonuçları istediğim gibi olmayınca dizlerimin üzerine düşüp acı çeken yine bendim. Ama ne yaptıysam hep büyük bir aşkla yaptım.
Herkesin özel olduğuna inanıyorum ve insan ancak kendi olduğunda bir hayatı olabiliyor. Dışarıda milyonlarca hayat kendini oluştururken sanki tek tip bir hayat varmış gibi yaşamamızın bir alemi yok.




çok kızmışsın sen bir şeylere….
Kişisel bir tavır ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi :)
İzninle bende diyebilirmiyim..Bende yaşamak istediğim için yaşarım.
Zenep, galiba yazdığımda sinirliymişim. Şimdi tekrar okuyunca gereksiz yere sert bir yazı yazdığımı farkettim.
Asortik krep, teşekkürler. İnsanın kendi olabilmesi güzel.
Kisa zaman once tanistigim, ama yine o kisa zaman icinde vasatliga donusen takip ettigim bloglar icinde, bunaltici bir yaz gununde yuzume serpilen soguk su gibi geldi bu yazi. Blog denilen sanal alemde bile kibarlik budalaligi yapacaksak, en derininde kendimiz oldugumuz o bazen kizgin, bazen uzgun, bazen delirmiscesine sevincli anlarimizi burada bile yasamaktan “sakinacaksak”, sakina sakina hayatin gelip gecisini seyretmekten ne farki kaldi bu paylasimin. Yazdigin yazinin ictenliginden, ve icindeki insan beyni kadar karmasik anlamdan dolayi tebrik ederim. Ben bunlari tartisan bloglar bulamadim ki, biktim artik kurbiyeden, borekten, cici elbiselerden. Sana birseye kizmissin diyenleri kiniyorum, hic de kizgin bir yazi degil, gercek bir yazi, gercekligi kizginlik olarak algilamak icin ne kadar dondurmus olmak gerekir dusuncelerini.
Sema, yazımı beğendiğine sevindim ama beni insanların yaptıkları değil de hep yapmak isteyip yapmadıkları rahatsız eder.
simdi gordum blogunu… resimlerine kisa kisa baktim ve cok begendim hepsini. ama bunu daha bi begendim… klimt tadi var ve duragan bakislar. :)
Merhaba Eray resimlerimi beğendiğine sevindim. Biliyorsun ben de seninkileri beğeniyorum.
Meltem Merhaba,
Yazini gercekten cok begendim ve keyifle okudum. Senin icin mahsuru yoksa ismini belirterek yazini kendi blogumda post etmek istiyorum.
Bu arada benim de 18 aylik bir cimcime kizim var.
Arel’e opucuklerimizi yolluyoruz.
Nefise