İskelet Kadavra İnsan
Bugün Arel’in ay dönümü yazısını yazacaktım ama fotoğraf makinasının şarjı kayıp. Bir tanemin Fotoğrafını çekemedim. Eğer şarjı o sakladıysa bir daha bulma şansımız yok. İki aydır televizyonun uzaktan kumandası kayıp. Zaten televizyon izlemediğimiz için sorun olmuyor.
Kameraya çekeyim dedim, kameraya çekiyorum diye huysuzu tuttu hiç cici davranmadı. Yayınlasam dünya nüfusunun geleceği tehlikeye girer, insanlar çocuk yapmazlar :)
Yukarıdaki fotoğrafı botanik bahçesinde çekmiştim.
Şu aralar ödevlere projelere yetişmeye çalşıyorum. Nude figure drawing dersinde insan anatomisi üzerinde çalışıyoruz. Kemikleri incelediğimiz bir iskeletimiz, kasları organları deriyi incelediğimiz bir kadavramız var.
Kadavrayı ilk kez çizmeye giderken çok tedirgindim. Ölü insandan korkmak değil de, kesilip biçilmiş ölü bir insan karşısında ne hissedeceğimi bilemedim. Sürekli inceleyip çizmeye çalıştığımız için birşey hissetmeye fırsat bulamadım. Ama bu kadar aydır çıplak insan, iskelet ve kadavra çizmelerimizin sonucunda düşünebildiğim tek şey insanın ne kadar muhteşem bir varlık olduğu. İnsan vücudu inanılmaz güzel bir yapı.
Sanatçıların insan vücudunu inceleyip yapıyı oluşturan kas ve kemikleri görmek istemeleri Da Vinci’yle başlıyor. Bir gece kimsesiz bir suçlunun ölüsünü gizlice inceliyorlar. Gizlice çünkü yaptıkları şey kanunlara aykırı. O dönem din baskısı nedeniyle bilim adamları ve sanatçıların bu gibi insan vücudu üzerinde incelemeler yapması yasak. Ama bu baskılar mükemmelliyetçi rönesans sanatçılarını durduramamış. Kemikleri ve kasları inceledikten sonra da çizdikleri insanlar çok daha gerçekçi olmuş.








