Doğum Hikayem
22 Mayıs gecesi saat on ikiye yaklaşırken, yeni açtığım pirinç cipsinden tam bir tane yemek üzere ağzıma yaklaştırırken ve sevgilimle uzun zamandır seyretmek istediğimiz filmi izlemek üzereyken suyum geldi. Hemen doktoru aradık ama evden çıkmamız iki saat sürdü. (Bu iki saat gerçek anlamında kullanılmıştır.)
Bizi önce izleme odasına (triage) aldılar. Testler yaptılar, bebeğin kalp atışlarına baktılar ultrasonda incelediler. Sancılarım olmadığı ve bebeğin hala yeterince suyu olduğu için sabah dörtte eve gönderdiler. Biz de bir güzel uyuduk.
23 Mayısta sabah kahvaltımızı yaptık. Öğleden sonra doktor randevumuz vardı, randevudan önce sancılar da 13 dakikada bir düzenli bir şekilde gelmeye başladı. Doktor ulturasonda bebeğin artık yeterli suyu kalmadığına karar verip bizi hastaneye yolladı. Eve uğrayıp hastane çantamızı aldık, biraz atıştırıp hastaneye gittik. Odamıza yerleştiğimizde saat öğleden sonra dörttü. Hastane odasının jaluzilerinden hafif bir güneş sızıyordu. Ben komik hastane gömleğinin içindeydim ve sevgilimle birbirimizin fotoğraflarını çekip eğleniyorduk. Bu arada sancılar düzenli olarak beş dakikada bir gelmeye başlamıştı. Doktor bu sancıların yeterli olmadığına karar verip suni sancı vermeye başladı. Bu sırada kendimle ilgili yeni birşey daha öğrenmiş oldum benim ağrı eşiğim yüksekmiş. Uzun saatler bu ağrıların dayanılmaz olduğunu düşünmedim ama doğuma enerjim kalsın diye epidural istedim. Epidural yapıldıktan sonra sancılardan ne kadar çok yorulmuş olduğumu farkettim. Bu sırada biraz uyuma fırsatım oldu. Saatler hastaneye yattığımdan itibaren o kadar çabuk geçiyordu ki inanamıyorduk. Bana sürekli serum ve suni sancı (pitocin) veriyorlardı. Monitörden sancıları ve bebeğin kalp atışlarını takip ediyorduk. sancıların süresi ve şiddeti arttıkça bebeğimizin kalp atışları düzensizleşmeye başladı. Bu nedenle pitocini azalttılar.
24 mayıs sabah saat altı civarında, bu kadar saate rağmen açılma sadece yedi cm. di. Doktor bebeğin kafasının duruşunun doğum için uygun olmadığına karar verince hemşire sevgiliminde yardımlarıyla bana çeşitli hareketler yaptırmaya başladı. Sonra birden ateşim yükselmeye başladı. Su geldikten sonra en büyük risk enfeksiyon ihtimaliydi, malesef o da oldu. Bunun üzerine bana ateş düşürücü ve antibiyotik vermeye başladılar. Saat yedi civarlarında doktorum tekrar geldi. Ben artık itmeye başlayacağım diye düşünürken o gayet ciddi bir ifadeyle şu açıklamayı yaptı:
Bebeğin duruşu nedeniyle onu itmeye başlaman mümkün değil, uterusun yoruldu ve artık kasılmaların düzensizleşti. Neredeyse yok denecek kadar azlar, bebeğin kalp atışları düzensizleşti, yorgunsun ve üstelik mikrop kaptın. Normal doğum yapma ihtimalin yok. Seni sezaryana almak zorundayız.
Normal bir doğum yapıp bebeğimi kucağıma almak onunla zaman geçirmek istiyordum. Doktor odadan çıkınca ağlamaya başladım ve ben tam ağlamaya başlamıştım ki benim doktorum ve ameliyata girecek tüm ekip içeri daldılar. Bir sürü insan hızla beni ameliyata hazırlıyordu. Bir yandan da kimi sarılıyor, kimi teselli ediyor, kimi elimi tutuyordu. Ağlıyor olduğum için utancımdan ölecektim. Bütün bunlar çok hızlı oldu. Üstelik okumadan bir kaç belge bile imzalattılar bu arada. Belgede ne yazdığını açıklıyorlardı hızla, ben de imzalıyordum. Ameliyatta kollarımı bağlamamalarını istedim, bağlamadılar. Sevgilim yanımda bana destek oldu. Bebeğimiz doğunca mikrop kaptığım ve onu da beni de ayrı özel bakım ünitelerine gönderecekleri için sevgilimin ısrarıyla bebeğimizle beş dakika geçirebildik.
Hastanede dört gün yattım ve bu süre içinde özellikle hemşireler melek gibiydi. Hastanede kaldığım dört gün boyunca sevgilim hep yanımdaydı ve bebeğimize birlikte baktık. Sevgilim sayesinde yaşadığım zorlukların kolayca üstesinden gelebildim.
Doğumun normal başlayıp sezaryanla sonuçlanmasının en kötü yanı toparlanmakta zorluk çekmem oldu. Çok uzun süre aç ve uykusuz kaldım. Günlerce serum verdiler ve hastaneden çıktığımda hamile kıyafetlerime giremeyecek kadar şişmiştim. Hala güçlü ağrı kesiciler olmadan yataktan çıkamıyorum. Ama her acı arkasında iz bırakmadan geçip gidiveriyor. Kucağımda bebeğimle hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum.





