Arel Uyur Meltem Çalışır

Ne haftaydı.
Hafta bitmiş sonu gelmiş ben farketmemişim.
Dünya üzerindeki işlerini evden yürütmek zorunda kalan bütün anneler gibi. Gün içinde Arel ve ev işleriyle ilgilenip geceleri bilgisayarın başında iş kadınına dönüşen ben, günlük üç beş saatlik uykularla zıplamışım hayatın sırtına dıgıdık dıgıdık gidiyorum.
Kaldırabileceğimden fazla sorumluluk aldığım için bu zaman darlığı, bu hiçbir şeye yetişememe durumları ama biliyorum ki geçen yıl da böyleydim bebeğimiz doğmadan önce. O zaman da başka koşuşturmalarım vardı.
Anladım ki ben ancak böyle yaşayabiliyorum.
Kendimle derdim varmış gibi.
Geçen hafta ne yemekler yaptım, evi kaç defa topladım temizledim, kaç çizim yaptım, kaç defa kütüphaneye gittim hatırlayamayacağım. Her gün tekrar tekrar yapılanlar hatırlanmıyor.
Hatırladığım uykusuzluk ve yorgunluk.
Bebeğimize birlikte baktığımız, işlerimizi evden yürüttüğümüz ve yardım almadan bütün işlerimizi kendimiz yaptığımız için yoruluyoruz. Ama bunlar seçtiklerimizi yaşamanın verdiği mutluluğa değer.
Bunlardan sevgilime bahsettim. Cuma günü beni romantik bir akşam yemeğine çıkardı. Cumartesi bütün gün Arel’le o ilgilendi. Baba oğul dışarı çıkıp gezdiler.
Yorgun anne ayaklarını uzatıp film seyretti, sevdiklerini yapıp sevmediklerine dokunmadı. Şimdi oturmuş ilgi bekleyen günlüğüne yazı yazıyor.
Yarın yorgun baba günü. Ben Arel’i oyuncakçıya, kütüphaneye ve alışveriş merkezine götüreceğim. Yorgun baba canı ne istiyorsa onu yapacak.
Yarışma Kazandım Ödül Aldım
Ben çizimlerimle yarışma kazandım. University of Michigan Pierpont Commons [...]












