Shop

Meltem Sozer Portfolio

Çizimler

Hafta Sonu

Meltem Sozer, 19 Nisan 2009

sehir

Cuma akşamı şehir merkezindeydim. Sanat müzesi yeni binasını bitirip geçen ayın sonunda açılış yaptı.

Profesörlerin üçü de o zamandan beri hadi müzeye gidelim deyip duruyorlar. Biriyle geçen hafta gittik.

Diğeriyle de geçen cuma akşamı. Müzeden gece dokuz gibi çıkıp dışarıda gezindim biraz. Lacivert bir gece vardı dışarıda. Manolyaların yanından geçerken bu yıl neredeyse açtıklarını görecek fırsat bulamayacaktım diye düşündüm. Kahve aldım ve kalabalığa karıştım.

Dün inanılmaz güzel bir hava vardı.

Sabah Arel’e babası baktı, ben de gece çok geç yattığım için sabah saat onda kalktım. Resim dersinin ödevini bahçede yapmaya karar verdim. Güzel bir kahvaltı yaptım. Biraz müzik dinledim. Kitap okudum bergamutlu çayımdan içtim. Arel öğle uykusuna yatınca da telsizini yanıma alıp bahçede resim yapmaya başladım.

Aaah renkleri karıştırmak için ne kadar güzel bir gündü. Sadece dışarıda olmak için bile çok güzel bir gündü.

Arel öğlen iki saat uyur. Bu sefer bir saat uyudu ve ben resimi iki saatte bitirmeyi planladığım için tam ortasındaydım.

Tabi resim kaldı.

Günün geri kalanında bebeğimle güzel havanın tadını çıkardım.

Sevgilim akşam gelince bütün gece dırdır ettim resim yarım kadı diye. O da yarın yaparsın deyip duruyordu.

Dün dünde kaldı.

Bu sabah uyandım, dışarısı buz gibiydi.

Sabah oğlumla ilgilendim. Öğlen onu yatırdım tekrar resim yapmaya başladım. İnat ettim soğukta yine bahçeye çıktım.

Bir yandan da sevgilime dırdır ettim.

Bütün hava şartları ve ışık değiştiği için resime yeni bir palet seçerek başladım.

Dondum içeri girmedim.

Arada bir yağmur suratıma suratıma tükürdü ama yine içeri girmedim.

Bu arada Arel uyandı beni dışarıda görünce o da dışarı çıkmak istedi. Babası onu kapalı alandaki büyük kaydıraklara götürdü.

Parmaklarım dondu. Ama resim bitmeden içeri girmedim.

Resim bitince salondaki koltuğa uzandım gözlerimi kapatıp kıyısında durduğumuz yeni hayatın hayalini kurdum. Hayalimde evin girişini hint kırmızısına boyuyordum :)

Bu akşam hazırlamam gereken bir sunum var, onun yerine oturmuş yazı yazıyorum. Bir damla vicdan azabı çekmediğimi söylemeliyim.

Yukarıdaki çizimi de öylesine yaptım. Birşey çizmiş olmak için.

Bebeğimiz

This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.

Yorumlar (6):


  1. firdevs on Nisan 21st, 2009

    mail adresinizden ulaşamadım. buraya yazıyorum. mail yoluyla yanıtlayabilmeniz mümkün müdür?

    Sizi, çalışmalarınızı ve arel’i zevkle takip ediyoruz.
    Başarılı ve mutlu yaşantınızın devamını dileyerek, yöneltmek istediğim soruya geçiyorum.
    Mesleğinizden kesitler paylaştığınız sitenizde, size özgü çalışmalar yer almakta.
    Peki, bunların başkaları tarafından (ç)alınma olasılığına karşı ne gibi bir çalışmanız var?
    Bunları soruyorum çünkü, yazılı-görsel tüm materyallerini kendimin oluşturduğu bir site hazırlığındayım.
    Günün birinde kalkıp başka sitelerde, başka imzalarla kullanıldıklarını görmek istemiyorum.
    Aldığınız önlemler ya da izlediğiniz kanuni prosedürler varsa, paylaşır mısınız lütfen?
    İki gün önce aradığım notere, derdimi anlatarak ‘ne yapmalıyım’ diye sordum, ‘bu gibi şeylere bir şey yapamıyoruz’ dediler, eksik olmasınlar =)
    Yardımcı olursanız çok sevinirim.
    Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

    Kolay gelsin.

  2. Meltem Sözer on Nisan 22nd, 2009

    firdevs, mail adresim meltemsozer@crebro.net
    Çalışmalarımın site adresim verildiği sürece blogerler tarafından kullanılmasına karşı değilim.

    Büyük şirketlerin çalıp kullanması beni rahatsız ediyor. Ama bu duruma kanuni olarak yapılacak birşey yok. Çalanlarda prestijli kuruluşlar değil zaten. Hırsız olarak anılmak onları incitmiyor.

    Birinin benim çizdiklerimi kendi imzasıyla yayınlaması da tamamen kendi kayıbı olur. Çünkü hayatımın sonuna kadar çizmeyi planlıyorum. Bunun eğitimini alıyorum, ajansım var ve bu işten para kazanıyorum. Ben sabahtan akşama kadar bu işi yaparken birinin çıkıp çaldıklarıyla kariyer ya da isim yapması mümkün değil. Er ya da geç hırsızlığı ortaya çıkar ve tutunamaz.

    Zaten gelişmiş ülkelerdeki sanatçıların çalışmalarını damgalamadıklarını söylemeliyim.

    Ama korunmak istiyorsan en etkin yöntem damgalamak.

  3. firdevsi on Nisan 22nd, 2009

    attığım mail, hata verdiğinden dolayı size ulaşmamıştı. madem konu burada konuşuluyor,belki değişik fikirleri olan ve paylaşmak isteyen arkadaşlar da olur. damgalamak demişsiniz, yazılarda kullandığınız imzanızı mı kasttettiniz?
    eğer öyleyse, görsel yapıtlarda imza kullanabilirim, fakat ya yazılı eserlerde ne yapılmalı?

    teşekkürler.

  4. nihan on Nisan 23rd, 2009

    soğuk havaya rağmen demek.işte buna “tutku”denir.ben çizimi beğendim.atomaltı parçacıklarına ayrılmaya hazırlanan New York şehri gibi görünüyor.

  5. elif on Nisan 24th, 2009

    ahh Meltem hanım..işte bu yüzden sizi takip ediyorum…yapmak istediğim pek çok şeyi yapmamak için o kadar çok bahanem var ki değil azmedeyim de gerçek zorluklarla mücadele edeyim!! İşte bu yüzden kendimi hep eksik hep çaresiz hissedişim …hayat sürekli “olmaz,başaramazsın,mecbursun” deyip beni yola getiriyor.ya da biz böyle düşündürülüp böyle olmamız gerektiğini düşünüyoruz.Bunun çözümü yok. Siz devam ederek bize de bir yürek çarpıntısı katıyorsunuz…belki bir gün olur diye:)
    En içten sevgilerimle

  6. Meltem Sozer on Nisan 25th, 2009

    firdevs, sadece imza değil çalışmalarınızın fotoğraflarının üzerine büyük harlerle sitenizin ya da kendi isminizi yazarsınız. Ya da bunun gibi bir çok damgalama tekniği var.

    nihan, beğendiğine sevindim.

    elif, bazen insan yaşamakta olduklarından dolayı kendini enerjisiz hissediyor. Sizi çok iyi anlıyorum.

Leave a Comment

Subscribe to feed