Hakaret Şiddettir
Eskiden hayatımda yokluğunu en çok hissettiren şey huzurdu. Hayatında benim kadar sözlü şiddete uğramış bir insan varmıdır bilmiyorum. Bu nedenle sakin ve huzurlu bir hayatım olabilmesi için çok çaba harcadım.
Arkadaşlarımı saygı duyduğum insanların arasından seçtim onlar da bana saygı gösterdiler. Aramızda yanlış anlaşılmalar ya da düşünce ayrılıkları çıktığında birbirimize neler düşündüğümüzü söyledik, bazen yollarımız da ayrıldı ama hiç hakaret etmedik.
Bence ne düşündüğünü söylemek önemlidir. Ben katılsam da katılmasam da herkesin düşüncelerini duymayı severim. Eğer düşünceleriniz hakaret ederek dile getirmek gibi bir eğilimizi varsa kaybedersiniz. Çünkü hakaret bir şiddet çeşididir. Ne kadar zeki olduğunuz, ne kadar haklı ve yerinde konuştuğunuz değerini kaybeder ve hakaretin gölgesi altında kalır.
Ne kadar haklı olursanız olun, hakaret şiddettir ve kelimeler tokat atmak kadar şiddet içerir.
Dört yıldır Crebro’ya yazıyorum. Beşbinden fazla yorum aldım. Bu yorumların çoğunluğu destekleyici ve güzel yorumlardı çok teşekkür ederim.
Bazıları gizliden ya da açıktan iğneleyici mesajlar içeriyordu ve bazıları açık açık eleştiriydi. Onlarara da teşekkür ederim.
Bana istediğiniz herşeyi hakaret etmeden yazarsanız okurum.
Ama bazıları bana hakaret ettiler. Onlara hiç teşekkür etmedim. Yazdıklarını sildim. Hatta hakaretle başlayıp uzun yazanların, yazılarını okumadan sildim.
Bu yazıyı yazmamın sebebi aşağıdaki yorum. Yorum Frontal Cortex yazısına gelmiş. Eğer o yoruma cevap gelmeden önce ben görmüş olsaydım silecektim. Ama geç kaldım. Deniz ve Ebruli günlerdeyim cevap vermişler, size destekleriniz için teşekkür ederim.
- aa, 4 Şubat 2010:
“miğde” diye birşey yok, “mide” var
“hafısa” diye birşey yok “hafıza” varbeyninizi gereksiz bilgilerle doldurmadığınız çok belli
Sadece üst paragrafı yazıp yollasaydı yorumunu ciddiye alıp yazıyı düzeltecektim ama ikinci paragrafta hakaret olduğu için düzeltmiyorum.
Eğer Crebro’da böyle bir yorum görürseniz lütfen ciddiye alıp cevap vermeyin. Genelde yorumların benim onayıma gerek kalmadan atılabilmesinin sebebi herkesin düşüncelerini söyleyebilme şansı olması. Eleştirebilirsiniz ama bana hakaret edemezsiniz.
Çok yazım hataları yaptığımı düşüneneler için de şunu söyleyeyim. Crebro bir gazete ya da dergi değil. Bir günlük. Amerika’da yaşayıp günün büyük bölümünü ingilizce konuşup, yazıp, okuyarak geçirdiğim halde elimden geldiğince okunabilir yazılar yazmaya çalışıyorum. Gün içinde okula gidiyor, ödev, ev işleri yapıyor, çalışıyor , çocuğuma bakıyor ve haftada bir iki defa Crebro’ya yazıyorum. Bütün bunlara yetişebildiğim için çok şanslıyım.
Ben her konuda herşeyi bilen kusursuz bir insan olduğumu düşünmüyorum. Eğer rahatsız olduğunuz şeyler varsa yazın düzelteyim. Ama hakaretlerinizi sileceğimi ve ciddiye almayacağımı bilmenizi isterim.













Bir insana verilebilecek en buyuk ceza O`nu umursamamaktir. Hayati boyunca umursanmamis, dunyaya bir urun koyamamis, sivri cikislari ile dikkat cekmeyi basarmis kisiler bu yola basvururlar. Bunun altinda yatan nedenlerden biri de “kiskanclik”tir. Bazen basari kiskanilir, bazen yazdiginiz bir yazi, bazen anneliginiz, bazen esinizle iliskiniz vs bir de boyle gozonunde paylasiliyorsa eger… Umursamamanizi diler, o 5000 yoruma bir 5000 guzel yorum daha katacak yazilar/resimlerle aramizda olmanizi dilerim. :)
meltemcim çürük yumurtalar her zaman her yerde karşımıza çıkıyorlar onlar hayatın tuzları azıcıkda olsun olsunlar boşverrr,eleştirmek için bile okuyorlarsa okusunlar bu sayede bir şeyler öğrenirler hemde egolarını tatmin ederler.banada eylence yazdım diye düzelten biri çıkmıştı,halbuki ben bazen özellikle yanlış yazıyorum hatta konuşma dilinde yazıyorum daha samimi olduğunu düşündüğüm için,tez yazmaktan kafayı yemiştim biraz özgür olayım istiyorum.blog dünyasında da yazım kılavuzu bulmak güzel bişi:))
annece!
sevgili Meltem,
sen de çok iyi biliyorsun ki;blog dünyasında düşüncelerinle,huzur ve keyif dolu hayatınla,sanatınla,sade ama dolu dolu yazılarınla çok özel bir yerin var.hiç reklam yapmadığın halde hepimiz seni takip ediyoruz,ne yazdı diye heyecanla bekliyoruz.
günlük hayatta nasıl karşımıza haddini bilmezler çıkıyorsa,burda çıkması da gayet normal.kim olduğunu ortaya koymaktan dahi çekinen bir kimsenin,saygısız bir üslupla bunu söylemesi bana sadece bir atasözünü hatırlattı.”meyve veren ağaç,taşlanır”..
güzel bakan,güzel görür.güzel gören yaşamaktan lezzet alır!..
yeni yazını heyecanla bekliyoruz:)
Uzun zaman oldu yazamadım Meltem abla ve bu yazını görünce de çok üzüldüm Artık insanlar karşısındakileri hiç acımadan nasıl da eleştiriyorlar
Eleştiri bir şeyler anlatırsa güzeldir Yoksa boşu boşuna yapılan hakarettir
Ki kaç kişi gerçek anlamda Türkçe ye hakim bu da tartışılacak bir diğer konu ya neyse…
Ben kendi adıma, bize hayatından bir pencere açıp en içten duygularınla bunları paylaştığın için çok teşekkür ederim :)
“kör cehalet çirkefleştirir insanları! suskunluğum asaletimdendir… her lafa verecek bir cevabım var…lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye… ” demiş Hayyam.
Banada hakaret edilecek şimdi:) çünkü bu dizeler Mevlana C. Rumi ye aittir.
Nadiren yorum yazıyorum (sadece buraya değil, heryere), ama crebro hep en severek okuduğum bloglardan biri oldu. Meltem hep olumlu, hep düzgün, hayatını huzur üzerine kurmuş, bilgilendirici, çocuğunu çok güzel anlatan biri benim için. Severek okumaya devam edeceğim.
Sevgili Meltem,
Yazdıklarını okurken içim huzur ve enerjiyle doluyor. Seni hiç tanımadığım halde her yeni yazını yüzüm gülümseyerek okuyorum.
Belli ki aa da yazdıklarını okuyor, yorum yapacak kadar seni takip ediyor. Ama senin imla yanlışlarını düzeltirken, kendi insan yanlışını gözardı ediyor. En iyisi onu şimdilik affedelim. Çünkü huzur bulmanın en güzel yollarından biri affetmek, bana göre. Sana da tavsiye ederim:P
Guzel Crebro’m, boyle sacma sapan, ne yapmaya calistigi belirsiz bir yoruma kulak asma ve uzulme lutfen. Burasi senin blogun istedigini yazmakta, hata yapmakta ozgursun kime ne! Boyle guzel, icacici, olumlu ve iyilik dolu bir bloga bakip buna yazan insanin cok mutsuz oldugunu dusunuyorum. Huzurla ve sevgiyle kal…
Sevgili Meltem,
Ne mutlu sana huzuru yakalamışsın…Huzuru ve mutluluğu bulamayan, kıskanç ve aynı zaman da başkalarının başarılarını kaldıramayan bu garip insanlar! maalesef var etrafımız da…cevap bile verme! onu dikkate alıp günlüğünün bir sayfasını bile ayırma! bence…Başarılı olduğun, ne güzel bir hayatın olduğu aşikar. Ve aşikar olan diğer şey bu kıskanç insan ne yapacağını şaşırmış, senin açığını yakalamak istiyor. Cesaret edip adını neden verememiş….sevgiyle kal…
Boş insan işleri bunlar yani sataşmak.. Normalde bilinçli biri zaten bu konulara takmaz, çok çalışanda hatanın neden yapıldığını anlar.Yazıyı da okudum, sen diyorsun ki bağ adam anlamış bağdat (bana kadın gibi geldi gerçi neyse), ahh başkalarının hatalarına takana kadar düzeltilecek ne çok şey var bu dünyada.. Bence enerjilerini biraz ihtiyacı olanlara harcasalar bizlerde derneklerde ya da gönüllü işlerde bu kadar yalnız kalmasak..!
sen kusursuz değil ama harikasın süpersin iyisin huzurlusun hem de o kadar huzurlusun huzur vericisin ki yüzüne bakmak bile, yazılarını okumak, hatta readerda “crebro” yu görmek bile huzur veriyor. yüzünden gözlerinin içinden kalbinin güzelliği aydınlığı belli oluyor. herşeyi bilmesen de çok şeyi biliyorsun bilmenin öğrenmenin önemini biliyorsun heycanını yaşıyorsun. kıymet değer biliyorsun daha ne olsun. Sana hakaret edildiğini okuyunca çok şaşırdım doğrusu. “insan daha ne kadar güzel bilgiyle, güzel zamanla doldurabilir beynini daha ne kadar “yaşar” çabalar.” yeni evinde sana daha çok mutluluk sağlık diliyorum. sen hep yaz, hep anlat, ağzından çıkan her bilgiyi açlıkla dinleyebilirim çok da şey biliyorsun bence.. daha çok ışık saç.
blogunuzu uzun zamandan takip ediyorum. ben bir blog yazarı değilim ama böle bir şey yapıcak olsam kesinlikle sizin blogunuzu örnek alırdım. hergün uyanır uyanmaz kahvaltıdan önce ilk işim yeni yazınız olup olmadığını kontrol etmek oluyor. o yüzden ben bu gibi seviyesizce,kibirle,ukalalık yapmak için yazılmış yorumları ya da hayatınızdaki insanların size sarfettiği sözleri umursamamanızı rica ederim. siz anlayabildiğim kadarıyla üretken ve yaşama sevinçle bakabilen,iyi bi insansınız,başarılısınız. ihtiyacınız yok böle gereksiz kişilerin eleştirilerine.. ayrıca yazınızın ilk paragrafı beni çok etkiledi. kendi içimden bi çıklık çıkmış ve bu sözler dökülmüş gibi hissettim. umarım ben de bi 5 sene sonra aynı seyleri söyleyebilirim. huzurunuzu hiçbir şeyin bozmamasını dilerim..
Canımm arkadaşların hepsi çok güzel şeyler yazmışlar bence de üzerinde konuşmaya ,yazmaya değmez bu tip insanların.Bugün bir çok ülkenin en populer gazetelerinde dergilerinde bile olabiliyor bu tip hatalar …Kaldıki sen, hem dediğin gibi Türkçeyi çok az kullanabiliyorsun günlük yaşamında hem de çok yoğun bir tenpon var.SEVGİLER..
Takıntılı ve kendisiyle derdi olan biriymiş bence… Yani ciddiye alınmaması gereken biri… Eğer seninle ve Arel’le ilgili şeyleri sevgiyle okuyabiliyorsam bu yazdıkların sayesinde. Miğde ya da mide olması hiç fark etmez. Benim gibi işinin bir parçası dergideki yazıları düzeltmek olan biri için bile…
Duygularını çok güzel dile getirmişsin. Yazının üstündeki “ŞİDDET”i de, çok güzel anlatmışsın. Kalemine sağlık…
Kıskançlık kötü bir haslet, senin yaşamına neler sığdırabildiğini görüp kendi yaşamında yapamadıklarına içerledikleri bu şekilde tezahür ediyor demek ki..
Her şeyden önce; ‘birşey’ değil, ‘bir şey’. Ayrı yazılır. Demek ki neymiş, kimse mükemmel değilmiş.
koskoca bir Crebro hazinesinin içinden iki tane taş bulduğunu zannedip taarruza geçen aa zihniyeti pes sana vallaha!!!!!!!
Canımın içi Meltem,bundan üç sene önce başka bir şey ararken buldum seni ve diğer tüm blogger ları.dikkatimi iki şey çekti,yoksa üzerine tık lamazdım bile:hayatına ait güzellikleri ve çalışmalarını paylaşma ifadeleri.daha o iki ifadeyi görür görmez bir saygı dalgası oluştu içimde,crebro nun varlığından haberdar olmadan.senin de hayatında pek çok sorun olduğunu biliyorum.insanız hepimiz.ama yaratmayı başardığın ve paylaşma cesaretini,lutfunu gösterdiğin şu pozitif dünya için müteşekkirim.yorum bıraksam da bırakmasam da tüm blogger lardan çok şey öğrendim.hepsine emeklerinden dolayı sonsuz saygılar.ve lütfen herkes bu kendine has blog gezegenine karşı daha hassas davransın.
seni ve paylaştıklarını çok seviyorum Meltem.
merhaba
ben sizi epey zamandır takip ediyorum.
sevgi dolu bir anne oluşunuzla tavladınız beni:)
hoş bir yaşamınız var, sanırım kıskanıyorlar…
yelda
Meltemcim,
Hic usenmemissin bunu yazmissin. O yorumu birakani da dikkate almissin. Hepimiz ne kadar dikakt etmeye calissak bile yazim hatasi yapiyoruz. Hatta dedidin gibi bir suru is icinde yaziliyor buraya sonra gerekirse duzeltiyoruz. Ama hicbirimiz de bu isi cok ciddi yapan gunluklerde yazim hatalarini gorup yorum birakmiyoruz. Cumle dusukluklerinden bahsetmiyorum bile. Bu arada frontal cortex yazin cok ilgimi cekti kitabi almayi planliyorum. Kitap dedim de yuzum tutmuyor bir iki gun icinde sana yollamam gerekenleri yollayayim :) Sevgiler…
Meltemcim,
Hic usenmemissin bunu yazmissin. O yorumu birakani da dikkate almissin. Hepimiz ne kadar dikakt etmeye calissak bile yazim hatasi yapiyoruz. Hatta dedigin gibi bir suru is icinde yaziliyor buraya sonra gerekirse duzeltiyoruz. Ama hicbirimiz de bu isi cok ciddi yapan gunluklerde yazim hatalarini gorup yorum birakmiyoruz. Cumle dusukluklerinden bahsetmiyorum bile. Bu arada frontal cortex yazin cok ilgimi cekti kitabi almayi planliyorum. Kitap dedim de yuzum tutmuyor bir iki gun icinde sana yollamam gerekenleri yollayayim :) Sevgiler…
ööööffff, hasta oluyorum böyle insanlara.
yahu bu yazıların içeriğinden sınava mı girecekler sanki? istemeyen, beğenmeyen okumasın olsun bitsin…
bak bu yazıyı yazmaya ayırdığın vakitte sen kimbilir ne güzel şeyler yazardın da ben de okurdum, belki sevimli bir arel fotoğrafı ya da eşsiz çizimlerinden birini paylaşırdın bizim de gözlerimiz şenlenirdi.
engel olanları kınıyorum :))
Meltemcim, haklısın,biliyor musun, şiddeti uygulayanlar çocukluklarında şiddet travması geçirenlermiş.Mutsuzluklarını ancak bu yolla dışa vurabiliyorlar, ama neden seni seçiyorlar anlamıyorum, çok güzelsin bence ondan, kıskanılma durumu…
Öptüüüüm
readerdan blogları takip ettiğim için fazla yorum yazmasam bile ben bloğunu ilgiyle okuyorum, o yüzden samimi yazıyorum, umarım kızmazsın. ukala bir yoruma verdiğin tepki bile o kadar asil ki seni tebrik ederim.. ben muhtemelen cevap olarak ‘”birşey” diye bir şey yok “bir şey” var’ yazardım :P amma çirkefmişim ben de ya :P bu arada ilk paragrafını okurken içim ezildi, benim de maruz kaldığım sözlü şiddetin haddi hesabı yoktu eskiden.. sevgiler..
Aslinda sen gereken cevabi cok nazik ve olgun bir bicimde vermissin Meltem’cim. O yuzden biz ne desek fazla ve gereksiz kacacak belki de. Ama insan bir haksizlik karsisinda sessiz kalmayi vicdanina izah edemiyor iste. Lutfen uzulme; hic olmazsa bundan sonra ve daha fazla uzulme.
Bunu da gecmisin tozlu arsivine kaldir ve uzerine kalin bir perde ort. Hayat bu; zamana zaman ruzgar o perdeyi havalandirip hatirlatacaktir gecmisi sana. Ama sen o zamanlarda, ve en cok da o zamanlarda, gozlerini bir an olsun kacirma karsinda duran saglam ve mutlu aile resminden. Sayet, seni seven ve onemseyenlerin listesine eklemeyi kabul edersen, bir imzali resim de ben gonderebilirim hemen :))
Meltemcim 3 sene önce nette gezinirken rastladım bloğuna ve halen çok keyifle takip ediyorum. Seni okudukça hayata bağlılığını, anneliğini, paylaşımlarını takdir ettim. Bazı insanlar böyle maalesef, incittikçe mutlu oluyorlar…ya da ifade etmek istediklerini ancak bu şekilde anlatabiliyorlar…Bu blog dünyası enteresan, bazen birbirimizin mutluluğuyla seviniyor, bazen üzücü, kırıcı durumlarda böyle kenetleniveriyoruz işte…Sen zaten seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun değil mi:)
Bosver sen, hatirliyorum ben hamileyken birisi cok fena bir yorum yazmisti bir yazima, tabi saat farkindan dolayi yorum orda bir yarim gun kalmis. Sabah gelen yorumlari gulumseyerek okurken, birden o yoruma denk gelince basimdan asagi kaynar sular dokulmustu. O yorum, beni blog yorumlarini onaylatmaya zorlamisti. Sonra bir ara adsizlara da kapattim. Cunku dinciler sarmisti bana, onayli oldugunu bilmeden yorum gonderiyorlar, o yorumlari hic ummadiklari halde yayinliyordum. Niye? herkesin dusuncesini duymayi sevdigim icin…ayni senin gibi iste. Yorum kismi demokratik olsun diye. Hala da oyledir. Bana, coluguma cocuguma kufur icermedigi surece igneleyici de olsa yayinliyorum.
Sen de onayli yap artik, boyle moralini bozmazsin…gerci emailinde mutlaka okuyorsun yorumu, yine de moralin bozuluyor, o da ayri konu. Ama ben kasarlandim artik tabi, seni bilmem.
Guzel yazilarini keyifle okuyorum, yasaminin tatli detaylarini bizlerle ictenliginle paylasiyorsun, burasi paylasim platformu, mukemmellik yarisi degil ki, hic kafana takma bunlari, kalbini ve ruhunu duruluguyla basbasa birak! Yeni yazilarini guzel fikirler ve ifadelerle beklerim, sevgiler…
Meltemcim seni keyifle okuyorum,yazılanların hepsi benim için çok kıymetli. bence çok güzel cevap vermişsin..
Senin duruşun ortada,güzellikler senden yana olsun…
Sevgiler..
merhaba ben blogunuz sessiz takipçilerinden biriyim.bu yazınızı okuyunca çok şaşırdım.bu kadar naiflikle yazılanlara neden birileri olumsuz bişeyler katmak ister anlamıyorum. bende sizin gibi yaşıyorum. çok seçiciyim hayatıma çirkinlikler katmak istemiyorum. ağzını hayra açamayanlarla işimiz olmasın, yok sayalım ki zaten yoklar.
Funda, genelde ben de umursamıyorum ama artık hemen her gün hakaret içeren bir yorum almaya başladım.
figen, iyi yapıyorsun yazarak. Okudum son yazdıklarını.
sirar, çok teşekkür ederim.
Gizem, üzüldüğüm için değil de artık böyle bir yazı yazmam gerekiyordu.
Kadriye, çok hoşuma gitti :))
Banu, ben de senin Ateş hakkında yazdıklarını daha Arel doğmadan okumaya başlamıştım. Yazdıklarının benim anneliğimi etkilediğini bilmeni isterim.
jerry, aslında onun yorumunu ön plana çıkartıp neler düşündüğümü ve yaşadığımı göstermek istedim. Çok geliyor böyle yorumlar ama bu sıralar artık göz ardı edemeyeceğim kadar sık oluyor.
beste, haklısın teşekkürler.
oznur, evet en kötü yanı da bu, isim bile yok.
asortik krep,sen bana böyle zamanlarda hep destek olursun zaten teşekkür ederim.
Prima Donna,ne güzel şeyler yazmışsın. Şaşırttın beni.
monica,umarım en kısa zamanda istediklerin olur.
nehircce, teşekkürler
nurdan gençtürk, en çok senin gözüne batıyordur yazım hataları. Senin için dert olmadığını öğrenmek ayrıca rahatlatıcı tabi.
Ebruli Günlerdeyim, teşekkür ederim.
Nihal, bloğunda çok güzel şeyler gördüm. Ama etsy adresini açamadım.
annevebebisi, konuyu uzatmayıp senin gibi cevaplamak gerekiyormuş :)
nihan,teşekkür ederim çok güzel şeyler yazmışsın. Kızardım.
yelda topaç, teşekkürler.
ycurl, canım sen hamilesin sonra da yollarsın yorma kendini. Ayrıca ben de kitabı almayı düşünüyorum ama bu ara okul için okumam gerekenler çok fazla.
arzum, haklısın yazmayacağım bir daha böyle tatsız şeyler.
çağ,çok teşekkürler. İnsan ancak kendi güzelse karşısındakini güzel bulabilirmiş.
Marjo, yok senin tavrın da başka bir yaklaşım. Ben de böyle yapabilirdim ama böyle yorumlar o kadar sık geliyor ki cevap vermeden siliyorum artık. Asıl konu sinilce neden sildin diye kızıyorlar bir de :)
Ayse Sule, gönder facebooktan isterim.
turkuaz kıyılar,çok teşekkür ederim. Beni mutlu ettiniz. Ben böyle bir destek beklemiyordum.
Açalya, Hamileyken kötü yorum alman çok acımasızca. Yorumlar benim mailimde ayrı bir klasörün içine gidiyor. Biri kötü bir mail attığında oradan IP sine bakıp bir daha yorum atmasını kısıtlıyorum ya da engelliyorum.
Nazli, teşekkürler…
pelin, canım ne kadar iyisin.
deniz, desteğiniz için teşekkür ederim
insanlar hata yapabilir!.. bu kadar mükemmelliyetçilik niye..sevdiğim bir söz var “dinime küfreden bari müslüman olsa” diye .42 yıllık hayat tecrübemde öğrendiğim birşey var ki insanlar kendi başarısızlıklarını,başkalarının başarılarını hazmedemediğinden bu tarz sözlü şiddet eğilimiyle motivasyonu yıkmaya çalışıyorlar.bir tür psikolojik saldırıdır.her doğruyu böyle pervazsızca söylemek “açık yüreklilik” değil “patavatsız”lıktır. yazarken hepimiz klavyenin azizliğine uğrayabiliyoruz. benim doğum günü mesajınıza not bıraktığım gibi.eleştiri doğru yapıldığında güzeldir.uslup’ tan ziyadesi ile belli amacın ne olduğu.yazılarınızı vakit buldukça okuyorum.oldukça yalın ve sürükleyici.sıkılmadan okunabilen cinsten. her ne kadar dikkate almayınız desem de bu tarz yaklaşımlar çok sinir bozucu..
mütevazilik,nezaket ve saygıdan yoksun bir millet olduk ne yazık ki. sözlerimi yine ünlü bir düşünürün çok sevdiğim bir sözü ile bitireceğim..
“insanları ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bela kazandırmaktır” işte o yorumu yapan kişi zihnen eğitildiği için ahlaki kurallara uyarak yorumunu yapması beklenemez sevgiyle, sağlıcakla kalın
meltem hanım,
blog yazan veya blog takip eden biri değilim. amatör desen çalışmalarım için internette yayınevi araştırması yaparken tanıştım blogunuzla. dolayısıyla çizimleriniz aracılığı ile bazı yazılarınızı okumuş bulunmaktayım.
yeteneğinizi takdir etmemek mümkün değil; başarılarınızın devamını diliyorum.
içinizdeki yaşam sevinci ve sıradan şeylere dokundurduğunuz sihirli değnek ise muhteşem.
kendi başarısızlıkları içinde ölümcül bir sancıyla kıvrananların sizi hiçbir zaman yıpratamamasını dilerim.
başarılarınız, mutluluğunuz ve çocuksu ışığınız daim olsun.
sevgilerimle.
Ben hic kimsenin sizi kiskandigini zannetmiyorum Meltem Hanim.
sen yazmaya devam etmelisn ..gerçkten..bnde fırsat buldukça derslerden işten direk senin bloğa giriyorum..sakinlik bi dinginlik veriyo bana bu sayfa ..başarılısın kimseye aldırmaman en güzeli..