Kendimi Durduramıyorum
Dilimi kediler yedi.
Arel’le birlikte olduğum beş-altı saatlik süre dışında nerdeyse hep susuyorum. İç sesim bile sustu, fazla konsantrasyon nedeniyle ne düşündüğümü bilmiyorum.
Yakınıyorum bazen çok fazla bu yoğunluk diye ama ben başka türlü yaşayamıyorum.
Bir de bu susma nöbetleri bir düşünce ayrımının kıyısına kadar eşlik ediyorlar.
Sürekli çalışıyorum. Bu aralar sevgilim de çok yoğun olduğu için beni durduran kimse yok. Sabah okula git, öğleden sonra Arel’le ilgilen, akşam o yatınca (yedi buçukta yatıyor) gece ikiye kadar çalış düzeninde bir hayat sürdürüyorum.
Geceleri rüyamda akrilik resimler yapmaya devam ediyorum. Derse gidip devam ediyorum. Sadece boyuyorum, çiziyorum.
Aklıma sürekli yeni fikirler geliyor. Bir kenara not alıyorum hepsini.
Kendimi durduramıyorum. Galiba durdursam yapacağım hiçbir şey, yapıyor olduklarımın yerini tutamayacak.
Yazın biraz rahatlayıp polimer kil ve keçelerle çalışmayı istiyorum. Bir ay sonra günde bir kaç saatimi hobilerime ayırabileceğimi düşünmek beni mutlu ediyor.
Yukarıdaki çizimi İkinci Adam Yayınları için yaptım. Yazarı Şule Karamüftüoğlu, kitabın adı “Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil”
Kategoriler: Çizim
Etiketler: dijital çizim














Meltemcim işlerinde kolaylık diliyorum öncelikle.Ama saat 7.30 ‘da uyuyan ve sabaha kadar uykuda olan bir çocuk harika bir şey olsa gerek :)) Gece uykusu ya da derin uyku nedir unuttum ben çünkü.
Hobi çalışmalarını görmek için ben de sabırsızlandım.
Çizim yine çok güzel olmuş,emeğine sağlık.
Kolay gelsin,insanın kendini aşması çok güzel olsa gerek her daim dop dolu bir yürek bence süper.ama kendine de dikkat etmelisin zayıf bir anında çok yorgun düşebilir bedenin.İyi beslenmeyi de unutma :))sevgiler
bazen en iyisi akışa bırakmak kendini galiba… Ama ipin ucunu kaçırmamaya da dikkat etmeli :)) Gönlünce yaşa…
Çizim için eline sağlık… Çok güzel yine…
uzun süredir sessizce blogunu izliyordum. ikinci adam yayınlarının linkini vererek bugün benim için harika bişey yaptın. sadece teşekkür etmek istedim. mutlu kal.
canım Meltemcim hayat bu yoğunluklarla güzel.ne mutlu sana,seni koşturtan sebeplerin var.şu an nefes aldırmasalar da az kaldı.benim durumum da farklı değil.çalışma hayatı yetmezmiş gibi kafamda tonla proje var.diğer kitabın alt yapısı oluştu biçimlendirilmesi gerekiyor.ama ben keçeyle uğraşıp ve papier mache’den minik heykeller yapıp akrilikle boyayıp verniklemek :) isteğiyle yanıp tutuşuyorum.turuncu balkabakları ve robotlar yapmak istiyorum.bir de bir düzinelik resim projesi var.yaklaşık üç yıldır “on my desk”tarzı bir blogum olsun diye düşünürüm hep ama blogla ilgilenmek çocukla ilgilenmek gibi… neyse şu ikinci kitap biçimlensin önce.beni paper clay hakkında bilgilendirmen mümkün mü acaba? araştırıyorum ama farklı tarifler var.küflenmeyecek pütürsüz bir şey olsun istiyorum. polimer kille çalıştığın için mutlaka bileceğini düşündüm.bu arada seninle karşılıklı kahve içebilme olasılığımız ne kadar acaba? çizim için ellerine sağlık.koşuşturmaca arasında sağlığına dikkat et lütfen.
pelin, yedi buçukta uyuyup sabah kadar uyanmamasının tek sebebi uyanıkken bir saniye yerinde durmuyor olması. Öyle çok yoruluyor ki yatağa yatırınca artık bir damla enerjisi kalmamış oluyor.Senin gece uyuyamamana üzüldüm. Bir tanesi bile çok zor sen de iki tane var kolaylıklar diliyorum.
nehircce,teşekkürler…
nurdan gençtürk, Akışına bırakmaktan başka çağre yok gibi.
melike, çok sevindim.
nihan, kitaplarını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. ben hiç paper clay yapmadım ama papier mache konusunda tek söyleyebileceğim duvar kağıdı yapıştıcısı en iyisi.