Kokular
Suyun üzerinde geçirdiğim bu yaz mevsiminin bana en güzel hediyesi kokular. Biraz açık hava biraz da su üstünde yaşamanın etkisi sanırım bütün yiyecekler, deniz, rüzgar her şey güzel kokuyor.
Bir de okyanusa yakın olmanın etkisiyle okyanustan gelen rüzgar hiç klima aratmayacak kadar serin esiyor. Hava ne kadar sıcak olursa olsun nem yok ve güneş yakıcı değil.
Günlerin hafızasına deniz, çiçek, okyanus, güneş kremi ve yemek kokusu ekleniyor. Bu yıl hindistancevizi kokusu moda birçok marka vücut kremi duş jeli olarak bu kokuyu seçmiş.
Hindistancevizi kokusu beni çocukluğumdaki günlerin hafızasına taşıdı o zamanlar güneş kremi olarak kullanılırdı kokusu ne ağır gelirdi hiç sevmezdim ama özlemişim. Diyorum ya moda, ev kokusu olarak buldum hindistancevizini arada bir teknenin içine sıkıp kendimi çocuk gibi hissediyorum.
Hafta sonu komşularla yaptığımız 4 Temmuz kutlamaları sırasında Gluten intoleransını umursamayarak yediğim beyaz ekmek ve gözlemeler nedeniyle vücuduma çok zarar verdim. Kendimi toparlamam dört gün sürdü hala çok iyi hissetmiyorum. Bu nedenle perşembe günü yeni bir beslenme modeli uygulamaya başladım bolca sebze ve meyve nisaştalı karbonhidrat için patates, muz ve haftada bir iki kere kahverengi pirinç az yağ az protein. En azından yazın sonuna kadar. Bir daha gluten içeren bir şey yersem ne olayım. Glutensiz tatlıların ve kahvenin de yanına yanaşmayacağım, biraz toparlanmaya ihtiyacım var. Hazır yaz mevsimi, iyi değerlendirmek lazım canım çok tatlı isterse meyve tatlısı yaparım.
Kendime fotoğraftaki gibi yemekler hazırlıyorum zeytinyağında çevirdiğim domates ve biberin üzerine karabiberle kekik çok yakışıyor. Taze soğan ve nane de bütün bu tatlaları güzel destekliyor.
Bu yazın sonuna kadar detox yapıp kendimi glutensiz beslenmeye alıştıracağım.
Kategoriler: Yiyecek













