Monterey Akvaryumu
Bu hafta sonunun gezisi Monterey Akvaryumuydu. Aslında uzun zamandır geciktiriyorduk gidişimizi. Çünkü Arel’e ana konusu hayvanlarla ilgili bir gezi yaptırmak bize çok zor anlar yaşatabiliyor.
Hayvanları çok sevdiği için heyecanlanıp bir süper kahraman gücünü, on süper kahraman gücüne katlayıveriyor.
Hiç durmadı koştu balıklara baktı onlarla konuştu. Benim Türkçe söylediklerimi İngilizceye tercüme etti. Bu aralar en sık yaptığı şey tercüme.
Ben “aaa balıklara bak” dersem arkasından hemen çeviri geliyordu, “aaa look at the fish” gibi. Hala zor Türkçe konuşturuyorum ama cümle çevirecek kadar iyi Türkçe biliyor en azından.
Bunun dışında bu aralar en çok başkaları için kaygılanırken görüyorum onu. Bir çocuğu ağlarken görürse teselli etmeye çalışıyor. Çevresindeki insanlarla ve çocuklarla çok ilgili. Ve sürekli konuşuyor. Onu konuşturmak için bu kadar çaba sarfetmiş bir anne olarak bu kadar konuşacağını hayal edemezdim. Hiç susmuyor sanki :) Şikayet etmiyorum ama konuşmayan ve istediklerini söylemeyen bir çocukla yaşamak hem onun hem de bizim için zordu.
Bana her gün yemek olarak sebzeli tavuklu kahverengi pilav siparişi veriyor. Her gün yapsam her gün yiyecek. Sabah kahvaltılarını evde yapıyor, okulda atıştıracaklarını ve öğlen yemeğini yanında yolluyorum, ısıtıp veriyorlar. Akşam yemeklerini evde yiyor. Böylece ne yedi ne içti takip edebiliyorum. Ay başından itibaren yeni bir okula başladı. Yeni okulu çok güzel bir yer, alışmakta zorlanır mı diye kaygılanmıştık ama hiç bir zorluk yaşamadı. Bu okulu bulduğumuzda böyle bir yerin var olduğuna inanamadım. Ona okuduğum bazı kitapları ezberledi özellikle kafiyeli olanları baştan sona ezbere biliyor. Bunu ilk duyduğumuzda ne heyecanlanmıştık.
Eskiden hareketliydi üç yaşına gelmeden durulur diyorlardı. Şimdi daha çok harekketli. Yan yana durup fotoğraf çektirmek imkansız. Yukarıdaki fotoğrafda güya balıklar hızla yüzüyorlar peki kim daha hızlı görünüyor :)









Sevgili Meltem, fotoğraflar çok güzel. Çocukların bu bitmek tükenmek bilmeyen enerjilerine, insanlarla kaynaşmalarına ve hiç susmamalarına ben de şaşkınlıkla ve hayranlıkla bakıyorum. Çocuk olmak böyle bir şey sanırım, anne olmak da bol bol kaygı duyup, sonradan hayranlık duymak:))Sevgilerle…
Evde ve etrafında değişik dil konuşulan çocuklar daha geç konuşuyor ama sonra da susturmak imkansız oluyor :)) Her dilde bıcır bıcır :))
Maasallah Meltem. Dili yavas yavas aciliyor. Bu arada durulma islerine pek bel baglama. Bizde var ayni modelin 2 sene buyugu. Kosturuyorum devamli. Yemek oncesi bir posta, yemek sonrasi bir posta. :D
sevda, çok enerjileri var çok.
Asortik Krep, tam bıcır bıcır :)
Pratik Anne, yok durmayacak ben de farkettim. Kandırdılar beni :)
Son poza bittim :))
genede i siniz .benim yeğenim tam konuşamıyor fakat konuşamadığı gibi de ağzı hiç durmuyor.yapma dediğimizde tam tersini yapıyor.saçlarımızı açmak ne mümkün asıldı mı tamam bırakabilene aşkolsun.Birde üç yaşında bir kız çocuğu onu çok seviyorum.Ne markete ,giysi mağzalarına ne bileyim veya başka bir yerlere düğünlere asla ve asla onunla bir yere gidemiyoruz.aşırı yaramazlık yapıyor.Acaba bende mi böyleydim demekten kendimi alamıyorum doğrusu:)sevgilerimle…..
Fotoğraflar çok güzel, keşke ondaki enerjinin yarısı bende olsaydı şu anda :) İnanır mısın bilmiyorum ama Arel bence bir kristal çocuk :) Çok şanslısın :)
Reyhan, yo aslında Arel yaramaz değil de hareketli biraz.
Marjo, evet ben de kendimi ailem konusunda şanslı buluyorum. Teşekkürler.