Florida

7 Mart 2008

florida.jpg

Florida’da ağaçların altına uzanıp istediğim herşeyi düşleyebilirim. Ağaçlar kulaklarıma masallar fısıldarken ben onların büyülü görüntülerini seyredip hayatın gerçekliğini sorgularım.

Amerika’ya ilk geldiğimizde bir yıl Florida’da yaşadık. Küçük bir üniversite şehrinde yaşayıp gezip tozup güzel havaların tadını çıkartıyorduk. Üniversitenin içinde sebze bahçesi kiralamıştım. Kendi organik sebzelerimi yetiştiriyordum. Gittiğim her yere ya yürüyerek ya da bisikletle gidiyordum. Çok şirin bir sitede oturuyorduk, güzel bir yüzme havuzu vardı. Ayrıca yüzmeye okyanusa gidiyorduk (Beyaz kumsallara). Bu kendimi TAM hissettiren hayatı çok seviyordum.

Sonra Michigan’a taşınınca hayat tamamen değişti tabi. Hava soğuk olduğu için şehirdeki aktiviteler önem kazandı. Sonbaharda başlayıp yaza kadar süren ve hızına yetişmekte zorlandığım sosyal hayat ve canlılık soğukların üzerimde bıraktığı kötü etkiyi unutturdu.

Şubat’ın sonunda Florida’ya gitmek gibi bir fırsat çıkınca hiç sorgulamadık, direk üzerine atladık. İlk gün Orlanda’ya Universal Studios’a gittik. Üzerimde şort ve askılıyla güneşin yakıcılığını farketmeden sevgilim, bebeğimiz ve beş arkadaşımızla birlikte çok güzel bir gün geçirdik.

Günün sonunda güzel havanın da etkisiyle sevgilime, bana bir kez daha anlat neden Micigan’da yaşıyoruz dedim.

Daha sonraki günler Gainesville’deydik. Babası bütün günü toplantılarda geçirdiği için ben Arel’le dolaşıp güzel günlerin tadını çıkardım. Bu kadar zaman anne kuzusu yapamadığım bebeğim o hafta hergün sabahtan akşama kadar benimle olduğu için sonunda biraz olsun anne kuzusu oldu (Tatil dönüşünde yine normale döndü tabi).

Geziden aklımda; Orlando’da geçirdiğimiz güzel gün, bir kaç arkadaşımızla görüşmüş olmanın mutluluğu, eski günler, Dragon Fly’da yediğimiz harika sushiler, nemli güneşli hava, bebekle uçak yolculuğu yapmamak için edilen yeminler kaldı :)

Gezerken aklımda, aslında sosyal aktivitelerin de hava kadar önemli olduğu, bir daha Florida’da yaşarsak sıkılabileceğim, Florida nüfusunun neredeyse yarısının lise mezunu olmadığı, ileri derecede hıristiyan ve cumhuriyetçi olmaları vardı.

Eve döndüğümüzde lapa lapa kar yağıyordu. Evden içeri adım atınca evim evim senden güzeli yok dedim. Çayımı alıp pencerenin karşısında manzaranın tadını çıkarırken bahardan çaldığım bir haftanın heyecanı beni mutlu ediyordu.

Yeni Yılın İlk Günleri

6 Ocak 2008

kar1.JPG

Yılın ilk günleri manzara böyleydi, dışarıda dolaşıp fotoğraf çektik. Sonra hava sıcaklığı -17 dereceye düşünce manzarayı boşverip hızlı adımlarla arabayı park ettiğimiz yerlere koşuşturur olduk.

Sergiye çıkacak resimlerimin isimlerini ve fiyatlarını galeriye verdim. Anlaşma imzaladık. Şimdi sergi hazırlıklarına başlayacağım. Ama bütün bu geçen zamanda bir şey öğrendiysem o da yeni doğum yapan ve bebeğine kendi bakan bir anne kendine bu kadar çok yüklenmemeli. Zamansızlık beni tüketti. Bu arada bir çok yeni sergi fırsatını da geri çevirerek kendime kendimden nefret etmediğimi de kanıtlamış oldum :)

Şimdi başka bir iş için yeniden portfolio hazırlamam gerekiyor. İçinde; karalama defterimin, resimlerimin, üç boyutlu çalışmalarımın, kamera ve fotoğraf çekimlerimin olduğu bir portfolio. Ocak ayının 26sına kadar.

Hadi bakalım!

Bakalım bebeğime, okuluma ve işlerime nasıl yetişeceğim. Kesin benim kendimle derdim var!

Bu hafta okul beni çok uğraştırdı. Sabahın anlamsız saatlerinde toplantılara katıldım. Daha dersler başlamadığı halde sevgilimle programlarımız çakıştı.

Arel evde durmayı sevmediği için hergün biraz dışarı çıkartıyorduk. Kütüphanelere kitapçılara ve kafelere gidiyorduk. Bizim ders saatlerimizin de belli olmasıyla birlikte ona kendi yaşına uygun programlar hazırlamaya karar verdim.

Kütüphanelerin ve kitapçıların 6-12 aylık bebekler için olan hikaye ve eğlence günlerinin saatleriyle listesini çıkardım. Güzel bir bebek klübünün etkinlik katoloğunu inceledim. Etkinliklerden bir kaçına kayıt olmayı düşünüyorum. Tabi bu etkinliklere ben de katılacağım. Birlikte müzik aletlerini keşfedip değişik oyunlar oynayalım istiyorum. Yüzme dersleri de vardı ama hava çok soğuk olduğu için onu yaza bırakmaya karar verdim.

Minik dişlimin ikinci dişi de çıktı. Doktorunun tavsiyesiyle ona diş fırçası ve macunu aldık. Hiç aklıma gelmezdi dişlerin çıkar çıkmaz fırçalanması gerektiği.

Anne olmaya aday ve yeni anne olmuş arkadaşlarımı arayıp aman Siyah sütü okuyun The nanny diaries okuyun ya da seyredin dedim. Günlüğüme yazmadan da geçmek istemedim.

Siyah Süt , Elif Şafak

The nanny diaries -Emma Mclaughlin, Nicola Kraus

Arel Yedi Aylık

24 Aralık 2007

oyun.jpg

Ahh sevgili Crebro seni aldattım.

Önce gidip yazılabilir ve çizilebilir bir defter aldım. Sonra sevgilim ve bebeğimle Türkiye’ye gittim.

Evin küçüğüyle çıkılan bu yolculuk bize zor geldi. Saat farkları nedeniyle Arel’in bütün düzeni bozuldu. Uyku saatleri ve yeme düzeni bozulan bir bebek ne yaparsa bebeğimiz de bize onları yaptı.

Kimseyi kimseden ayırmayan ve bütün insanları eşit seven Arel, Türkiye’de kucaktan kucağa dolaşıp sevilmenin zevkine vardı. Biz özlediğimiz bütün yemekleri öğün sırasıyla yerken, O da zeytinyağlılardan kuzu şişlere kadar geniş yelpazeli bir yemek listesi tatmış oldu.

Türkiye’de günler inanılmaz bir hızla geçti. Bu arada aynı şehirde olmamıza rağmen bazı arkadaşlarımızı göremedik bile. Küçük bir bebekle zamanı kontrol etmek çok zor. Üç hafta boyunca bıraktım interneti bilgisayarın başına bile oturamadım.

İyi ki yazıp çizebileceğim bir defter almışım. Bir aydır yazamadıklarımı, susup kendime sakladıklarımı defterime yazdım ve çizdim. Biriktirdiklerim, rafa kaldırdıklarım dışarı çıktılar.

Dönüş yolculuğu daha da zordu. Arel hiç uyumadı ve çoook huysuzlandı. Amerika’ya dönünce tekrar bozulan uyku ve yeme düzenini toparlamak bir haftamızı aldı. Doğrusu ben bir daha böyle bir yolculuğu göze alamayacağıma karar vedim. İki küçük kızıyla yılda bir kaç defa Türkiye’ye giden arkadaşımdan cesaret alıp yaptığım bu yolculuğun sonrasında öğrendiğim en önemli şey her çocuğun farklı yapıda olduğuydu.

Belki de annelerin yapıları da bu durumu etkiliyor olabilir :) Hiç bir konuda çıt kırıldım olmayan ben bir daha böyle bir yolculuk yaptığımı düşünmeye bile cesaret edemiyorum.

Bu ay yine Arel’in hayatında sayamayacağım kadar çok şey değişti. Neşeli ve oyuncu kişiliği, bu ay ortaya çıkan en belirgin özeliği oldu. Kendi kendine ve insanlarla oyun oynamaktan çok hoşlanıyor. Ona öğrettiğimiz oyunları tek başına ya da başka insanlarla oynadığını görmek çok heyecan verici.

Bugün alışveriş yaparken arabasında oturmuş kendisi gibi küçük battaniyesiyle küçük yüzünü örtüyor sonra hızla açıp kıkırdıyordu. Karşısına geçip bir süre onunla peekaboo oynadım.

Sonra sıkı sıkı sarıldım öptüm onu. Hayat boyu onu öpebileceğim hiçbir fırsatı hiçbir aptal nedenle ertelememeyi ya da çöpe atmamayı diledim içimden.

Arel Uyur Meltem Çalışır

18 Kasım 2007

uyku.jpg

Ne haftaydı.

Hafta bitmiş sonu gelmiş ben farketmemişim.

Dünya üzerindeki işlerini evden yürütmek zorunda kalan bütün anneler gibi. Gün içinde Arel ve ev işleriyle ilgilenip geceleri bilgisayarın başında iş kadınına dönüşen ben, günlük üç beş saatlik uykularla zıplamışım hayatın sırtına dıgıdık dıgıdık gidiyorum.

Kaldırabileceğimden fazla sorumluluk aldığım için bu zaman darlığı, bu hiçbir şeye yetişememe durumları ama biliyorum ki geçen yıl da böyleydim bebeğimiz doğmadan önce. O zaman da başka koşuşturmalarım vardı.

Anladım ki ben ancak böyle yaşayabiliyorum.

Kendimle derdim varmış gibi.

Geçen hafta ne yemekler yaptım, evi kaç defa topladım temizledim, kaç çizim yaptım, kaç defa kütüphaneye gittim hatırlayamayacağım. Her gün tekrar tekrar yapılanlar hatırlanmıyor.

Hatırladığım uykusuzluk ve yorgunluk.

Bebeğimize birlikte baktığımız, işlerimizi evden yürüttüğümüz ve yardım almadan bütün işlerimizi kendimiz yaptığımız için yoruluyoruz. Ama bunlar seçtiklerimizi yaşamanın verdiği mutluluğa değer.

Bunlardan sevgilime bahsettim. Cuma günü beni romantik bir akşam yemeğine çıkardı. Cumartesi bütün gün Arel’le o ilgilendi. Baba oğul dışarı çıkıp gezdiler.

Yorgun anne ayaklarını uzatıp film seyretti, sevdiklerini yapıp sevmediklerine dokunmadı. Şimdi oturmuş ilgi bekleyen günlüğüne yazı yazıyor.

Yarın yorgun baba günü. Ben Arel’i oyuncakçıya, kütüphaneye ve alışveriş merkezine götüreceğim. Yorgun baba canı ne istiyorsa onu yapacak.

Aşk Flört Evlilik

9 Kasım 2007

ask.jpg

Geçen gün bir yemek davetindeydik. Eğer davetler bizim yaşımızdaki insanlar arasındaysa gürültülü ve eğlenceli olur. Ama profesörler ve eşlerinin verdiği bir davetse steril sosyalliğimizi yaşar dilimiz şişene kadar konuşmayız :)

Yani en azından ben anne oluncaya kadar öyleydi. Şimdi birden bire değişti herşey. Ne zaman bir davete gitsem profesörlerden birinin eşi ya da bayan bir profesör Arel’i sevmek için yanıma geliyor. Sonra kendimi onun özel hayatını dinlerken buluyorum. Bu ilk başıma geldiğinde çok şaşırdım. O kadar içten ve itiraf dolu bir konuşmaydı ki bunun o güne ve o kişiye özel olduğunu düşündüm. Ama değilmiş.

Daha sonraki davetlerde de bu durum tekrarlanınca anladım artık beni bir kadın ve bir anne olarak görüyorlar. Bazen bu itiraflara nasihatler eşlik ediyor.

İşte özetle bir tanesi;

İlk eşiyle ilişkileri yürümeyince boşanmışlar. Bir tane çocukları varmış boşandıklarında. Bana “Sadece doğru kişi değildi en iyisi ayrılmaktı” dedi. Çok kırılgan bir şekilde söyledi bunu. Suçluluk gördüm gözlerinde. Hemen arkasından çocuğunun bu boşanmadan kötü etkilendiğinden bahsedince suçluluğunun sebebini anladım.

Şimdi evli olduğu eşinin de başından bir boşanma geçtiğini ve onun da önceki evliliğinden bir çocuğu olduğunu söyledi. Eşinin evliliğinin de onun doktora yaptığı sırada yıpranıp bittiğinden bahsetti.

Neyse evlenip iki çocukta kendileri yapınca olmuş dört çocuklu büyük ve sıcak bir aile. Çocuklar birbirleriyle iyi anlaşmışlar ve mutlu mesut yaşayıp gitmişler. Hepsi şu anda en iyi ünivesitelerde okuyormuş.

“Artık eşimle başbaşa kaldık ve asıl şimdi birbirimize daha çok ihtiyacımız var. İnsan gençlikte bir çok arkadaş buluyor da olgunluk yaşlarında onu anlayacak ve destek olacak birine ihtiyaç duyuyor.” dedi.

Mutlaka birbirimiz için zaman yaratmamız gerektiğini bunu nasıl yapabileceğimizi anlattı.

Sonra üstü kapalı bir şekilde benim eşiminde doktora yaptığını ve doktorayla evliliğin çok kolay olmadığını, bir iki sonu kötü biten hikayeyle örneklendirdi.

Bu arada ben sohbet ettiğim kişinin benim yaşadıklarımı anlayacak yaşamışlık düzeyinde olmasından dolayı mutlu mutlu onu dinliyordum.

***

Sevgilimle yıllardır resmi olarak evli olduğumuz halde hala evde, telefonda facebookta ve her durumda flört etmemiz boşa değil.

Karşılaştık mı heyecanlanıp flört ediyoruz.

Zor bizim işimiz zor, ancak yaşayan bilir.