Güneşli Ve Güzel Hafta Sonu
7 Eylül 2009Güneşli ve güzel bir hafta sonu geçirdik.
Bir arkadaşımızın yeni doğan bebeğinin dünyaya gelişini kutladık.
Tatilden dönen arkadaşlarımızla pikniğe gittik.
Bu hafta sonu çok mutluyduk.
Güneşli ve güzel bir hafta sonu geçirdik.
Bir arkadaşımızın yeni doğan bebeğinin dünyaya gelişini kutladık.
Tatilden dönen arkadaşlarımızla pikniğe gittik.
Bu hafta sonu çok mutluyduk.
Sürekli yağmur yağıyor. Arada bir öğleden sonraları güneş aramıza katılma lütfunda bulunsa da yağmurlu geçen günler hesabı tutulamayacak kadar çok.
Genelde olduğu gibi Arel’e babasının baktığı sabahlardan biriydi. Sabah erken kalktım, kahvaltımı yaptım. Onlar oyun grubuna gitmeden ikisini de biraz şımarttım.
Mutfaga girip hazırlama süresi onbeş dakika, pişirme süresi yirmi dakika tutan iki yemek hazırladım. Yemekler pişerken biraz moda dergisi karıştırdım.
Yeni bir kitap kapağı çizmeye başlayacağım için önce kitabı okudum. Kitap çok sürükleyiciydi iki saat içinde bitti. Sevgililerim dönmeden çizim yapmaya başladım. Onlar döndü Arel’i öğlen uykusuna yatırdık. Sevgilim okula gitti.
Banyo yaptım saçlarımı fönledim.
Kendime çay yapıp çizim yapmaya devam ettim.
Oğlum uyandı birlikte oyun oynadık, yemek yedi, kitap okuduk, resim yaptık…
Yağmur nedeniyle hava o kadar nemliydi ki dışarıda su damlacıkları oluşturdukları yoğunluğun içinde yerçekimini umursamıyorlardı.
Benim dalgalı saçlarımsa nemden kabarıp duruyorlardı. Akşam sevgilimle dışarı çıkacağımız için böyle görünmek istemiyordum tabi.
Saat yediye yaklaşırken saçlarımın görüntüsüne daha fazla katlanamayacağımı farkettim. Saçlarımı dalgalarının yönünde kıvırıp tokaladım. Tam işim bitmişti Şehir Kızı geldi. Uzun zamandır saçlarımı toplamadığım için herhalde çok beğendi. Beş dakika geçmedi sevgilim geldi, o da saçımın bana çok yakıştığını söyledi.
Saat yedi buçuğa kadar Arel’e akşam yemeğini yedirdik. Sonra dişlerini fırçaladık. Yatağına yatınca şarkılar söyleyip birlikte uyuduğu hayvancıkların hepsini hepimiz tek tek öpüp iyi geceler diledik. Arel’i de öpüp iyi geceler dileyip her akşamki olağan uykuya hazırlık seremonimizi tamamlamış olduk.
Bebeğimizi şehir kızına bırakıp dışarı çıkmadan ısrarlara dayanamadım kendi fotoğrafımı çektim, ilk fotoğraf bana ait. Sonra baktılar beğenmediler benim çektiğimi, aşağıdaki fotoğrafı da sevgilim çekti.
İşte yağmurlu bir gün akşama kadar bunlar oldu. Gece yağmurlu günden daha güzeldi.
Biten hafta için yaptığım programların hep gerisinde kaldım. Hiç hesapta olmayanlar da birden bire programa dahil oluverdi.
Ahududu toplamak gibi :)
Arel’le sürekli yapacak değişik aktiviteler bulmaya çalışan ben, çarşamba akşam saat altı gibi sevgilimi ve arkadaşlarımı da alarak Ahududu toplamaya gittim.
Yine çok güzel zaman geçirdik. Yaban mersininden yaptığım reçel çok güzel olmuştu. Şimdi bir de ahududulu denemek gerekiyor.

Bugün çok büyük bir heyecan yaşadım. Arel bana anne dedi! Hem de üç defa!
İlk önce boynuma sarılıp dedi, ben her zaman çıkardığı seslerin arasından anne dediğini duyar gibi oldum ama pek heveslenmedim. Babasıda aa anne dedi duydun mu dedi, sonra Arel tekrar boynuma sarılıp anne deyince çok heyecanlandım. Hiç beklemiyordum sürpriz oldu. Akşam üzeri parkta babasıyla oynarken yorulup acıkınca anne deyip eve doğru yürümeye başlamış :)
————————————
Geçen gün oturduğumuz siteden arkadaşlarımızla bebeklerimizi alıp çilek toplamaya gittik. Giderken Arel’in çilek toplamak için küçük olduğunu düşünüyordum. Neyse en azından çileğin nerede yetiştiğini görmüş olur diye düşünüyorduk.
Yanılmışız!

Bizim çilek zararlısı bebeğimiz çileği dalında görür görmez tanıdı. Hemen tarlaya girip birer ikişer kopartıp yemeye başladı.
Biz o sırada dur yıkayalım diye çırpınıyorduk ama nafile.Yetiştirdikleri yerde toprağın üzerini küçük tahta parçalarıyla kapattıkları için çilekler çamurlu olmasa da kumluydu.
Baktım herkesin çocuğu böyle yiyor, bir biz kaygılanıyoruz aman dedim tadını çıkar çileklerin.
Abartmıyorum en az ama en az yarım kilo yemiştir. Yedi yedi yedi.
O yedikçe ben ooofff bütün sindirim sistemi bozulacak diye sıkıldım ama karışmadım.
Arel’in sindirim sistemi bozulmadı ve çok mutlu bir gün geçirdi. Fotoğraf çekilirken bile durmadı. Dalından yeni koparılmış çilekler de çok güzel kokuyorlardı.


Arel uyudu uyandı yedi oynadı güldü oturdu derken altı ay geçti. Hayatımızda yeri doldurulmaz, geri gelmez bir zaman dilimi daha geride kaldı.
Bu altı ay bize en çok aile olmayı öğretti. Üç kişinin mutluluğunu hedeflemeyi. En doğru olanın hepimiz için en uygun olan olduğunu anladık. Sevginin hiç bilmediğimiz bir boyutunu keşfettik.
Bir bebeğe verebileceğiniz en önemli şeylerin sevgi ve ilgi olduğunu anladık. Birlikte geçirdiğimiz zamanın bilinçli olarak tadını çıkardık.
Bebeğimiz sayesinde yeni arkadaşlarımız oldu; bloglardan, oturduğumuz siteden. Eski arkadaşlarımızın bebekleri oldu, onlarla yeni konularımız oldu mama nasıl yapılır, bebek nasıl bakılır gibi :)
Eğer hayatta Arel için üç dilek hakkım olsaydı; hayatı boyunca, sağlıklı, mutlu ve şanslı olmasını dilerdim. Gerisi boş. İyi eğitim alması, başarılı olması ve bunun gibi teknik konularla biz ilgileniriz :)
Veee yaşasın! bir kaç güne kadar Türkiye’ye gidiyoruz. Arel’in Türkiye’yi ve akrabalarını tanıyarak büyümesini çok istiyorum.