12 Eylül 2008

Biten hafta için yaptığım programların hep gerisinde kaldım. Hiç hesapta olmayanlar da birden bire programa dahil oluverdi.
Ahududu toplamak gibi :)
Arel’le sürekli yapacak değişik aktiviteler bulmaya çalışan ben, çarşamba akşam saat altı gibi sevgilimi ve arkadaşlarımı da alarak Ahududu toplamaya gittim.
Yine çok güzel zaman geçirdik. Yaban mersininden yaptığım reçel çok güzel olmuştu. Şimdi bir de ahududulu denemek gerekiyor.

31 Ağustos 2008
Bugün var yarın yok arasındaki zamanı yaşıyorum.
Bugün var yarın yok.
Küçük bir kızken annemin şapkalarını denerdim. Büyüdüm, mağazalarda yine aynılarını deniyorum.
İnsanlar ömrü zamanla ölçüyorlar.
Ömrün yaşanmışlıkla ölçülmesi gerek.
Bugün var ve yarın yok arasındaki yaşanmışlık benim için sonsuz mutluluk.
Hayat akıp giderken bana hep cömert davrandı.
Tuhaf talihsizlikler yanlarında hep çok büyük şanslar getirdi.
Yarın yok sınırına ne zaman gelirim bilinmez ama yaşanmışlıkla ölçülmesi gereken bir ömüre çok fazla sevgi ve mutluluk sığdırabildiğim için şanslıyım.
29 Haziran 2008

Bugün çok büyük bir heyecan yaşadım. Arel bana anne dedi! Hem de üç defa!
İlk önce boynuma sarılıp dedi, ben her zaman çıkardığı seslerin arasından anne dediğini duyar gibi oldum ama pek heveslenmedim. Babasıda aa anne dedi duydun mu dedi, sonra Arel tekrar boynuma sarılıp anne deyince çok heyecanlandım. Hiç beklemiyordum sürpriz oldu. Akşam üzeri parkta babasıyla oynarken yorulup acıkınca anne deyip eve doğru yürümeye başlamış :)
————————————
Geçen gün oturduğumuz siteden arkadaşlarımızla bebeklerimizi alıp çilek toplamaya gittik. Giderken Arel’in çilek toplamak için küçük olduğunu düşünüyordum. Neyse en azından çileğin nerede yetiştiğini görmüş olur diye düşünüyorduk.
Yanılmışız!

Bizim çilek zararlısı bebeğimiz çileği dalında görür görmez tanıdı. Hemen tarlaya girip birer ikişer kopartıp yemeye başladı.
Biz o sırada dur yıkayalım diye çırpınıyorduk ama nafile.Yetiştirdikleri yerde toprağın üzerini küçük tahta parçalarıyla kapattıkları için çilekler çamurlu olmasa da kumluydu.
Baktım herkesin çocuğu böyle yiyor, bir biz kaygılanıyoruz aman dedim tadını çıkar çileklerin.
Abartmıyorum en az ama en az yarım kilo yemiştir. Yedi yedi yedi.
O yedikçe ben ooofff bütün sindirim sistemi bozulacak diye sıkıldım ama karışmadım.
Arel’in sindirim sistemi bozulmadı ve çok mutlu bir gün geçirdi. Fotoğraf çekilirken bile durmadı. Dalından yeni koparılmış çilekler de çok güzel kokuyorlardı.

24 Kasım 2007

Arel uyudu uyandı yedi oynadı güldü oturdu derken altı ay geçti. Hayatımızda yeri doldurulmaz, geri gelmez bir zaman dilimi daha geride kaldı.
Bu altı ay bize en çok aile olmayı öğretti. Üç kişinin mutluluğunu hedeflemeyi. En doğru olanın hepimiz için en uygun olan olduğunu anladık. Sevginin hiç bilmediğimiz bir boyutunu keşfettik.
Bir bebeğe verebileceğiniz en önemli şeylerin sevgi ve ilgi olduğunu anladık. Birlikte geçirdiğimiz zamanın bilinçli olarak tadını çıkardık.
Bebeğimiz sayesinde yeni arkadaşlarımız oldu; bloglardan, oturduğumuz siteden. Eski arkadaşlarımızın bebekleri oldu, onlarla yeni konularımız oldu mama nasıl yapılır, bebek nasıl bakılır gibi :)
Eğer hayatta Arel için üç dilek hakkım olsaydı; hayatı boyunca, sağlıklı, mutlu ve şanslı olmasını dilerdim. Gerisi boş. İyi eğitim alması, başarılı olması ve bunun gibi teknik konularla biz ilgileniriz :)
Veee yaşasın! bir kaç güne kadar Türkiye’ye gidiyoruz. Arel’in Türkiye’yi ve akrabalarını tanıyarak büyümesini çok istiyorum.