No One’s Got It All

29 Ocak 2010

hero

No one’s got it all

Power to the people
We don’t want it
We want pleasure
And the T.V.s try to rape us
And I guess that they’re succeeding
And we’re going to these meetings
But we’re not doin’ any meetin’
And we’re trying to be faithful but we’re cheatin’, cheatin’, cheatin’

I’m the hero of the story
Don’t need to be saved

It’s al-right, it’s al-right, it’s al-right, it’s al-right
It’s al-right, it’s al-right, it’s al-right
It’s al-right, it’s al-right, it’s al-right
It’s al-right, it’s al-right, it’s al-right

Hero – Regina Spektor

Hero

İstanbul

19 Ocak 2010

istanbul

Yeni bir kitap kapağı İstanbulca. Çok severek yaptığım çalışmalardan biri.

Çizimlerin bir kısmını Pen & ink yaptım. Yazısını kendim yazdım.

Yakında İkinci Adam Yayınlarından çıkacak, yazarı Sinem Örs.

Özgür Deliler

15 Ocak 2010

kahverengi

Pen- ink & digital

Bu günlerde gitmekten en çok hoşlandığım yer okulun kütüphanesi. Öyle çok büyük değil ama kitapların hemen hepsi tasarım kitabı. Saatlerce orada kalmama rağmen bir tane bile kitap alamadım. Çünkü delirmiş gibiyim bütün kitapları karıştırmak hepsini alıp götürmek istiyorum. Tabi bir de dergiler var.

Gittiğim okulda grafik tasarım, iç mimari, moda tasarımı, animasyon ve uluslararası ahçılık gibi bölümler var. Kütüphaneyi siz hayal edin. Çizim kitaplarını didikliyorum sonra iç mimariye, moda kitaplarına bakıyorum biraz ileride yemek kitaplarının olduğu yerde gastronomi kitaplarına atlıyorum.

Tekrar kendi bölümümle ilgili kitapları incelerken tasarım dergilerinin çekim alanına giriyorum derken ne okuyacağıma karar veremeden çıkıyorum kütüphaneden.

Kitapların hepsi yeni gıcır gıcır, şekerleme gibiler. Birini alsam öbürlerinde aklım kalacak.

Daha ilk hafta olduğu için yukarıdaki çizim gibi hala canımın istediği şeyleri çizecek zamanım var. Ama yakında okul projelerinden kafamı kaldıramam. Daha ilk dersten hepsi bir yığın ödev vermeye başladı. Ama dersler keyifli geçiyor. Okulda herkes  sanat öğrencisi olduğu için bizden yaratıcı olmamız bekleniyor.

Yani herkesin içindeki deli özgür.

Saçlarımı artık çoğunlukla yukarıda yaptığım çizimdeki gibi topluyorum. Kendime yeni aksesuarlar örüyorum ya da alıyorum. Özellikle fular, şal ve atkı gibi. Bir de Arel büyüdüğü için tekrar küpe takmaya başladım. Eskiden bu kadar çok sevmezdim. Şimdi her gün küpe takiyorum. Kendimi küpesiz yarım hissediyorum.

Demlik Ev

11 Ocak 2010

demlik-ev

pen&ink

Pazartesi okul başlıyor çok mutluyum. Bu dönem aldığım derslerin arasında fotoğraf ve renk teorsi dersi beni çok heyecanlandırıyor.

Hafta sonu üzerinde çalıştığım işleri  bitirmek için elimden geleni yaptım. Hatta bu hafta sonu gezmedim kapandım eve çalıştım ama bitmedi tabi. Neyse nasıl olsa bundan sonra okul ve işler birlikte ilerlemek zorunda olduğu için alışsam iyi olur.

Yukarıdaki çizimi mutfağa biber değirmeninin yakınlarına astım. Çizimi bitireli çok oldu ama asacak zaman bulamamıştım.

İşte böyle.  Hayat benim için  yine çok hızlanacak ama zaten yavaş hayata katlanamıyorum.

Düzenli Hayat

18 Aralık 2009

bahar

Pen & ink

Bahar

Birkaç gündür hava sıcaklığı 14-15 derece. Günde en az üç saati Arel’le dışarıda geçiriyoruz.

Dışarıda kırmızı  sonbahar yaprakları dökülüyor ve bir yandan çiçekler açıyor. Gökyüzü masmavi ilk bahar mı sonbahar mı ? belli değil.

Ama bahar olduğu kesin.

Dün öğlen dışarı çıktığımızda güneşin altında uzun kollu fazla geldi.

Sevgili sabah dokuz- akşam beş arası çalışıyor.

Değişik bir ilişki çeşidine başladık. Günde beş altı defa birbirimizi arıyoruz. Bütün gün  görüşmediğimiz için akşama özel planlar yapılıyor.  Ailecek beşbuçukta akşam yemeği yiyoruz.

Düzenli hayat çok değişik oldu.

Yeni bir ilişkiye başlamış gibiyim.

Pazartesi gününe, okumayı planladığım sanat okuluna kayıt için randevu aldım. Bakalım nasıl gidecek.

Her yıl bitiminde olduğu gibi bu yıl da günler aşırı yoğun geçiyor.

2009 hayatımda geçirdiğim en zor yıl oldu. Genel olarak zorlarken bir yandan da inanılmaz güzel şeyler oldu. Kötü bir yıldı diyerek haksızlık etmek istemem ama bir 2009 daha almayayım.