14 Şubat 2008

Bilmiyorum aşk olmasaydı ne yapardım. Hayatta hala kutlanmaya değer birşeyler varken kutlayalım.
Yukarıdaki kartı yardım amaçlı bir kampanya için hazırladım. Yapımında dergi sayfaları, yapıştırıcı ve makas dışında birşey kullanmak yasaktı.
Dergi sayfaları,yapıştırıcı ve makasla aşkı anlattım ve daha dün postaladım.
30 Eylül 2007

Mürekkeple boyamanın zevkli olduğunu düşündüğümden çizmlerime yeni bir kullanım alanı buldum: El yapımı kartlar.
Geçen hafta alışveriş yaparken doktorumla karşılaştım. Yaz başında çok ciddi bir ameliyat geçirdiğini biliyordum ama bütün yazı yatakta yürüyemeden geçirdiğini söyleyince moral olsun diye ona kendi çizdiğim yukarıdaki kartı yolladım. Hamile bayanların ona ihtiyacı olduğunu unutmasın diye :)
Karar verdim bundan sonra insanlara attığım kartları kendim çizeceğim.
14 Mart 2006

Kesinlikle yenilenmek istiyorum. Yani baharı kelebek yaparak karşılamış olmak bana yetmedi. Yoruldum bir kere, bütün kışı lahana gibi kat kat giyinerek geçirdim. Güzel ince elbiseler, etekler giymek istiyorum. Kullandığım cilt bakım markasından her gün mail geliyor. Eskiden bakmadan silerdim ama şimdi durum değişti ayın ondokuzuna randevu alacağım. Bu bahar makyajımı tamamen değiştirip bunun için de uzman destesteği alacağım.

Yukarıdaki ayakkabıyı önce çizdim sonra polimer kilden yaptım. Bir mutlu oldum anlatamam. Crebro’ya ayakkabı yapmak ne kadar da zevkliymiş.
Geçen gün öylesine çizimler yapıyordum. Sonra bir baktım bir sürü ayakkabı çizmişim. Neden çünkü ben bir ayakkabı delisiyim.

Her neyse bu vesile ile Crebro ayakkabısına kavuştu. Darısı benim başıma.

2 Şubat 2006

Şehir ve sen
Akşam çıkıp şehrin kalabalığına karışırken günlerin bana yaşattığı hız şehrin hızına karışıyor. Ben de herkes gibi koşuşturuyorum. Hava soğuk, doğup büyüdüğüm şehirdeki kış günlerinde olduğu gibi ama ben bu akşam yakınmıyorum. Şık vitrinlerin önünden geçerken buranın aslında Amerika’nın diğer şehirlerine benzemediğini tekrar tekrar düşünmüş olmanın verdiği kafa karmaşasıyla Avrupa’da gezdiğim şehirleri hayal ediyorum. Geçmişte gidilen mekanların içinde dolanırken bütün zamanları ve mekanları karıştırıp kayboluyorum. Zamanın içinde yaşananlar güzel olunca zamanda kaybolmaktan korkmuyorum. Kısılan gözlerimin arasından giren ışık hangi şehrin ışığı? Ben küçükken annemin iş çıkışı elimden tutup alışverişe götürdüğü şehir mi? O zamanlar annemin elini tutmanın verdiği mutluluk ve güvenle geçerdim parlak vitrinlerin önünden ve gözlerimi kısarak bakardım ışıklarına şimdiki gibi. O günkü hissettiklerimi tüm canlılığıyla hissetmenin verdiği şaşkınlıkla şimdi elimden tutan kişinin kim olduğu karışıyor. Kaldırımında yürüdüğüm şehirlerde elimi tutanların ellerini bırakıp yürümeye devam ediyorum. Ben kaybolmayı seviyorum. Yaşamış olduğum her dakikanın mutluluğunu içime çekip kulaklarımdan şehrin sesini çıkartıp müzik sesi takıyorum. Yürümeye devam ediyorum…