5 Ekim 2008

Yedi yıllık bir ilişki, beşinci yılına ulaşmış bir evlilik, bir erkek ve onaltı aylık bir bebek.
Hayatta bazı şeyler şans.
Eğer mutlu bir evlilik yaptıysam bu kesinlikle şans.
Çünkü sanılanın aksine, bence altın kuralları yok ilişkilerin. Her ilişki sadece onu yaşayan iki insana ait taklidi veya tekrarı yok.
Başarı sırları yok.
İki insan birlikte mutlu ve uyumluysa, ortada ilişki için çaba gerektiren bir durum bile olmuyor. Herşey kendiliğinden ilerliyor.
En azından bizim için beş yıl hep böyle geçti ve bebeğimiz doğduktan sonra ilişkimiz daha da güçlendi.
Bugün beşinci evlilik yıl dönümümüzü kutladık.
Daha nice yıllar diledik birbirimize…
18 Eylül 2008
Yaşadığım zorunlu yoğunluğun içinde beni rahatlatıp mutlu hissettirecek iki çalışma yapma fırsatı buldum. Ama hafta başında yazacak fırsatı bulamadım.
İlk Banner çalışmamı Dilara’nın bloğu JourneyToBlue için yaptım. Öncelikle Dilara gibi ince ve hoş bir insanla tanışmış olmak beni çok mutlu etti. Bloğunun zengin içeriğinden çok etkilendiğimi söylemeliyim ve fotoğrafları harika. Hakkımda bloğuna yazdıkların için de ayrıca teşekkürler.

İkinci banner çalışmasını Pelin’in bloğu Pelin’ce Lezzetler için yaptım. Ben bundan sonra Pelin gibi sıcak ve çok tatlı bir insanın tariflerini takip etmekten büyük keyif alacağım. Sizinle de bu keyifi paylaşmak istedim.

Bu iki banner çalışmasından önce Türkiye’den gelen çizim isteklerinin büyük bir kısmını ödeme/transfer zorlukları nedeniyle geri çevirmek zorunda kalıyordum. Şimdi internet siteme kredi kartıyla ödeme yapılabilecek bir sistem kurduğumuzdan beri Türkiye’ye de çizim yapmaya başaldım.
15 Eylül 2008

Bütün hafta sonu yağmur yağdı.
Ben bir şemsiyeli kadın daha çizdim.
Uzun zamandır çay içmemiştim, yağmuru seyrederken çay da içtim. Sıcak çayımdan odaya yayılan bergamut kokusunun tadını çıkardım.
Bebeğimin ve sevgilimin evde olmamalarını fırsat bilip müziğin sesini biraz daha yükselttim ve cam kapıyı sonuna kadar açtım.
Kanepenin üzerine uzanıp hava kadar ağır olan göz kapaklarımı kapattım.
Kendimi çalan müziğe, yağmurun sesine ve kokusuna teslim ettim.
Diğerleri gibi kendine ait bir hikayesi olan bu şemsiyeli kadını düşündüm.
Hikayesini yazmadım.
Kendisini çizdim ve diğer şemsiyeli kadınları çizdiğim günlerdeki gibi o gün pek konuşmadım.
28 Ağustos 2008

Dizilelim şöyle yanyana sıkış tıkış duralım.
Aynı olalım.
Kendimiz olmayalım. Hiç aramayalım o kıymetli kişiliği.
O hiç kimseye benzemeyeni.
Aynı olalım.
Aynı düşünce havuzundan beslenelim. Biz sadece bizden bekleneni yapalım.
Kim olduğumuzu bilmeden yaşayalım.
Hiç kaybolmayalım.
Sıkı sıkı tutalım birbirimizi.
Boğazından.
Nefes aldırmayalım.
Şöyle bir adım başka yönde durana parmak sallayıp kınayalım.
Yok, daha iyisi küçümseyelim.
Ortak düşünce havuzuna ters olanı küçümseyip utandıralım.
Ve aynı duruma düşmekten korkarak yaşayalım.
27 Ağustos 2008

Ver hadi takayım dedi.
Verdim taktı.
Aaa pembe camlarla hayat toz pembe dedi.
Güldüm.
Senin ihtiyacın yok ama dedi.
Var dedim. Bazen herkesin var.
**********
İlginç bir tatil oldu.
Arel pek beğendi doğayla içiçe geçirilen bu tatili.
Gezmek istediğimiz yerlere gittik. Arkadaşlarımızla piknik yaptık. Aylardır film seyredecek vaktimiz olmamıştı. Kütüphaneden bir kaç sanat filmi alıp seyrettik.
Tatilden önce kütüphaneden aşağıdaki kitapları aldım ve tatilde zevkle onları okudum.
The red queen - Margaret Drabble : İki yüzyıl önce yaşamış bir Kore kraliçesinin hayatından esinlenerek yazılmış çok güzel bir kitap.
İznik- Walter B. Denny : Osmanlı seramik sanatı üzerine yazılmış harika bir kitap. Bu kitabı hamile kalmadan önce seramik çalışırken okumuştum biraz. Sonra hamile kalıp seramikten uzaklaşmak zorunda kalınca üzülüp uzun zaman yanına yanaşmamıştım. Osmanlı ve Türk tarihiyle ilgili okuduğum onca kitaptan sonra bu kitapta yazılanların benim için yeni olduğunu söyleyemem ama fotoğraflar insanı büyülüyor. Uzun saatler fotoğraflara bakıp hayaller kurdum ve çizimler yaptım.
Saha- Greg & Lucy Malouf : İki şef aşçının Lübnan’dan Suriye’ye doğru yaptıkları lezzet yolculuğunun sonunda ortaya çıkmış bir kitap. Ortadoğu ve akdeniz mutfağından çok güzel tarifler ve muhteşem fotoğraflar var.
Sonra,
Güzel sofralar hazırladık, yedik, güldük ve uzanıp mavi gökyüzünü seyrettik.
Ama,
Her akşam eve dönüp düzenli olarak çalıştık.
Bu beni ya da onu rahatsız etmedi.
Sadece biraz şaşırdım.
İşlerimizden bir gece bile olsun kopamadık.
İkimizinde kanına girmiş işlerimiz. Ara veremedik çalışmaya.