28 Ekim 2009

İki gün önce tatlı sonbahar güneşinin altında yapraklar böyle görünüyordu. Fotoğrafları çektikten sonra photoshopta renkleriyle oynamadım. Ruhumda nasıl yer ettilerse günlüğümde de o şekilde görüntülerini saklamalarını istedim.
Güneşin altında oturup ağacı seyrettim, yeni dökülmekte olan yapraklarını topladım. O yapraklarla özel birşeyler yapmak istiyorum.
17 Ekim 2009

Ruhumu esir aldı sonbahar.
Bekli de ruhum esir düşürülmeyi istedi her sonbahar yaptığı gibi.
Kuzeyin kuruyan yapraklarının kırmızı ve turuncu rengine kaptırdım onu.
Penceremin karşısında bir ağaç güneşli günlerde kırmızı turuncu yapraklarını salladıkça ruhum yükseklere çıkıyor. Ama yağmurlu günlerde o gölgesini arabaların arasına parkediyor, benim ruhum yansımasının başında nöbet tutuyor.
Ağaç rüzgarlardan yağmurlardan dinlediği hikayeleri fısıldadıkça suskunlaşıyorum. Yağmurun sesiyle ağacın mırıltısı beni rüyalarımda ve güneşli günlerde bile takip ediyor.
Ruhum bekliyor o ağacın başında, nereye gidersem gideyim gözümün önünde ağacın yansıması. Ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım bana değen kırmızısı.
18 Eylül 2009

Sonbaharın getirdiği tatlı sıcak güneşin, mavi gökyüzünün ve yavaş yavaş dökülmeye başlayan yaprakların huzuruna bıraktım kendimi. Çalışma saatlerimi dışarıda ya da pencerenin önünde kitap okuyarak ve çizim yaparak geçiriyorum.
Kuzeyin en güzel yanı sonbaharları. Dışarıda yürürken ayağımın altında hışırdayan yaprakların sesi beni bu dünyadan uzaklaştırıyor. Her gün orman kenarında yürüyüşlere çıkıyorum. Ne kadar uzun yürürsem o kadar uzak bir dünyaya gitmiş oluyorum.
Yer çekimsiz bir hayat yaşıyorum.
Daha ağaçlarda asılı duran, henüz kendini yerlere bırakmamış yapraklar kırmızı turuncu olacaklar. Ben tatlı güneşin altında Arel’le birlikte tekrar çocuk olacağım. Herşeyin fotoğrafını çekeceğim.
Kabak alıp süsleyeceğiz. Kabak tatlıları yapacağız.
Mutluluğun, hayatı sevmek ve sevdiklerinin yanında olmasıyla ilgili olduğu konulu düşüncelere dalacağım. Aslında güzelliklerin çoğunun parayla ilgili olmadığı konulu cümleler kuracağım.
Sonbahar başımı döndürecek ve ben ona hayran olacağım.
1 Mayıs 2009
Kış bitti
Dersler bitti
Bu kış bir insanın yaşayabileceği bir çok deneyim türünü bir arada konsantre bir şekilde yaşadım.
Hayat ne kadar üstüme gelse de ben hiç bir sorunun ya da üzüntünün üzerinde duracak zaman bulamadım.
Sadece yaşadım.
Bazı günler hayatı protesto ettim, günlerce sustum.
Telefonumu açmadım, internete bakmadım, gazete okumadım. Sustum hayata ben yoktum.
Hayat benim yokluğuma aldırmadı, ben onun varlığına.
En çok Katie Todd – The Polite dinledim. Sonra Kate Nash – Navy Taxi.
Sağlığımın bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağına inanmaya başlamıştım.
Yeni yeni kendimi topluyorum.
Bir çocuğum daha olamayacağı gerçeğiyle yüzleştim.
Kış bitti.
Tarif etmesi çok güç ama kendimi çok mutlu ve huzurlu hissediyorum.
Yaşanan olumsuzluklar ben ne yaparsam yapayım yaşanacaktı. Üzerlerinde eğer bir etkim olduysa bunun mümkün olduğunca olumlu olmasına özen gösterdim. Ben elimden gelen herşeyi yaptım.
Gerisi hayatın kendisiydi. Benim elimde olmayan kısmı. Bu nedenle içim rahat.
Yaza hazırım artık daha çok yazacağım.
13 Ekim 2008

Belki de bu şehirde yaşadığım son sonbaharın fotoğraflarını çekiyorum.
Oğlum yanımda oynarken ben son sonbaharın güneşine göz kırpıştıran yaprakları izliyorum.
Artık hiçbir güzel anı kafama kazımıyorum.
Özgürce salınıyorlar zihnimde sonra uçup gidiyorlar.
Arel’le yaşadıklarım hariç.

Arel şarkılar söyleyerek kaldırım tebeşirleriyle oynuyor.

Bu günlerde en çok tebeşirlerle oynamayı seviyor.

Haftasonu nehir kenarına gittiğimizde,
Nehir kazları ihtiyar heyeti gelen kış için hazırlık toplantısı yapıyorlardı.
Bence güneye gitseler iyi olacak ama onlar bütün kışı donan nehirin üzerinde geçiriyorlar.