İkinci Adam

22 Şubat 2009

biradam_kapak

Bu aralar benim için en heyecan verici çalışma İkinci Adam Yayınları için yaptığım çizimler oldu. Sekiz kitap kapağı, yayınevinin logosu ve internet siteleri için bannerlarını çizdim.

İkinci adam yayınları, yazarlara kitaplarını yayınlatmak için olanak sunuyor. Ve yayınlanan kitapların satış ve  reklam desteklerini de veriyor. Yani elinizde bir kitabınız varsa, yayınlanır mı korkusu olmayacak artık. Yayınlanınca kitapçılarda ve internetteki büyük kitap sitelerinde satışa çıkıyor.

Aslında Arel biraz büyüyünce ben de yaşadıklarımızla ilgili bir kitap yazmak istiyorum.

İkinci Adam Yayınları‘nın sitesinde verdikleri hizmetlerle ilgili detaylı bilgi bulabilirsiniz. Eğer merak ederseniz, kitap kapağı çizimlerim de orada.

Çalışmalarımı sergilediğim sitemde de birkaç kitap kapağı ve son dönem çalışmalarım var. Onlara da bakma fırsatı bulursanız mutlu olurum.

İki Keyifli Çalışma

18 Eylül 2008

Yaşadığım zorunlu yoğunluğun içinde beni rahatlatıp mutlu hissettirecek iki çalışma yapma fırsatı buldum. Ama hafta başında yazacak fırsatı bulamadım.

İlk Banner çalışmamı Dilara’nın bloğu JourneyToBlue için yaptım. Öncelikle Dilara gibi ince ve hoş bir insanla tanışmış olmak beni çok mutlu etti. Bloğunun zengin içeriğinden çok etkilendiğimi söylemeliyim ve fotoğrafları harika. Hakkımda bloğuna yazdıkların için de ayrıca teşekkürler.

İkinci banner çalışmasını Pelin’in bloğu Pelin’ce Lezzetler için yaptım. Ben bundan sonra Pelin gibi sıcak ve çok tatlı bir insanın tariflerini takip etmekten büyük keyif alacağım. Sizinle de bu keyifi paylaşmak istedim.

Bu iki banner çalışmasından önce Türkiye’den gelen çizim isteklerinin büyük bir kısmını ödeme/transfer zorlukları nedeniyle geri çevirmek zorunda kalıyordum. Şimdi internet siteme kredi kartıyla ödeme yapılabilecek bir sistem kurduğumuzdan beri Türkiye’ye de çizim yapmaya başaldım.

Korsan Pikniği

12 Ağustos 2008

Yaklaşık üç ay önce Amerika’da bir ajansla çalışmaya başladım.

Benim gözümü diktiğim ajanslardan biri olmadığı için bana çıkaracağı işlerden de pek umutlu değildim. Ama işler beklediğimden daha büyük ve beklemediğim sıklıkta gelmeye başlayınca Crebro için çizemez oldum.

Hafta sonu oturduğumuz sitede korsan pikniği vardı. Bu piknikleri üç yaş ve üzerindeki çocuklar için yaptıklarından Arel’i götürmeyi düşünmemiştim. Arkadaşlarım piknik çok eğlenceli oluyor mutlaka gidelim deyince gitmeye karar verdik.

Gerçekten de çok eğlenceliydi. Bütün çocuklar ve bazı büyükler korsan gibi giyinmişlerdi. Büyük parkın çeşitli yerlerine defineler gömmüşler çocuklara haritalar ve ip uçları verip defineleri bulmalarını istiyorlar.

Üzerlerinde korsan kıyafetleri olan büyük çocuklar bir oraya bir buraya koşuşturuyorlardı.Tabi küçükler de peşlerinden. Defineleri buldukça çığlıklar yükseliyor ellerini havaya kaldırıp korsanlar gibi ARRRR diyorlardı.

Bu ARRRlara Arel’de eşlik ediyordu. Çok komikti.

Piknik için herkes kendi birşeyler hazırlayıp getirmişti. Yaklaşık yirmi ailenin olduğu bir piknik olduğu için  upuzun bir masa kurulmuştu. Ben o akşam hayatımda yediğim en güzel meyve salatasını yemiş oldum.

Sonra eve dönünce Arel’e küçük bir korsan hikayesi uydurdum. Gözlerimi kısa aça sesimi yükselte alçalta arada bir onu kucağıma alıp gemi gibi dalgalarda yükselip alçala hikayemi anlattım.

Sonra yukarıdaki çizimi yaptım Crebro için.

****

Yarından itibaren tatil yapmaya karar verdik. Deniz büyüklüğündeki Michigan gölünün plajlarına gideceğiz. Bir kaç nehir, orman gezeceğiz, doğayı içimize çekip üstümüze ve giysilerimize tatil kokusu sinmeden dönmeyeceğiz.

Tatil kokusu Alıyorum

9 Şubat 2008

sergi.JPG

Çalışmalarım ayın ikisinde University of Michigan Pierpont Commons da sergilenmeye başladı. Bir gün içinde yüzlerce kişinin önünden geçtiği bir galeride çalışmalarımı sergilemek benim için büyük bir şans oldu.

sergi2.JPG

Sergiye çıkan çalışmalarımı internet sitemin ilk sayfasına yerleştirdim. Satışları bu sayfadan yapmanın daha kolay olabileceğini düşünüyorduk, haklı çıkmışız. Fiyatlar sergide yazdığı halde siparişler hep siteye geliyor. Zaten galeriyle de anlaşmamız bu şekilde oldu. Satışların toplamından yüzde onbeş alacaklar.

serg1.JPG

Sergi başladığından beri hiç beklemediğim kadar sipariş aldım. Site sayesinde sergiden önce de Amerika’da yaşayan Türkler ya da Amerikalılar çizimlerimi satın alıyorlardı ama sergiden sonra aldığım siparişler beni çok mutlu etti.

Açılıştan sonra zaman bulup segiye gidemiyordum, dün yaşgünüm diye gittik serginin fotoğraflarını çektik. Sonra gezdik, tozduk birlikte olmanın tadını çıkardık. Bir gün olsun yapılması gerekenleri düşünmedim. Ödevler, projeler, işler, ev işleri beklediler.

kitapci1.JPG

Arel öğlen uykusuna kitapçıda dalınca, aylardır elime almadığım moda dergilerini aldım. Kışa inat buzlu kahvemi içip camın önünde tembel bir kedi gibi zaman geçirdim.

Bir gün olsun kaygısızca yedim yedim. Şimdi kaygılanıyorum o ayrı :)

Geçenlerde Florida da yaşayan bir arkadaşıma keşke bir fırsat çıksa da görüşebilsek diye yazmıştım. Ertesi gün sevgilim gelip şubatın sonunda bir hafta Florida’ya gidiyoruz deyince çok şaşırdım. Arkadaşımla görüşeceğimiz ve bebeklerimizi tanıştıracağımız için çok mutluyum.

Bazen ne çabalar sarf ediyorum ne olacaklar olmuyor, ve bir an istediklerim hop diye kucağıma düşüveriyor.

Buraya taşındığımızdan beri ilk defa bu kadar çok yağan kar, eksi yirmi yedilerde hissettiren soğuklar ve kar fırtınaları nedeniyle okulların tatil olması derken dibi görünmeyen bir kış yaşayıp gidiyorduk. Ben umursamıyorum artık. Ne atkı, ne eldiven ne de şapka takıyorum. Eskiden kat kat giyinirdim, şimdi içime bir askılı, üstünede ince bir hırka ya da kazak giyorum. Bir de üzerine montumu alıyorum o kadar. Evet üşüyorum ama pek umurumda değil artık. Kışları lahana gibi yaşamaktan sıkıldım.

Aylardır sağlıklı beslenip spor yapmanın sonucunda hamileyken aldığım kiloları verdim. Florida’ya gitmeden bir bikini alıp sıcağa ve okyanusa kavuşmak istiyorum artık.

Hearts Next to Mine

17 Ocak 2008

parasut.jpg

Birkaç gün önce sergi için ilk baskımızı aldık. Çizimlerimin basılı hali beklediğimden çok daha güzel. Çizdiklerimin müze kalitesinde kağıtlara özel baskılarla basıldığını görmek beni çok mutlu ediyor. Şimdi sıra çerçevelerde. Çok heyecanlıyım çok.

Serginin adı “Hearts Next to Mine” oldu. Yaklaşık bir yıldır yaşadıklarımı yansıtıyor çizimlerim. (Yukarıda) Paraşütle atlarcasına hızla kaldığımız yerden devam ettiğimiz hayatımızı, Türkiye’den döndüğümde çizmiştim.

Dersleri seçerken Arel’e mümkün olduğunca çok zaman ayırabilmek için bütün dersleri haftanın iki gününe sıkıştırmaya çalıştım. Sevgilim bunu başarırsam beni alnımdan öpeceğini söylemişti ama o günden sonra bir daha karşılaşmadık :)

Neyse pazartesi ve çarşamba sabah ondan akşam sekize kadar okulda ardarda derslere giriyorum. O günlerde Arel’e babası bakıyor. Salı ve perşembe o okula gidiyor, bebeğimize ben bakıyorum. Diğer günler yine ya beraberiz, ya da dönüşümlü bakıyoruz. Zor oluyor ama oluyor işte.

En zor kısmı da sabahtan akşama kadar iki dişlimden ayrı kalmak oluyor. Ben eve döner dönmez hasret gideriyoruz. Eskiden akşam sekiz gibi uyurdu şimdi benim okula gittiğim günler sekizi biraz geçiyor.

Dersler başladı. Ders kitaplarının yanısıra kaynak gösterilen kitapları okumam, her derste yeni projeler ve ödevler teslim etmem gerekiyor. Okuduklarım hakkındaki düşüncelerimi ve eklemek istediğim fikirleri çizim yaptığım defterlere yazmam gerekiyor. Buna ’sketchbook journal’ deniyor ve dönem sonunda projenin yarısı kadar da bundan not alacağım. Keşke sketchbooklarım deli defteri gibi olmasa :)

Herşey zaten yeterince zor değilmiş gibi bu aralar bir de kendimle uğraşıyorum. Olmadık şeyler oldu. Bir acayip iç savaş yaşıyorum. İnsanın bazen kendini bile şaşırtabilmesi hayatı hem çok yaşanılır kılıyor hem de imkansızlaştırıyor.