Türkiye
Yirmi yaşındayken İngiltere’de yaşıyordum. O zaman bekardım ve pek bir aklı bir karış havadaydım. Her ay sırt çantamı alıp Avrupa’da bir ülke dolaşıyordum. Yani keyfim de yerindeydi. Bir yıl kadar sonra aldım sırt çantamı Türkiye’ye tatile gidiyordum. Uçak yağmurlu yeşil ülkelerin üzerinden geçip gidiyor iniyor istanbul’a benim yüzüme bir gülümseme yerleşiyor. Hemen Ankara biletimi alıyorum bu arada Türkçe konuşma şansı bulmuşum önüme çıkan herkesle alakalı alakasız konuşuyorum. Tekrar uçağa biniyorum bir keyifle açıyorum gazetemi okumaya başlıyorum. Ankara’ya yaklaştığımızı anlayınca şöyle bir camdan bakmamla gözlerimden yaşların akması bir oluyor. İnanamıyorum kendime, ben insan içinde ağlayamam aslında ama öyle bir ağlıyorum ki yanımdaki orta yaşlı bey ne yapacağını şaşırıyor. Onca zaman sadece yeşilini gördüğüm ülkelerde bozkırını unutmuşum Ankara’nın.
Ankara’nın bozkırına bakmak bütün hayatımı ve sevdiklerimi aynı anda kucaklamak gibi geliyor. O zaman anlıyorum özlemiş olmanın ne demek olduğunu. O kadar gezip dolaştıktan sonra aldığım en büyük ders bu oluyor. O tatilden bir kaç ay sonra tekrar baba evine dönüyorum Amerika’ya gelinceye kadar.
Malesef sevglilim Türkiye’ye gelemiyor. Beş yıllık ilişkimiz boyunca en fazla on gün ayrı kaldık birbirimizden. Bu nedenle ayrı bir deneyim olacak bu tatil. İlk defa birbirimizi çok özleyecek kadar uzak kalacağız ve bence sırf bu nedenle birbirimizin kıymetini daha da çok anlayacağız.
Kategoriler: Diğer














Meltem’cim,
Ne kadar duru ve sade bir guzelligin var :) Nazar degmesin! Iyi yolculuklar, iyi tatiller, benim yerime de ye, gez, dols olur mu? Benim hocam iki haftaya bile surat asti. Bakalim adam gibi izin alabilirsem gidicem. Benim de esim gelemiycek benimle, aklim burda kalicak yani :( Neyse canim, kocaman optum. Sitendeki degisiklikler de hayirli olsun. Sevgiler.
Pınarcığım, iltifatın için teşekkür ederim. Hocanın böyle davranmasına üzüldüm. Umarım gitmek için fırsat bulursun çünkü ben gitmyeli neredeyse iki sene olacak çok özledim herşeyi.
Ben de seni kocaman öpüyorum içtenliğin için ayrıca teşekkür.
Yeni siten cok guzel olmus, ozellikle kategoriler kismini kiskandim cok bloggerda eksikligini duyuyorum cok. Baglantini guncelledim sitemde.
Bende Mayis sonu gibi Turkiye’ye donmeyi planliyorum kismet olursa, iki sene donmeden nasil dayandin, ben ilk firsatta donuyorum hemen. Simdiden iyi yolculuklar :)
Meltem ülkene hoş geldin. Herşey gönlünce olsun. Ailene sevgiler. Zeliha
meltemcim mail attım sana..neyse şimdi gördüm 1 aylığına geliyormuşsun:))
mutlaka bir gün ayarlayıp görüşelim:)
sevgiler..:)
Mert, teşekkürler. İki sene gerçekten hiç fırsatım olmadı hatta iki ay izin alabilmek mucize gibi bir şey benim için. Ankara’ya yolun düşerse görüşelim.
Zeliha, çok teşekkürler.
Pino, ben de çok isterim mutlaka görüşelim.
Meltem,
iyi yolculuklar.. Benim icinde Akdeniz’de yuz. Herhalde tatil yapmayali 3-4 olmustur. Cok kiskandim simdi. Ankara’da da doner yemeyi unutma :)) Iyi yolculular…
ycurl,Ankara’ya gittiğim zaman evden önce sakarya’ya döner yemeğe gideceğim. Çok özledim çok. Denizde de herkes için yüzeceğim hatta hep denizde yüzeceğim havuza girmeyeceğim bile. Umarım biran önce sen de Türkiye hayallerini gerçekleştirebilirsin.
Thanx for that little De Javu! Yine de tekrar Ingiltere’deolmak isteemezdim, islak islak.. Iyi yolculuklar, keyfini cikar ve “goz acip kapayana dek gecme” teorisinin havadan ibaret oldugunu unutma! :))
Su, İngiltere’yi seven çok insan tanıyorum ama yağmurlu havalar hiç bana göre değilmiş. Göz açıp kapayıncaya kadar geçmemeli. Hatta keşke sıkılsam özlemesem bir süre diyorum ama yalan bunlar yalan!
cok fena oldum bu yaziyi okuyunca, ozellikle “heyoooo ben Türkiye’ye gidiyorum hem de bu ayın sonunda gidiyorum hemde iki aylığına gidiyorum. Tam bir ay Ankara’da baba evinde kalacağım. Dolmalar, sarmalar, kebaplar yiyip bin kilo alacağım. Sonra Akdenize doğru yola çıkacağız, çıkaracağım topukluları ayağımdan, sileceğim yüzümdeki makyajı, toplayağım saçlarımı biçimsiz, mavi denize ve gökyüzüne kavuşacağım.
Yirmi yaşındayken İngiltere’de yaşıyordum. O zaman bekardım ve pek bir aklı bir karış havadaydım. Her ay sırt çantamı alıp Avrupa’da bir ülke dolaşıyordum. Yani keyfim de yerindeydi. Bir yıl kadar sonra aldım sırt çantamı Türkiye’ye tatile gidiyordum. Uçak yağmurlu yeşil ülkelerin üzerinden geçip gidiyor iniyor istanbul’a benim yüzüme bir gülümseme yerleşiyor. Hemen Ankara biletimi alıyorum bu arada Türkçe konuşma şansı bulmuşum önüme çıkan herkesle alakalı alakasız konuşuyorum. Tekrar uçağa biniyorum bir keyifle açıyorum gazetemi okumaya başlıyorum. Ankara’ya yaklaştığımızı anlayınca şöyle bir camdan bakmamla gözlerimden yaşların akması bir oluyor. İnanamıyorum kendime, ben insan içinde ağlayamam aslında ama öyle bir ağlıyorum ki yanımdaki orta yaşlı bey ne yapacağını şaşırıyor. Onca zaman sadece yeşilini gördüğüm ülkelerde bozkırını unutmuşum Ankara’nın.
Ankara’nın bozkırına bakmak bütün hayatımı ve sevdiklerimi aynı anda kucaklamak gibi geliyor. O zaman anlıyorum özlemiş olmanın ne demek olduğunu. O kadar gezip dolaştıktan sonra aldığım en büyük ders bu oluyor. O tatilden bir kaç ay sonra tekrar baba evine dönüyorum Amerika’ya gelinceye kadar. ”
kismi ile beraber tuylerim diken diken oldu… soyleyecek bisi de bulamiyorumm… cunku ben de yurtdisina geldikten sonra ne demek oldugunu anladim, memleket hasretinin.. milliyetci degilimdir… hatta bunun karsitiyimdir… ama memleket hasreti bir baska sey bunun farkina vardim.. onune gelenle doya doya turkce konusmak, cok farkli bisi bu.. kendini kendi dilinde ifade etmek, turkce icinde kullanilan o bir kelime soyleyip onlarca kelime ile anlatamayacaginiz seyleri ifade edebilmek… bilemiyorum bunlari yazarken bile urperip duruyorum, bazen soruyorum ne isim var buralarda diye… yemekler, kebablar, dolmalar, lahmacunun turkish pizza diye anildigi bir yer burasi ne diyebilirim ki, doner halal seklinde satiliyor, acimayla uzulme arasi bir durumdayim ama kendime mi buralara mi bilemiyorum, istanbulun kendi has hali, o durusu.. gecenlerde bir arkadasa yazdim baska bi yerde okumustum.. adamin teki soruyor rakinin en iyi mezesi nedir diyor.. ve akabinde cevabi kendisi veriyor, diyor ki istediginiz rum, ermeni meyhanecileri kaldirin mezarlarindan , getirin en iyi mezeleri yapsin size, bunlarin hic biri degildir rakinin en iyi mezesi, rakinin en iyi mezesi biraz muhabettir diyor ve mutlaka ve mutlaka da ISTANBUL’dur rakinin en iyi mezesi… bilemiyorum… cidden bilemiyorum…
Ben de kendimi dünya insanı sayarım. Fakat konu Türkiye oldumu bir başka. İnsan ülkesini kültürünü çok özlüyor.
öncelikle merhaba sizin sitenizi takip edeli sanırım 1 ay oldu forumunuza üye olmadım ve hiç yorum yazmadım yeterince iyi tanıyana kadar ama size ayırmış olduğum zamanın güzel bir yere gitmiş olmasından dolayı bugün yazma kararı aldım size samimiyetime inanınki gönülden ve yürekten tebrik ediyorum sizi.Ankara ile ilgili yazdıklarınız sayesinde şuan ağlıyorum bile diyebilirim size çünkü bende ülke içerisinde hasretlik çekiyorum hakkari şemdinlideyim şuan ve ankaraya gidemiyoruz eşimin görevi nedeniyle garnizon terk yasak.Yaptılarınızı çok beğendiğimi söylmeden de geçemeyeceğim meltem hanım bu arada bunu da paylaşmak istedim hiç bir sitede birilerinin yazdıklarını okumazdım bakar geçerdim ama sizde değişik bişi var ya :D ., ne kadar okuyorum.Meltem hanım yüce rabbim size keşke dediğiniz bütün güzellikleri versin kalbinizin güzelliği o duru yüzünüze vurmuş iyi geceler diliyorum bundan sonra hep yazıcam size.