Uzun Özel Kutlamalar
İnsanlar özel günleri kutlamayı sevmez, ben gün değil hafta boyunca kutlama yaparım. Sevgilimin doğum günü diye abattık da abattık. Her akşam başka bir kutlama yaptık. Hayatımda hiç yemediğim kadar çok yedim hatta artık yemek lafı bile duymak istemiyorum. Hafta sonu Arel ilk defa uçurtma uçurmayı denedi.
Pazar günü yine gezi yaptık. Bu sefer Carmel’den çok daha aşağılara gittik.
Bugünlerde huzursuz bir ruh halindeyim. Gezmek ve fotoğraf çekmek iyi geldi.
Burada çok güzel bir kamp alanı bulduk Big Sur. Okyanusun kenarında büyük bir ormanlık alan. Çok şirin küçük oteller vardı. Ayrıca bir çok kamp alanı da vardı. Önce hafta sonları şu küçük otellere gitsek ormanının içinde okyanus seyrederek yürüsek tırmansak, bisiklete binsek. Sonra pek beğensek oraları ara sıra çadır kampı yapıp geceleri ateş yaksak hikayeler anlatsak. Gibi hayallerim var.
Bu arkadaşlarda foklar, bu sahiller onların evleri. Öyle sarmaş dolaş uyuyorlardı. Arel de onlara night night seals, night night seals diye bağırıyordu. Güleyim mi ağlayayım mı? bilemiyorum. Ben o kadar Türkçe konuşayım her dediğimi anlasın ama İngilizce konuşsun.
Geçen çok bilen (!) biri bana televizyonda sürekli İngilizce duyduğu için böyledir dedi. Ben de biz T.V seyretmiyoruz Arel de üç günde bir yarım saat kırk beş dakika kadar Elmo seyreder dedim.
Arel’in Türkçe konuşmayı tercih etmemesinden dolayı insanların onu ve beni kınamasından ve bu konu üzerine bilmiş açıklamalar yapmasından sıkıldım artık!
Kategoriler: Özel Günler, Bebeğimiz, fotoğraf
















O tarafin kiyilarini cok ozledim, yakin bir zamanda goresim var, havalar biraz daha isinsin hele de…Arel`in dogumgunu de geliyor, ona da yedi gun yedi gece kutlama yaparsiniz. Bu sene okulunda da yaparlar ona kutlama, pek mutlu olur.
Bu cocuklar kendi yasitlarindan duyduklari dili, tum gun okulda duyduklari dili illa ki tercih edecekler. Sen inatla Turkce konusmaya devam edersin olur biter. O Ingilizce`yi tercih ediyor diye zaten onunla Ingilizce konusmayacak kadar akilli bir annesin sen.
Ben burada, hayatinin ilk 20-25 yilini Turkiye`de gecirmis, ama is cocuguyla konusmaya gelince `Ingilizce daha kolayima geliyor` deyip cocuguyla Ingilizce konusan bir suru insan taniyorum. Bir insanin, hayatinin cogunu onu konusmakla gecirdigi ana dilinden gayrı, hangi dil daha kolayina gelir anlamis degilim…şımarıklıktan başka birşey değil. (o çok bilmişlerden biri de ben miyim acaba? yok yok, insan bildiğinden şaşmamalı diyorum sadece! sen, ben,o Türkçe konuşalım çocuklarımızın kulağını dolduralım da gerisi zamanla gelir zaten diyorum)
Önümüzdeki ay okul tatil olacak o zaman bize gelin ya da oralarda bir yerde buluşalım. Tanışırız.
Bu dil konusu benim için çok sıkıntılı bir konu Açalya. Arel'in matematiksel yetenekleri çok gelişkin ama dil konusunda o kadar iyi değil. İki dili de çok iyi anlıyor ama iki üç kelimeli cümleler kuruncaya kadar aylarca konuşma terapisi aldı. Şimdi herşey çok iyi ama tabiki ingilizce konuşuyor. Biz sürekli onunla Türkçe konuşsak da bazen söylediğim şeyi yaptırabilmek için İngilizce söylemek zorunda kalıyorum. Yoksa ben konuşmuyormuşum gibi davranıyor ve uzmanlar bu konuda üzerine gitmeyin diyorlar. Yani anlayacağın benim oturup Amerika'da yaşayan her Türk bireye bu açıklamayı yapmam gerekiyor. Sonra iyice canım sıkılıyor. Sanki bütün çocuklar her konuda aynı davranışları göstermek zorundaymış gibi. Bizim oğlan muhtemelen mühendis olacak ve o da babasının yapamadığı gibi uzun aşk şiirleri yazamayacak :) Ne gam ! Ama Türkçe'yi öğrenmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bence de çok yanlış ana dilini çocuğuna öğretmemek .Her çocuk da aynı şekilde öğrenmiyor işte. Bence ilerde çok iyi Türkçe biliyor olacak ama ne kadar konuşur garantisi yok. Babasının herhangi bir dili mecbur değilse konuşmadan yaşayan biri olduğu düşünülürse. Oğlunun da onun izinden gideceği bir gerçek gibi görünüyor.
Meltemcim
ne harika yerler bunlar! Ancak belgesellerde gördüğümüz gibi… foklara bu kadar yakından bakabilmek ne büyük bir şans çocuk için de :)
Bence de anaokuluna gidiyor olması dil tercihi için büyük bir etken. Bak benim kızım, Maya anaokuluna 4 yaşında başladı. Yunanistanda yaşıyor olmamıza rağmen O zamana kadar bütün gün boyunca evde ya da dışarda benimle olduğu için Türkçesi kıyaslanmayacak kadar Yunancasından iyiydi. Yunancayı da anlıyordu ama birşey sorulunca cevap verecek kadar kendine güvenemiyor utanıyordu. Yeni bir dil öğrenirken insanın dilinin tutulduğu bir dönem olur ya, öyle işte… Ve o dönemde oyuncaklarıyla da yalnızca Türkçe konuşuyordu. Ne zaman anaokuluna başladı, o zaman Yunancası da Yunanca konuşmasındaki kendine güveni de arttı. Çünkü okulda sürekli Yunanca duyuyor ve Yunanca cevap vermek zorunda. Arkadaşlarıyka da tek iletişim dili. Arasıra en yakın arkadaşına birkaç kelime Türkçe de öğretiyor :)
Şimdi bakıyorum, oyuncaklarını çoğunlukla Yunanca konuşturuyor, hatta bazen okulda olan bir olayı bana Yunanca anlatmak kolayına geliyor, çünkü o olayı Yunanca duydu/anladı/yorumladı. Bazı çocuk oyunlarının Yunancasını o biliyor ben bilmiyorum :) Çünkü ben burada çocuk değildim ki :)
Ama ben ona Türkçe konuşmaktan hiç vazgeçmedim. O ne zaman bana Yunanca anlatsa bile ben hep cevabıım/yorumumu Türkçe verdim. Bazen de bir kelimeyi türkçesini bulamayıp Yunancasını söylerse, hiç kınamadan Tğrkçesini hatırlattım, o da hemen cümlesinde Trkçesiyle değiştiriverdi. Bence adı üstünde ANAdillerini unutmaları mümkün değil. Okul açısından dil tercihleri geçici, biraz mecburiyetten doğan bir durum.
Ama büyüdüklerinde ana dille büyümüş olmalarının avantajıyla Türkçeyi de doğallıkla konuşup yazabilecekler, sonradan öğrenmiş biri gibi tercüme ederek değil. Asıl fırsatları varken, zor geldiği için, başka bir ülkede yaşıyor bahanesiyle bir çocuğu anadilinden mahrum büyütüp hiç konuşmayanlara acıyorum.
Papatya , ne diyeyim demek kızlar daha yatkın bu dil konusuna. Benim çocuğum iki üç kelimeli cümleler kurabilmek için aylarca konuşma terapisi aldı. Arel konuşarak değil daha çok fotoğraflayarak öğreniyordu. Buna matematiksel fotoğraf hafızası diyorlar. İki yaşında alfabeyi, sayıları, renkleri ve şehirdeki bütün yol ve sokakları ezberebiliyordu. Üzerinde çok uzun süre uğraştık. Arel gibi bir çok çocuk genelde beyinleri bu yönde çalıştığı için üç- dört yaş arasında konuşmaya başlıyorlar. Biz yine çok erken farkettik bu durumu ve terapilerle atlattık o dönemi. Bazı çocuklar hayat boyu çok büyük konuşma zorlukları çekiyorlar bu nedenle. Şimdi Arel'in kurduğu her cümle bizim için çok değerli. Yaklaşık son dört aydır 3-4 kelimeli cümleler kuruyor. İşte böyle her çocuk aynı değil bir çoğunun ailesi durumun farkına bile varmıyor ne yazık ki. Ama ben kendimden biliyorum her ortamda iki saat açıklama yapıp çocuğumun durumunu anlatmak zorunda kalıyorum. Bu kadar baskı hoşuma gitmiyor.
Meltem,
Sanirim cocuklarin Ingilizce tercih etmesi normal bir sey. Siz Turkce konusmaya devam edin israrla o da israrla Ingilizce konusacaktir. Bir arkadasimizin kizi -anne Amerikali baba Turk- baba surekli Turkce konusuyor ve cok rahat annesine Turkce'den Ingilizce'ye cevirebiliyor. Biraz sabir isi kolay degil ama Acalya'ya katiliyorum Ingilizce daha kolay diye Turkce ogretmeyen bir suru anne-baba var ki bence onlarin durumu daha uzucu. Kisacasi siz inatla Turkce konusun. SF-LA arasinda gezi plani ben de yapmak istiyorum zaten oldum olasi SF ve cevresini sevmisimdir. :) Guzel havalarin keyfini cikarin..
Konusma terapisi icin bence aceleci ve panik davranmissiniz. Dante`nin isi daha zor, 3 dil konusmak zorunda ve o da uzunn cumleler kurma konusunda yasitlarindan geride. Bu cok ama cok normal. Konusma terapisti Amerikali bir tanidigim var, `OPOL`u bikmadan usanmadan uygulayin, cok dilli cocuklar icin konusma terapisi hemen basvurulan bir uygulama degil, sabretmek ve inatla kendi dilini konusmak en iyi terapi bu tur cocuklar icin, eger fizyolojik bir bozukluk yoksa bu cocuklara terapi uygulamak icin gec yaslari bekleriz` demisti. Kaldi ki konusma terapisini Ingilizce aldiysa, Ingilizceyi elbette tercih edecek, okul ve arkadaslari yanisira. Demek ki konusma terapistleri arasinda bile fikir ayriliklari var bu ulkede. Sigortadan bolca para mi aldi acaba sizin terapist? ;o) Arel gibi Dante de matematik kafali, ah bu babalar! hah sana bir ornek daha, komusumun oglu 4 yasina kadar neredeyse konusmadi, anne Turkce, baba Ingilzice konsuyor, anne de cogunlukla Ingilizce`ye kaciyor, terapiye bile gitmeyi dusunduler, cocugun doktoru hep sabretmelerini soyledi, cocuk preschool`a basladi, birkac ay sonra bulbuller gibi sakiyordu, susturana askolsun!
Kimseye birsey aciklamak zorunda degilsin, biliyorum rahatsiz oldugun ortam Turk kadinlari ortamidir, yoksa Amerikalilar asla boyle birsey sormazlar, yargilamazlar, hatta bilingual oldugu icin sempati bile duyarlar, bol bol ovgu yagdirirlar. Ah bu Turk kadinlari yok mu? her yerde aynilar! vidi vidi vidi. Hele Arel`in terapi aldigini duyduklarinda olayla daha da ilgilenip, seni daha da aciklama yapmaya zorluyorlardir…
Meltemcim, "babasının herhangi bir dili mecbur değilse konuşmadan yaşayan biri olduğu düşünülürse" diye yazmissin ya yorumlarda, gulumseyerek okudum o satirlari. Cunku ben de muhendis bir boga erkegiyle evliyim ve ne demek istedigini gayet iyi anliyorum :)
Arel'in Turkcesi icin de hiiiic endiselenmeye gerek yok bence. Bence, onemli olan cocuklarin bir sekilde kendilerini ifade edip mutlu olmalari. Bunun kendiliginden olmasi veya uzman yardimiyla gelismesi, ya da hangi dile oncelik verdikleri aslinda hic onemli degil. Ahkam kesip elestirenler bunu iyi niyetle yapmis dahi olsalar, bizim isimizi daha da zorlastiriyorlar ne yazik ki. Galiba nazikce dinleyip kafaya takmamak en iyisi :)
Bu arada, Ali Kerem bayilir fok baliklarina. Iki tane beyaz fok baligi var oyuncak, gece illa ki onlari kucaklayarak dalar uykusuna:) O sahile gelebilsek ve onlari canli canli karsisinda gorse, cildirir herhalde sevincinden !
Ayni benim oglum gibi, neredeyse yazi yazacak ama dogru duzgun konusmuyor. 4 yasinda konusmaya basladi. Evde bakicidan surekli Endonezya'ca, bizden Turkce, okuldan Ingilizce'ye maruz kaliyor. Terapistlere gittim bir kac kez ama oglumda herhangi bir norolojik yada fizyolojik bozukluk olmadigini ogrenince terapi almadik hic. Buradaki ogretmenler cok rahatti, cok dilli ortamlarda buyuyen cocuklarda cok rastlanan bir durum oldugunu soylediler hep. Biz de sabirla bekledik. Yeni yeni Ingilizce konusmaya basladi.
Siz de konuyla ilgili cok okumussunuzdur mutlaka, cocuklar bazan kendilerince onemli bulduklari dili konusmaya basliyormus. Aslinda akillica, nasilsa biz her konustugunu anliyoruz ama bizim disimizda Turkce anlasabilecegi biri yok, o da Ingilizce'yle basladi. Sabirla bekliyorum, Turkce'de gelecek zamani geldiginde.
Annelerin endiseleri hic bitmiyor. Ben bir de onumuzdeki sene okumayi yazmayi ogrenecek kizim icin endiseleniyorum. Turkce okuma/yazmayi nasil ogretecegim, ne zaman ogretmeliyim gibi konulari arastiriyorum simdi.. Konusmanin ardindan da okuma/yazma gelecek, hazir olun :)
ycurly , aslında Türkçe'yi çok iyi biliyor ama iki kelimeli cümlenin ötesine geçmedi daha. Zaten biz evde sürekli Türkçe konuşuyoruz o da evde daha fazla Türkçe kelime kullanıyor. Ama dışarıdaysak ona Türkçe konuşturmak imkansız gibi.
Açalya , terapi bildiğimiz speech therapy değil. Daha çok iletişim amaçlı konuşma terapisi gibi birşey. Arel her iki dilde de kendi yaşıtları kadar kelime biliyor. Sor herşeyin ismini ingilizce ve Türkçe söyler ama konu onlar iletişim amaçlı cümle içinde kullanmaya geldiğinde bizimki bir iki kelimeyle atlatmaya çalışıyordu. Ben doktoruna durumu anlattığımda o da en az iki dil kullanılan ortamlarda özellikle erkek çocukların zorlandıklarını ve küçük yaşlarda destek alırsa bu problemin üzerinden gelebileceklerini söyledi. Bizde araştırdık ve Arel'le çok güzel anlaşan birini bulduk. Bizim eve geliyordu ya da parkta oynuyorlardı. Oyun oynarken ona kelimeleri iletişim amaçlı kullanmayı öğretti kelime ya da telaffuz öğretmedi. Bu terapinin bizim hayatımıza ne kadar iyi bir etkisi oldu anlatamam. Resmen Arel'i sıkıştığı dünyadan çıkartıp kendini rahatça ifade edebildiği bir ortama soktu. Çocuğun bütün davranışları değişti bütün bunları yaşayıp gördükten sonra biri çıkıp aaa Türkçe konuşmuyor mu diye sorduğunda sinir oluyorum. Eee onu da konuşmuyordu!! :))
Ayse Sule ,Hah biliyorsun yani konuşmayan boğa mühendislerini :)) gelin buralara Ali Kerem'i de getirin.
Selen , bizi de doktorumuz senin yazdığın gibi uyarmıştı. Eminim kızın dil öğrenimi o kadar zor olmamıştır. Daha çok erkek çocuklar zorlanıyormuş. Daha okumak yazmak var diyorsun işimiz var desene :) Ben cümle kursun diye harcadığım çabayı bir kız çocuğuna harcasaydım şimdi şiir yazıyor olurdu herhalde :)
Sitenin yeni yüzünü ilk defa görüyorum.. Bir kaç zamandır uğrayamıyordum. Çok cici olmuş, şu çizimlerin.. ahh çizimlerin.. Benim tembelliğimi yüzüme vuruyor ; )
Sevgiler..
Canfeza , ben baktım sitene hiç de tembellik yapmıyorsun.
Merhaba Meltem.. Benim oglum da bilingual yetisiyor, Almanca ve Türkce dilleriyle, simdilik iki dili de idare edebiliyor.. Ama cok yakin arkadasimin oglu tipki Arel gibi cümleler kurma sürecini biraz sancili atlatti.. 5 yasini gecmis olmasina ragmen terapilere devam ediyor ve arkadasim da daha cok Almanca konusmasina yogunlasmis durumda.. Cünkü yurtdisinda büyüyorlar, birkac seneye kadar okula gidecekler ve bulunduklari ülkenin diline tam hakim olmak zorundalar.. Türkce muhakkak ki ´bir dil bir insan´ sözüyle ek avantaj kazandirsa da yazdigim gibi asil büyüdükleri dil ögrenim ve gelecek yasamlarindaki basarilari acisindan cok cok daha önemli..
Eger seni Türkce de anliyorsa yolunda devam et, sarkilarla falan kelimelerin belleginde taze kalmasina dikkat edersen ileride ihtiyaci oldugunda kullanabilecek duruma getirir Arel.. Eger isterse günde 1 saat Türkce oyun oynayabilirsiniz.. Ve arada Türkce cizgi film izlettirebilirsin.. Bunlari eminim ki denemissindir gerci..
Sana laf yapanlara da kulak asma, yoruldugunu tahmin edebiliyorum ama insanlar maalesef böyle, olaylari ve kisileri empati yaparak degerlendirmedikleri icin karsi tarafi ne kadar dar bogaza soktuklarinin farkina varmiyorlar..
Sana ve ogluna basarilar dilerim..
Elif, desteğin için teşekkür ederim. Biliyorum bir tek Arel değil bazı çocuklar dil konusunda zorlanıyorlar. Ben evde Türkçe konuşuyorum ama dediğim gibi bazen dediğim şeyi duymazdan geldiği zaman İngilizce konuşmaya başlıyorum çünkü benimle iletişimini kesmesine izin veremem. Yine de araştırıyorum ona dil öğretmek için bir çok yöntem öğrendim çok işe yarıyorlar.