Shop

Meltem Sozer Portfolio

Çizimler

Ve Ben Kapıyı KAPATTIM!

Meltem Sozer, 15 Şubat 2010

_MG_2766

Yaş günüm harikaydı belki fırsat bulur bir ara yazarım.

Kutlu günü kutlayıp, akşam eve döndüğümüzde Arel’in ikinci sıra büyük azı dişlerini çıkardığını farketmek bizi çok korkuttu.

Korkunun ecele faydası yoktur ata sözüne sırtımızı yaslayıp amaaan nasıl olsa atlatırız diye birbirimizi teselli ettik.

Ama ben sevgilimin gözlerindeki korkuyu gördüğüme göre o da benim korkumu rahatlıkla anlamıştır herhalde.

Oğlumuz bir kaç gün ateşli ve ishal gezdi. Hiç durmadan ağladı ve inledi, geceleri ikide kalkıp dörtte yatı. Ve sabah beş buçukta yine ayaktaydı. Ateşi olduğu için okula gidemedi ve öğlenleri hiç uyumadı. Çocuğu olan insanlar bu saydıklarımın nasıl bir birleşim olduğunu çok iyi anlarlar. Bütün bu fiziksel acılara maruz kalan çocuk nasıl davranır anlatmayacağım ama gün bitiminde ben bahçeye çıkıp üzerime benzin döküp kendimi yakmak isteyecek kadar yaşama isteğimi kaybediyorum diyebilirim.

Neyse sevgililer günü oğlumuzu oyalamaya çalışmakla geçti ama asıl bir gece öncesinin trajik komedisi günlüğümde olmalı.

_MG_2750

Cumartesi günü yine oğlumuzu oyalayacak onun acısını unutturacak bir plan yaptık. Akşam eve geldik onu yatırdık. Sevgilim balkonu düzenleyelim diye tuturdu. Ben bu arada kendimi yakmayı düşünüyorum tabi :)

Yok dedim güzel filmler seçtim onları seyredelim rahatlayalım biraz.

Israr etti hava ısınıyor en azından ne nerede duracak karar verelim diye.

Taşındığımızdan beri atılması gereken kutuların bir kısmı hala balkonda duruyor onları toparlayıp bir yandan da ne nerede duracak onu konuşuyoruz. Derken konuşma biraz uzadı ve sevgilim kapıyı kapatsana içeri soğuk girmesin dedi.

Ve ben kapıyı KAPATTIM!

Ve tabi kapatmamam gerekiyordu. Taşındığımızda kilitleri yetersiz bulup Arel açamasın diye yenilerini taktık. Bunları kapı kapandığında otomatik kilitlendiği için seçmiştik. Özellikle de balkona çıktığımızda yanımızda anahtar olması gerekiyor. Ve hava balkonda oturacak kadar ısınmadığı için anahtarları ortaya çıkarma gereği bile duymamıştım.

Fiziksel ve duygusal yorgunluk nedeniyle beyni süngere dönmüş iki insan olarak oturup film seyretmemiz gerekiyordu.

Kapıyı kapatıca balkonda kilitli kaldığımızı anladım. Bir süre sanki açabilecekmişiz gibi kapıyı zorladık :) Arel’i uyandıralım diye düşündük ama kilitler ikili özellikle çocuklar açamasın diye yapılmış.

En sonunda camı kırmaya karar vedik. Balkonda mumluk olarak duran seramik evlerimden sivri tepelisini alıp bütün gücümüzle cama vurduk. Cam sadece çizildi :) Sonra demir denedik yine kırılmadı. Herhalde bir yarım saat uğraştık böyle.

Cam hem kalın, hemde çift cam arka arkaya duruyor.

Bundan sonrasında olayın saçmalığı ve düştüğümüz durumun aptallığı karşısında beni gülme tuttu. Çaprazda oturan rus komşumuzun küçük kızı karşı komşumuzun kızıyla cumartesi geceleri birlikte oynadıkları için evlerine geç saatte dönerken balkonda bizi gördü. Ondan annesini çağırmasını istedik. Sonra karşı komşumuz da olaya dahil olup kurtarma operasyonu düzenlediler.

Nöbettçi çilingir çağırdılar. Bize battaniye ve hırka teklif ettiler, hep birlikte durumun saçmalığı üzerine espiriler yapıp güldük. Derken çilingir geldi, cumartesi gecesi kendimizi balkona kilitlemiş olmamızın cezası olarak bizden 170 dolar talep etti. Bir ara  komşudan çekiç isteyip camı kırmayı düşünsek de balkonun büyük çift camını kırmanın işçilikle birlikte bize daha pahalıya mal olacağına karar verdik.

Gece vakti soğukta bir buçuk saat balkonda kalmış olmamızın fırsatını değerlendirmek isteyen çilingirin para isteğini kabul etmek zorunda kaldık. Adam giriş kapısını açtı bizi balkondan kurtardı sonra da iki tane kilit açmak zorunda kaldığını iddia edip istediği ücretin iki katını talep etti. Zaten çilingirin fırsatçılığına çok sinirlenen sevgilim adam iki kelime daha ederse onu döveceğini vücut diliyle ifade ettikten sonra adam tek kilit parasını alıp kaçarcasına gitti.

Neyse ben çok eğlendim. Para konusunda sevgilimin morali çok bozuldu onu da herkesin başına böyle şaçma şeylerin geldiğine inandırdım :) Dışarı çıksak belki kaza yapıp bu parayı bir şekilde yine harcayacaktık dedim. Belki de kaybedecektik ya da çaldıracaktık. Böyle tatsızlıkları yaşanmamış saymak daha iyi.

Üstelik ben çok heyecanlandım ve eğlendim.

Fotoğrafları  San Francisco’da çekmiştim.

fotoğraf, Özel Günler

This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.

Yorumlar (13):


  1. nihan on Şubat 15th, 2010

    Arel uyurken dışarıda kilitli kalmanız can sıkıcı gerçekten.o kısmı okurken gözlerim endişeyle ayrıldı yani.çilingirin yaptıkları ayrı mesele.pek bir gıcık oldum adama.ilk azılarda biz de zorlanmıştık.bu da gösteriyor ki ikincileri savaş baltalarıyla bekleyeceğiz.hem size hem kuzuya geçmiş olsun.

  2. umur on Şubat 15th, 2010

    Ben olsam sinir olur, durumu trajediye çevirirdim. Ne güzel böyle olumlu bir dünya görüşü olmak. Neyse ne gülümseyebilmek… Bak böyle de olabilir dediğin için çok teşekkürler…

  3. sevda on Şubat 15th, 2010

    Çok geçmiş olsun, yazını okurken endişeyle açtım gözlerimi ama sonunda eğlenceli olduğunu belirtmene sevindim.Sanırım bu yüzden seni okumayı seviyorum:)) Arel’ in diş sıkıntısına çok üzüldüm, çok iyi anlıyorum sıkıntınızı. Geçici bir durum nasıl olsa bir süre sonra normale döneceksiniz. 20 sayısı seni en mutlu eden sayı olacak (altta 10 + üstte 10):))Neyse kendinize çok iyi bakın…

  4. Ayça on Şubat 15th, 2010

    :=) aman tanrım!!!geçmiş olsun .. ama bu kadar can sıkıcı bir olayı bu kadar neşeli atlatabildiğiniziçin bravo :=)
    bir başkası cıngar çıkartırdı eminim :=)şansınıza da Arel uyumaua devam etmiş:)

  5. Delfina on Şubat 15th, 2010

    Meltem,

    Sana moral vermek isterdim ama sen zaten olumsuzluklara rağmen mutlu yanlar görebilen bir insansın…

    Kendini yakma isteğinde yalnız olmadığını bilmeni isterim.Sabah ben de dedim ki oğluşa; “ilerde birgün efendi olursun ama o “gün”lerde ben ne halde olurum bilemem”.. ve bu velet 13′ünde :)

    Hepimize bol sabır dolu günler Meltemcim…

  6. arzum on Şubat 15th, 2010

    önce endişelenerek peşinden de gülerek okudum, ne diyelim Allah beterinden saklasın.

    kendini yakma isteğine çok güldüm, neden mi?

    neden olacak bende iki tane velet var da ondan :))

  7. Ayse Sule on Şubat 15th, 2010

    Biraz once uzun uzun yazdimdi ama uctu gitti:(

    Bos veremeyecek kadar onemsedigim, ama ayni mesaji tekrar yazamayacak kadar da tembel oldugumdan, bu kisa mesajla sevgilerimi ve gecmis olsun dileklerimi gonderiyorum hepinize.

    Sevgiler,
    Ayse Sule

  8. Açalya on Şubat 15th, 2010

    heyecanli bir gun gecirmissiniz, neyse ki herkes iyi.

  9. Didem on Şubat 15th, 2010

    Meltem,
    Yazilarina bayiliyorum. Gecmis olsun ama hakikaten trajikomik bir hikaye. Cok guldum olayi tasvir edis bicimine, allah da seni guldursun :)

  10. aysun on Şubat 16th, 2010

    Bende bazen Duru çok zorladığında çok kötü hissediyorum, böyle hissettiğimde birde vicdan azabı çekiyorum, katlanıyor yani, sonrada derler ya bi gülüş, bi tatlı söz unutturuyor herşeyi, ve tüm yorgunlukları…
    zaten hatırlananlar güzel anlar değilmi, kolay gelsin hepimize,
    sevgiler…

  11. figen on Şubat 16th, 2010

    benim yorumumda uçup gitti ama özetle alacakaranlık kuşağı gibi bir duruma düşmüşsünüz sonu bile öyle bitmiş !keşke eşin dövecek gibi bakmayıp dövseydi belki parayı almadan kaçardı pis çıkarcı:)))
    Arele sakinleştirici çaylar vermeyi denesen adaçayı,ıhlamur ,rezene gibi hatta hep birlikte içseniz belki yangın çıkartmaktan vaz geçersin:)
    dişlerin çabuk çıkması dileğiyle
    sevgiler

  12. Yesil Erik on Şubat 17th, 2010

    Haha, yillar once ben ve uc arkadasim da boyle balkonda kalmistik. Bir sure sonra olayin komikligi baskin cikmisti :) Biz itfaye cagirdik, ama sonunda sitenin cilingiri kurtarmisti gene. Para filan almamisti Allahtan.

  13. Meltem Sozer on Şubat 19th, 2010

    nihan,teşekkürler.

    umur,yok yok o kadar kötü değildi. Komşular da girmediler içieri konuştuk gülüştük …

    sevda, umarım biran önce biter artık.

    Ayça,uyansa camı çekiçle kırar girerdim içeri. O kadar stress kaldıramam.o içeride biz dışarıda işte o zaman kabus olurdu.

    Delfina,ooo bu iş on yıl sonra da böyle devam edecekse ne yapacağız bilmiyorum.

    arzum, bazı dönemleri çok zor geçiriyoruz gerçekten.

    Ayse Sule, teşekkür ederim. Önce attığın yorumu kontrol ettim bulamadım.

    Açalya, evet önemli olan o.

    Didem, Amin.

    aysun, evet insan normalde yaşadığı kötü şeyleri hatırlayamıyor. Neyse ki :)

    figen, baktım bulamadım yorumunu. Arel’e bitki çayı içirmek yerine deveye hendek atlatmayı tercih ederim :)

    Yesil Erik, ben de ithayeyi çağıracaktım da onlar kilidi kırıyorlar diye vazgeçtim. Siz ucuz atlatmışsınız.

Leave a Comment

Subscribe to feed